[Sulhi Dönmezer] - İdam cezası kalkmalı
Nuriye Akman
22 Kasım 1998, Pazar
Türkiye'nin en kıdemli hukukçularında Prof. Sulhi Dönmezer, idam cezasının kaldırılmasından yana. Dönmezer, "Ölüm cezasının kaldırılması bir inkılaptır. İnkılaplar hiçbir zaman halkın referandumu ile yapılmaz" diyor.
Apo idamın kalkması için iyi bir neden mi?
İdam cezasının kalkması konusundaki görüşüm Apo'nun Türkiye'ye getirilmesiyle bağlantılı değil. Ölüm cezası hakkında meslek hayatımın 60 senesi boyunca uzun boylu düşünmüşümdür. Milletlerarası toplantılara katılmışımdır. Mesela Portekiz yaklaşık yirmi sene evvel ölüm cezasını kaldırmasının 100'üncü yıldönümünü kutladı. Kırk ülkeden birer kişi çağırdılar bu törenlere. Türkiye'den de ben gittim. O sırada Portekiz'de tek adam idaresi olduğu halde "Ben 100 sene evvel ölüm cezasını kaldırmış bir ülkeyim" diye iftihar ederek bunu kutladı. Bizim için mesele Apo'nun buraya getirilmesi meselesi değil. Ölüm cezasının kaldırılmasını zaten Türk Ceza Kanunu tasarısını hazırlayan komisyon olarak geçen yıl kabul etmişiz. 500 maddelik kanunu bu esas üzerinden hazırlamışız. Bu Adalet Bakanlığı'na sunulmuş. Bakanlık bunu hükümete götürmüş. Hükümet tasarıyı Meclis'e sevk etmiş. Yani ölüm cezasının kaldırılması görüşü hükümette bundan 6-7 ay evvel tesis etmiş; yeni bir konu değil.
Adalet Bakanı, bu tasarının ölüm cezasıyla ilgili maddelerini yeniden ayrı bir yasa tasarısı olarak hazırlattı ama bildiğiniz gibi konu sonra askıya alındı. Önümüzdeki hafta, Adalet Bakanı partileri ikna turu yapacak dendi ama birkaç gün sonra hükümet düşüyor. Cumhurbaşkanı "Türkiye'de yoktur böyle bir temayül" dediğine göre bu iş yattı mı?
'Mutlaka kalkacak'
Türkiye ölüm cezasını birgün mutlaka kaldıracak. Biz Avrupa Konseyi üyesiyiz. Avrupa ailesinin bir mensubuyuz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne 1982 yılında bir ek protokolle ölüm cezasını yasaklayan bir hüküm sokulmuş. Biz onun altına imza atmamışız. Şimdi biz Avrupa'nın ortasında ölüm cezasını kaldırmayan tek ülke olarak kalacak mıyız? Böyle bir şeyi nasıl kabul edebiliriz? Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde, hiçbir ölüm cezası Meclis'ten çıkmıyordu. Kendisine sordum, niye bunları infaz etmediniz diye. Bana dedi ki, "Ne yapayım? Ne zaman konu Meclis'e gelse ekseriyet düşüyor." Yani milletvekillerinin ortak tutumu buydu. İnfaz kararı ancak Evren döneminde çıktı. Eğer Türk halkında idama karşı böyle aksi bir temayül varsa neden Meclis'te toplanıp da infaz kararlarını çıkarmıyorlar? Meclis'in memleketteki bu temayüle uyması gerekmez mi?
Yasa yapımında halkın eğilimleri ne kadar dikkate alınır?
Ölüm cezasını kaldıran ülkelerde bugün dahi bir referandum yapsanız halkın ekseriyeti "ölüm cezası gelsin" der. Halk bu konularda duygusal düşünür. Aslan gibi delikanlıları dağlarda şehit olmuş anaların "ölüm cezası kalksın" demeleri mümkün mü? Ama meseleyi hukuk, Avrupa ailesi, dünyadaki temayüller açısından mütaala ettiğimizde diyoruz ki artık Türkiye de buna uymalıdır. Ölüm cezasının kaldırılması bir inkılaptır. İnkılaplar hiçbir zaman halkın referandumu ile yapılmaz. Atatürk, inkılaplarını halka referandum yaparak mı getirdi? O zaman bunları halka sorsaydı çıkar mıydı acaba? İnkılapları liderler gerçekleştirirler. Avrupa’da da hep öyle olmuştur.
Referandumla olmaz
İdam cezasının kaldırılmasına karşı olan bazı milletvekilleri, bunun bütün ülkelerde bir referandum ile olduğunu söylediler.
Hayır öyle olmamıştır. Halk idam cezasını daima ister. İngiltere parlamentosuna ölüm cezasının tekrar ifası kaç defa geri gelmiştir. Ama parlamento kabul etmedi.
İdam cezasının kalkması, bazı suçların işlenmesini tahrik eder mi?
Bu konuda yapılmış bir araştırma söz konusu değil ama bir etki yapmayacağı meydanda. Çünkü 15 senedir uygulamıyorsunuz, bir şey de olmuyor. Artık uygulanmayacağını da insanlar biliyor. Kim bilir kaç tane ölüm cezası bekliyor.
Bildiğim kadarıyla 68.
