[Ahmet Kazım Ürün] - Mübarek karşıtlığı önce edebiyatta var oldu
Nuriye Akman
Mısır'da Mübarek rejiminin devrilmesini herkes gibi heyecanla takip ederken, bu ülkenin edebiyatını iki yazar adının dışında hiçbir şey bilmediğimi fark ettim.
Okuduğum kitapların içinde yazarı Mısırlı olan tek bir kitap bile yoktu. Madem Mısır, bundan sonra ilgi alanımız içinde olmaya devam edecek, sadece siyasi gelişmelerle yetinmeyelim, edebiyat dünyasını da tanımaya başlayalım dedim. Ve aklıma gelen soruları Prof. Dr. Ahmet Kazım Ürün'e yönelttim.
Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Doğu Dilleri ve Edebiyatları Bölüm Başkanı olan Prof Ürün'ün özel ilgi alanı Arap edebiyatı. Değişik tarihlerde bilimsel araştırma ve incelemeler yapmak üzere Mısır, Suudi Arabistan ve İngiltere'de bulunan Ürün, Arapça, Farsça ve İngilizce biliyor. Prof Ürün, "Mısır'da Bir Türk Şair:Ahmet Şevki" adlı eserinde Mısır'da sosyal, siyasi ve edebi durumu inceledi. "Necip Mahfuz Toplumsal Gerçekçi Romanları" adlı kitabı ile Mısır edebiyatının bu en ünlü yazarını Türk okurlara tanıttı. Umarım bu söyleşi Türk okurların Mısır edebiyatına ilgi duymasına katkı yapar.
-Mısır'ın batı uygarlığıyla tanışması ilk kez 1798'den sonra Napolyon'la başladığını ve daha sonra Fransa'ya kültür heyetleri gönderilip çeviriler yapıldığını dikkate alırsak, Fransa ve Fransızcanın Mısır edebiyatını çok etkilediğini düşünebilir miyiz?
-Evet düşünebiliriz. Türkiye ve Mısır gibi doğu ülkeleri on dokuzuncu yüzyılın sonralarıyla yirminci yüzyılın başlarında döneme hakim olan Fransız kültür ve edebiyatından çokça etkilenmişlerdir. Bilindiği gibi bizde Tanzimat'la birlikte batılılaşma başlamış ve daha çok Fransız kültürü ve edebiyatı ilgi odağı olmuştur. Mısır'da ise Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın gönderdiği Rifaa Rafi et-Tahtavi başkanlığındaki heyet, Fransa'ya gitmiş ve burada görüp öğrendiklerini ülkelerine taşımışlardır. Örneğin et-Tahtavî, Seyahatname türünde sayılabilecek Tahlîsu'l-İbrîz ila Telhîs Bâriz adlı eserinde, Paris'teki anılarını gezip gördüklerini, okuduklarını kaleme almıştır. Sonraki yıllarda, Ahmet Şevki, Tevfik el-Hakim,Taha Huseyn gibi şair ve yazarlar, Fransa'da uzun süre kalmışlar, buranın kültürel havasını teneffüs etmişler, burada ve Mısır'a dönüşlerinde kaleme aldıkları eserlerde Fransız kültürünün izlerini yansıtmışlardır. Bunun sayısız örnekleri vardır. Türk asıllı ünlü Mısırlı şair Ahmed Şevki, Fransa'nın Montpellier kentinde kalmış ve burayla ilgili şiirler kaleme almıştır. Aynı şekilde Modern Mısır edebiyatının adeta duayeni sayılabilecek gözleri görmeyen Taha Huseyn de, Fransa'da uzun yıllar kalmış ve orada bir Fransız bayanla evlenmiştir. Bu Fransız bayan, ona okuduğu pek çok eserle kültürel hayatının gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur.
-Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla stratejik önemi artan Mısır'a kuvvet çıkaran İngiltere 1882'de ülkeyi nüfuzu altına aldı. 1914'te Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte, Osmanlı devletinin, karşı cephede yer alan İngiltere'ye savaş açmasıyla İngilizlerin Mısır'daki baskıcı tutumları daha da arttı. İkinci dünya savaşı sırasında da Mısır, İngiltere için önemli bir üstü. Bütün bu dönemlerde İngiliz hâkimiyeti Mısır edebiyatına nasıl yansıdı?
-İşgal karşıtı düşünceler, hemen hemen bütün Mısırlı şair ve yazarların eserlerinde öne çıkmıştır. Hatta kimi zaman bizde Namık Kemal gibi şahsiyetlerin Malta'ya sürüldükleri gibi orada da işgal karşıtı olan Mahmud Sami el-Barudi gibi şahsiyetler Malta'ya sürülmüşlerdir.
-Mısır edebiyatında da Türk edebiyatındaki gibi belirli adlarla nitelendirilen özel dönemler var mı?
-1798'de Napolyon'un Mısırı işgali, Modern Arap edebiyatının ve dolayısıyla Modern Mısır edebiyatının başlangıcı olarak kabul edilir. Daha sonra Kavalalı Mehmet Ali Paşa dönemine Rıfaa Rafi et-Tahtavi başkanlığındaki bilim heyetinin yurtdışına gönderilişinden itibaren başlayan döneme "Nahda / Kalkınma, Uyanış" Dönemi denmiştir. Mısır Edebiyatında önemli bir dönüm noktası ise 23 Temmuz 1952 Mısır İhtilali'dir. Edebiyatta, eserler tasnif edilirken veya edebi eleştiri yapılırken, eserler "Kable's-Sevra" İhtilal Öncesi ve "Ba'de's-Sevra" İhtilal Sonrası olarak
değerlendirilir.
-İslam öncesi dönem Mısır edebiyatına nasıl yansıyor?
-İslam öncesi dönemde, özellikle Firavunlar dönemi pek çok yazar ve şair için esin kaynağı olmuştur. Genelde çok dindar olmayan Mısırlı entelektüeller, Firavunlar dönemiyle gurur duymaktadırlar. Necip Mahfuz'un kaleme aldığı ilk romanları Abesu'l-Akdar/Kaderlerin Anlamsızlığı, Kifah Tıyba/Tıyba Savunması ve Radubis, başta Firavunlar dönemi olmak üzere İslam öncesi Mısır tarihini anlatmaktadır. Onun dışındaki pek çok yazar, öyle veya böyle Firavunlar dönemine mutlaka değinmiştir. Yine Ahmet Şevki'nin, Azrau'l-Hind ve Temeddunu'l-Feraine adlı eseri, Firavunlar dönemini; Kleopetra ile
Antonious'ın aşkını konu edinen Kleopetra piyesi ise, Romalılar dönemini ele alır. Bu tür konular, Corci Zeydan'ın tarihi romanlarında da çokça yer bulmuştur.
-İslamla birlikte edebiyatta hangi temalar ele alınmaya başlamış?
-İslamla birlikte değişen toplumsal yaşam, edebiyatçıların eserlerinde olumlu olumsuz olarak yer almaya başlamıştır. Pek çok dini figür, şahsiyet, kavram edebiyatçıların konusu veya malzemesi olmaya başlamıştır. Öncesinde kısıtlama olmaksızın işlenen konular, bazen toplumsal baskı bazen de devlet baskısı neticesinde ele alınmaz olmuştur. Necip Mahfuz, İhsan Abdulkuddus, Necip el-Keylani, Abdulhamid Cude es-Sahhar, Yusuf İdris gibi birçok edebiyatçının eserlerine baktığınızda, Ezher ve Hüseyin Camii, Seyyide Zeynep ve İmam Şafii gibi İslami mekan ve isimlere rastlanır.
-Edebiyat üretiminde Mısır'ın Hıristiyan nüfusu mu yoksa Müslümanlar mı daha üretken?
-Genelde Müslümanlar daha üretken gibi görünüyor. Ancak nüfusa oranla Hıristiyanlar edebi faaliyetlerde azımsanmayacak düzeyde. Mısır'ın yüzde on ikisi Hıristiyan. Hıristiyanlar arasından öne çıkan şahsiyet, pek çok tarihi roman kaleme alan ve aynı zamanda önemli bir edebiyat tarihi kitabını da kaleme alan Corci Zeydan'dır. Diğer bir isim ise Necip Mahfuz'un adeta fikir babası olmuş Selame Musa'dır. Sosyalist düşüncede olan Selame Musa, makaleleriyle pek yazarı etkilemiştir. Ayrıca özellikle şiir alanında eserler vermiş olan Lübnan doğumlu Mısır'a yerleşmiş olan Halil Mutran ve Hidiv siyasetini tenkit eden, tiyatro ve Abu Nazzarati'z-Zerka adlı resimli mizah gazetesini çıkaran Yakub Sanu da gayri Müslim edebiyatçılar arasında sayabiliriz.
-Mısır'ın edebiyat tarihinde takibata uğrayan, tutuklanan, eserleri yakılan yazarlar var mı?
-Bunların başında bir edebiyat eleştirmeni olarak Necip Mahfuz üzerine bir eleştiri kaleme alan Seyyid Kutup gelir. Kutup daha sonra fikirlerinden dolayı tutuklanmış ve asılmıştır. Daha öncesinde Neo klasik şiir öncüsü Mahmud Sami el-Barudi, şiirlerinden dolayı Malta'ya sürülmüştür. Yine Ahmet Şevki, kaleme aldığı şiirlerinden dolayı yurtdışına sürgün edilmiştir.
Ancak, Türk ve Osmanlı olmaktan her zaman gurur duymuş olan ve bunu 'Allâh şahittir, din ve ırk konusunda mutaassıb değilim. Ben Türküm. Bana göre insanların en kötüsü, başka ırklara düşman olan Türk'tür. Bütün Osmanlı tebaasını seviyorum. Canım vatanıma feda olsun! Yegâne arzum, Osmanlı olarak yaşamak ve Osmanlı olarak ölmektir' sözüyle de açıkça dile getiren Veliyu'd-Dîn Yeken, bizim açımızdan en kayda değer olanıdır. Yönetim karşıtı olmaktan dolayı, Kahire'den Sivas'a sürgün gönderilir. Burada sürgün kaldığı yıllarda Mısır'a olan özlemini ve sürgün günlerini 'el-Hanîn ila Mısr/Mısır'a Özlem' ve 'Şekvâ ilâ Sadîk /Arkadaşa Şikayet' adlı kasidelerinde dile getirir.
-Kitapların yayınında sansür söz konusu mu?
-Maalesef sansür uygulaması belli dönemlerde uygulanmıştır. İslami içerikli bazı edebi eserlerin yasaklandığı gibi Necip Mahfuz'un "Evladu Haratina/Semtimizin Çocuklar" adlı eseri uzun süre Mısır'da yayımlanması yasaklanmıştı. Semboller üzerinde ilahi otoriteye karşı çıktığı iddia edilen bu eser, Beyrut'ta basılabilmişti. 1975 yılında tamamlanan Yusuf el-Kaid'e ait "el-Harb fi Berr Mısr/Mısır Topraklarında Savaş" adlı eser, Mısır'da basılma imkanını elde edemeyip ancak 1977 yılında Beyrut'ta basılabilmiştir. Daha sonra 1985 yılında yasak kalkınca Mısır'da basılmıştır. Eserde,
birbirinden farklı iki figür, "açlık ve sefalet içinde yaşayarak ölen" "tıka basa yemek yemekten ölen" ele alınmıştır.
-Mısır'da roman mı, şiir mi, hikaye mi daha yaygın?
-İngiliz işgalinin hüküm sürdüğü yıllarda daha çok şiir öne çıkmaktaydı. Mahmud Sami el-Barudi, Ahmet Şevki ve Hafız İbrahim bu dönemin öne çıkan şahsiyetleridir. Yirminci yüzyılla birlikte hikaye ve roman öne çıkmaya başladı. Özellikle 1988 yılında Necip Mahfuz'a Nobel Edebiyat Ödülü verilmesi ve bu ödülü almasında Zukaku'l-Midak/Midakk Sokağı ve es-Sülasiyye/Üçleme adlı romanlarının etkili olduğu ifade edilmesiyle, romana olan ilgi daha da arttı.
-Son 20-30 yıldır hangi akımlardan ve yazarlardan söz edilebilir?
-Roman ve öykü alanında, özellikle Batıda çok tanınan Ehdaf Suveyf, eserlerinde Mısır toplumunu eleştirel bir gözle bakan ve özellikle kadının toplumdaki yerini ele alan Selva Bekr, Devrim sonrası Kahire'de yaşanan "kültür şoku"nu ele alan ve bunun sonucunda Müslüman Kardeşler Örgütü gibi yapılanmaların doğduğunu savunan Alâ' el-Asvânî, birçok eleştirmen tarafından Dan Brown'ın "Da Vinci Kodu" romanının Arapça versiyonu olarak nitelendirilen "Azazil" adlı romanı kaleme alan Yusuf Zeydân, edebi değeri yüksek olmamasına rağmen Kahire taksicileriyle yaptığı konuşmalara yer verdiği ve o güne kadar Mısır'da görülmemiş bir satış rekoruyla otuz bin satan "Taksi" adlı romanıyla Halid el-Hamîsî.
-Peki son yıllarda durum nedir?
-Son dönemde şiir alanında ise Ahmed Hicâzî, Emel Dunkul, Fâruk Şûşe, Salâh Abdussabbûr
Abdulmun'im Ramadân (genç kuşaktan), Alâ' Hâlid (genç kuşaktan) gibi isimleri sayabiliriz.
Necip Mahfuz'a yakınlığıyla bilinen ve onunla çok detaylı bir mülakat yapan ve Orhan Pamuk'un Mısır'ı ziyaretinde onu karşılayan ve ağırlayan sol görüşe sahip Cemâl el-Gîtânî'nin yanı sıra Fethi Gani ve Yusuf el-Kaid gibi isimleri bir önceki kuşak yazarları olarak da ekleyebiliriz.
-Ahmed Heykel ve Necip Mahfuz'un dışında fazla edebiyatçı adı bilinmez Türkiye'de. Mısır edebiyatı deyince size göre mutlaka okunması gereken on romanı sorsam?
-Necip Mahfuz'un es-Sülasiyye / Üçlemesi (Beyne'l-Kasrayn/İki Saray Arası, Kasru'ş-Şevk/Arzu Sarayı, es-Sükkeriyye / Şekerleme), ve Midak Sokağı/Ara Sokak, Hanu'l-Halili/Han Halili'de. Sunallah İbrahim'in Şeref adlı romanı. Yusuf el-Kaid'in el-Harb fi Berr Mısr/Mısır Topraklarında Savaş'ı. Tevfiku'l-Hakim'in Usfurun Mineş-Şark/Doğunun Serçesi, Yusuf İdris'in Haram/Yasak'ı. Cemal el-Gıtani'nin ez-Zeyni Berekat'ı. Muhammed Huseyn Heykel'in Zeyneb'i. Taha Huseyn'in otobiyografik eseri el-Eyyam/Günler
-Mısır Arapçasının diğer Arap ülkelerinde kullanılan Arapçadan farkı var mı?
-Günümüzde konuşulan Arapçanın çeşitli lehçeleri var. Bunlardan biri de Mısır lehçesi. Bu lehçeyi diğerlerinden ayıran en önemli özellik, cim harflerini g şeklinde telaffuz edilmesi. Örneğin Mısırlılar Cemal diyecekleri yerde Gemal derler. Diğeri de kaf harfini elif/a,e şeklinde telaffuz etmeleri. Mesela Kalem kelimesini elem/alem şeklinde telaffuz ediyorlar.
-Mısır edebiyatından Türkçeye hangi eserler çevrildi?
-Necip Mahfuz'un birçok eseri Türkçeye tercüme edildi. Bunlar; el-Kâhiretu'l-Cedîde/Savrulan Kahire, Midakk Sokağı, Hanu'l-Halili/Han Halili'de, Sülasiyye / Üçleme (üç kitap halinde Beyne'l-Kasrayn/İki Saray Arası, Kasru'ş-Şevk/Arzu Sarayı, es-Sükkeriyye / Şekerleme), el-Lıss ve'l-Kilab/Hırsızlar ve Köpekler, es-Summan ve'l-Harif/Kırlangıçlar ve Sonbahar, eş-Şehhaz/Dilenci, Miramar, Leyali Elf Leyle/ Binbirinci geceden Sonra, el-Baki mine'z-Zemen Sa'a/ Nil'in Üç Çocuğu , Yevme Kutile'z-Za'im/ Başkanın Öldürüldüğü Gün. Tevfiku'l-Hakim'in Usfurun mine'ş-Şark / Doğunun Serçesi
-Mısır'ın öne çıkan kadın yazar ve şairlerinden de bahsetsek biraz?
-Arap dünyasında ilk kadın uyanışının öncüsü ve ilk Arap kadın yazarı Aişe et-Teymuriye'dir. Çerkez bir anadan dünyaya gelen Aişe et-Teymuriye, mersiye, mehdiye ve gazellerinin yanı sıra sosyal meseleleri içeren nesir ve şiirler kaleme almıştır. Günümüzde ise daha çok kadın haklarıyla ilgili yazılarıyla tanınan NevalSa'davi, sadece Mısır'da değil tüm Arap dünyasında öne çıkmış bir kadın yazardır. Hatta son zamanlarda, kadınların da birden fazla evlilik yapabilmesini savunan düşüncesiyle hakkında çok konuşulmuştu.
-Arap milliyetçileri, sosyalistler, siyasal İslamcılar, feministler... Bu gruplar arasında polemikler oluyor mu?
-Doğrusu 23 Temmuz 1952 devriminden sonra günümüze kadar askeri yönetimler iş başında olduğundan, çok fazla farklı sesler farklı yorumlar duyulmuyordu. 23 Temmuz devrimini yapan General Necip komutasındaki Hür Subayları tasfiye ederek iktidarı ele alan Cemal Abdunnasır, daha çok Rus yanlısı Milliyetçi sol düşüncede olduğundan, yazılı ve görsel basın ve edebiyat çevresi bu düşünce etrafında toplanmaktaydı. Daha sonra Amerikan ve İsrail yanlısı politikalarla birlikte bu yönde de yazılar yazılmaya başladı. Ancak önemli bir güç olan ve şiddete başvurmayan siyasi İslam'dan yana olan İhvanu'l-Muslimin (Müslüman Kardeşler) örgütü mensupları ve sempatizanları bu düşünce doğrultusunda yazılar yazmışlardır.
-24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan antlaşması, Türkiye ve Mısır arasındaki bütün bağların kesilmesine yol açtı. Bu tarihten önce ve sonra Osmanlı ve Türk kavramları edebiyatta nasıl yer alır? Türk karakterler olumlu mudur olumsuz mu?
-Mısır'da Türk varlığının tarihi çok eskidir. Memlukluler, Eyyübiler, İhşidiler, Tolunlular burada egemenlikler sürdürmüşler ve tabiî ki somut/soyut büyük izler bırakmışlar. Daha sonra Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yer alan Mısır uzun yıllar Hidiv sülalesi tarafından idare edilmiştir. Bütün bu dönemler sırasında gerek Türkçe gerekse Türk kültürü, toplumun bütün katmanlarında yer almıştır. Kimi zaman bazı olumsuz durumlar olmuşsa da genelde toplumun bakış açısı olumludur. Batılı ülkeler kendi egemenliklerini veya etkilerini artırmak için toplumdaki bazı değerleri yok etmeye çalışmışlardır. Bunlardan biri de Araplarla Türkleri birbirine bağlayan din kardeşliği hususudur. Ne yazık ki Arap entelektüelleri arasında bu olumsuz propagandanın etkisi altında kalan kişiler olmuştur. Osmanlıyı/Türkü sömürgeci, şiddet ve baskının sembolü olarak görmüşlerdir. Türkiye'nin yüzünü Batıya çevirdiği bölgeyi önemsemediği dönemlerde bu durum daha artmıştır. Ancak günümüzde Türk dış politikasındaki olumlu değişime paralel olarak düzelmiştir. Son dönem Mısırlı şair ve yazarlar, özellikle Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve daha sonra gelen yöneticileri, ülkenin kalkınmasına katkıda bulunan insanlar olarak verirken kimi zaman sertliğin ve kabalığın simgesi olarak da göstermişlerdir.
-Mısır Arapçasında yer eden Türkçe sözcükler ve deyimler var mı?
-Mısırda uzun yıllar hüküm süren Türkler, burada bulundukları yıllarda konuşma diline daha çok askeri olmak üzere pek çok Türkçe kelime girmiştir. Bir arkadaşım bu konuda biraraştırma yapmıştı. Yaklaşık 800 Türkçe kelimenin Arapça'da kullanıldığını tespit etmişti. Bunlardan en çok kullanılanları; Efendim, başmühendis, abla, doğru (doğri), çavuş, onbaşı, yüzbaşı, oda, eczane, lokanta, kazma, çekiç v.b. . Mısırdaki Mübarek karşıtı gösterilerde sıkça karşılaştığımız Türkçe asıllı "Baltacı" kelimesi çapulcu eşkıya anlamında kullanılmaktadır.
-Mısır siyasetçileri arasında aynı zamanda yazar olan da var mı?
-Bildiğim kadarıyla çok fazla isim yok. Bu anlamda ifade edilecek en önemli isim, Mısır Kültür Yüksek Konseyi Genel Sekreterliği görevinde bulunmuş Marksist görüşe sahip Mısırlı eleştirmen Câbir 'Usfûr'dur. Ayrıca, Mısır'da bulunduğum sırada kendisiyle tanıştığım uzun süre kültür bakanlığı yapmış sol görüşlü Faruk Hüsni (Haseni)'yi de gazetelerde yazdığı kimi yazılarından dolayı bu kategoriye sokabiliriz.
-Mısırlı edebiyatçılar siyasetle ne ölçüde ilgililer, yani edebiyatı siyasetin aracı sayan bir anlayış da var mı?
-Edebiyat-siyaset ilişkisi zamana ve zemine göre değişiklik arz edebiliyor. Ancak kanaatimce daha çok edebiyat siyaset için bir araç olarak kullanılmaktadır. Örneğin Mustafa Kamil'in kurduğu panislamist hüviyet taşıyan Vatan Partisi'ne rakip olarak kurulan Millet Partisi, siyasi faaliyetine destek olmak üzere el-Ceride adında bir gazete yayımladı. Bu gazetenin başına Ahmet Lutfi es-Seyyid getirildi. Ustâdu'l-Cîl (Kuşağın üstadı) lakabını alan ve pek çok ünlü edebiyatçı ve yazar yetiştiren Ahmed Lütfî es-Seyyid, Mısırlılığı, bireysel özgürlüğü, asayiş, adalet ve savunma konularında hükümetin görevlerinin sınırlandırılmasını savunmaktaydı. Ahmed Lütfî es-Seyyid'in öğrencilerinden Muhammed Huseyn Heykel, Tâhâ Huseyn, Kâsım Emîn ve Selâme Mûsâ'da bu düşüncelerin etkilerini görmekteyiz.
-Mısır'da edebiyat yarışmaları yapılıp, ödüller verilir mi?
-Mısır edebiyatında en çok ve en önemli ödülü alan kişi Necip Mahfuz'dur. O ilk ödülü, üçüncü tarihi romanı olan Kifâh Tıyba adlı eseriyle Mısır Milli Eğitim Bakanlığı Hikaye Ödülüdür. Sonra Hânu'l-Halîlî adlı eserinden dolayı Arap Dil Kurumu ödülü ve 1970'de Kasru'ş-Şevk ve Beyne'l-Kasrayn adlı eserlerinden dolayı ikibinbeşyüz cüneyh değerindeki Devlet Takdir Ödülü, Mart 1972'de Mısır'da edebiyattaki başarılarından dolayı birinci derecede Cumhuriyet Nişanı, Fransa'da Fransız-Arap İşbirliği Kurumu tarafından 1985'de Fransızca'ya çevrisi yapılan es-Sülâsiyye adlı eserinden dolayı bir ödül, o günkü adıyla Sovyetler Birliği ile Danimarka'daki çeşitli kurumlar tarafından şeref payeliği almıştır. Şüphesiz en büyük ödül, Necip Mahfuz'a verilen 1988 Nobel Edebiyat Ödülüdür. Bunun dışında Taha Huseyn ile Tevfiku'l-Hakim, Devlet Nişanı ödülüne layık görülmüşlerdir. Ancak daha öncesinde bütün Arap ülkelerinden katılımcıların huzurunda Ahmet Şevki'ye verilen "Emiru'ş-Şu'ara/ Şairler Prensi" unvanını unutmamak gerek. Modern Mısır hikâyeciliğinde önemli yeri olan Muhammed 'Abdu'l-Halîm 'Abdullâh'ın Lakîta adlı eserine Arap Dil Kurumu ödülü verilmiştir.
-Mehmet Akif Ersoy'un Mısır'daki yaşamı, bu ülkenin edebiyatına bir etki yaptı mı? Ersoy ne ölçüde bilinir Mısır'da?
-İstiklal Marşı yazarımız Mehmet Akif Ersoy'un uzun yıllar Kahire yakınlarında Hulvan'da münzevi bir hayat yaşamıştır. Ülkesinden uzakta adeta hayata küsmüş ve çok fazla Mısır'daki düşünce ve kültür dünyasına katılmamıştır. Sadece Kahire Üniversitesi'nde verdiği Türkçe dersler için Kahire'ye geldiği belirtilmektedir.
-Bugün yaşayan Mısırlıların belleğinde hangi Mısırlı şairlerin hangi dizeleri var, sıkça hatırlanan, atasözü gibi belli durumlarda söylenen....
-Devrim sırasında kanaatimce en çok dile getirilen Ebu'l-Kasım eş-Şabbi'nin "İzeş'Şa'bu Yevman Erade el-Hayate felabudde en yestecibe'l-Kader / Halk yaşamak isterse kader ona boyun eğmeli" sözüdür.
-Mübarek'in devrilmesiyle sonuçlanan mevcut devrimde yazar ve şairlerin rolü oldu mu?
-Mübarek'in devrilmesinde sanat, kültür ve edebiyat çevresinin neredeyse tamamı Mübarek karşıtı bir tutum sergiledi. Yazarlar eserlerinde Mübarek rejimi karşıtı bir bilinç oluşturmaktaydılar. Örneğin Halid el-Hamisi, Taksi adlı romanında, Kahire taksicileriyle yaptığı konuşmalardan yola çıkarak Mısır'da yaşanan son ayaklanmanın habercisi gibiydi.
-İsrail ve Yahudiler Mısır edebiyatında nasıl ele alınır?
-Doğrusu yüzde 90 a yakını Müslüman olanve 1967 Arap İsrail Savaşında taraf olan ve savaş sonucunda topraklarının önemli bir bölümünü kaybeden ancak 1973 yılında yapılan savaş neticesinde Sina'yı geri alabilen bir ülkenin İsrail ve Yahudiler hakkında pek iyi düşünmeyeceğini tahmin edebilirsiniz. Genelde olumsuz hatta düşman olarak görülen İsrail ve Yahudilerle ilişkiler konusunda farklı yaklaşımlar vardır. Mesela Enver Sedat'ın Camp David Antlaşmasını imzalamasını Necip Mahfuz gibi bazı yazarlar desteklerken diğerleri karşı duruş sergilemişlerdir.