Birdenbire bu 68 kişiyi asabilir misiniz? Mümkün değil. Türkiye kendiliğinden bir yere gelmiş zaten. Bugün bir adamı, ölüm cezasını mucip bir fiil işlese, onun hakkındaki hükmü infaz etseniz, peki bu 68 kişi ne olacak? Ölüm cezasının kalkmasının Türkiye açısından menfi bir etki yapmayacağı anlaşılıyor. İnsanlar "Nasıl olsa asmıyorlar, bu itibarla biz bu suçları daha rahat işleriz mi" diyecekler? Şimdi ölüm cezasını uygulamıyorsunuz ama komisyonun getirdiği tekliflerde ağırlaştırılmış müebbet hapis uyguluyorsunuz. Yani af yok bir kere. 30 sene tek başınıza bir hücrede yaşayacaksınız. Ziyaret kabul etmek, insan ile temas etmek, spor faaliyetlerine katılmak, dışarı çıkıp dışarıda çalıştırılamamak gibi birtakım kısıtlamalar var. Burada bir problem yok. Buna karşılık idam cezasının böyle kalmasının meydana getirdiği zararlara bakalım; terörizm suçlularını iade etmiyorlar.
Terörizm sözleşmesi
Ama şimdi idam kalksa bile iade etmeyecekler.
Doğru. Mahkemenin "Apo'nun suçu terör suçudur. İadesi mümkündür" dediğini kabul etsek bile hükümetin takdiri var. Hükümet bunu terörizm sözleşmesi kabul edilirken konan rezerv itibariyle bize iade etmeyecektir. Çünkü "terörizm suçu olsa dahi siyasi bir şeye bağlıysa ben iade etmeyebilirim" diye rezerv koymuş. Terörizm sözleşmesinin 5'inci maddesine göre, suçun terörizm suçu olduğu anlaşılsa bile, kişinin iade edildiği memlekette dini, mezhebi, cinsiyeti, etnik orijini itibariyle uygun, adil, dürüst yargılamaya tabi tutulamayacağı kanaati hasıl olursa yine iade etmez. Suçluların iadesi sözleşmenin 11'inci maddesinde bir hüküm var. İade istenen devlette ölüm cezası yoksa veya o devlet uzun zamandan beri fiilen ölüm cezasını uygulamıyorsa buna karşılık iade isteyen devlette ölüm cezası varsa ve iadesini istediği suç karşılığı ölüm cezasının uygulanması gerekiyorsa ilke olarak iade istenen devlet o kişiyi iade isteyen devlete iade etmez. Ancak bu ibarelerde iade isteyen devlet ölüm cezasını uygulamayacağı hususunda iade istenen devletin haklı sayacağı yeterli güvence verirse o zaman iade eder. İtalya ayrıca bu sözleşmeyi kabul ederken bir rezerv koymuş. O rezervinde diyor ki açık seçik olarak. Ben bu teminat verilse bile o kişiyi iade etmeyeceğim. Özetle idamı kaldırmamızın Apo'nun iadesi bakımından bir etkisinin olmayacağı anlaşılıyor. Ama idam cezasının kalkması konusu bence tamamen rafa kalkmış değil. Çünkü Meclis'te bekleyen bir tasarı var. Ama bugün için siyasi partilerin bu konuda uygun mütaala vereceklerini sanmıyorum.
'Türkiye hazır değil'
Cumhurbaşkanı da zaten "Türkiye idam cezasının kaldırılmasına hazır değil" dedi. Toplumun, bir cezanın konulması veya kaldırılmasına hazır olmaması hukuken ne demektir?
Hukukçu olarak ben böyle bir şey bilmiyorum. Ancak hürriyeti bağlayıcı cezaların infazı bakımından modern telakkiler var. Bunları uygulamaya hazır olup olmamak söz konusu olabilir. Çünkü müesseseniz, personeliniz, teşkilatınız, mali güçleriniz, bütçeniz böyle modern, çağdaş hürriyeti bağlayıcı ceza infazına imkan vermeyebilir. Bugünün Türkiye'sinde cezaevlerinin durumu acıklı. Türkiye bunu düzeltmeye hazır mı? Mesela koğuş sisteminden vazgeçip hücre- oda sistemine dönüşmek lazım. Türkiye'nin bütçesi buna müsait mi?
68 idam mahkumu
68 idam mahkumu var. Türkiye Cumhuriyeti 68 tane hücre yapamaz mı?
Onlar bakımından mesele yok. Senede zaten ölüm cezasına hükmedilmesi en fazla iki üç tane olur. Benim söylediğim genel olarak hürriyeti bağlayıcı cezaları ister 3, 5, 15 sene ister müebbet olsun bugünkü modern telakkilere göre uygulamadığımız.
Ölüm cezası Amerika'da neden kalkmıyor?
Amerika'nın her tarafında yok ki, bazı eyaletlerinde var, bazılarında yok. Amerika 15 yaşındaki çocuğu da idam ediyor mesela. Her memleketin kendisine göre bir şeyleri var. Amerika Avrupa sistemine dahil değil.
Yani "medeni" olmak için illa idam cezasının kalkması gerekmiyor.
Tabii. Cezanın kalkması ile medeniyete dahil olmak arasında tam bir ilişki kurmak elbette ki mümkün değil. Ancak şu var. Bugün için bu cezanın, cezalar sisteminde vatandaşlık hakkını kaybetmiş olduğunu belirlemek lazım.
Hocam, anlayamadım.
"Vatandaşlık hakkı" edebi bir ifade. Yani idam, ceza sistemi içinde itibarlı yerini kaybetmiştir. Her devletin kendine özgü bir suç ve ceza siyaseti olması ve suçlarla nasıl mücadele edeceğine dair esasları tespit etmesi lazım. Sistemde ölüm cezası olsa da o cezaya mucip suçların işlenmemesi için gerekli suç siyasetini tesis edeceksin ve onun stratejisini belirleyip uygulamaya çalışacaksın. Bugün teröristi alıyorsunuz, cezaevine sokuyorsunuz. Belirli koğuşlarda yuvalanıyorlar, orayı bir okul gibi kullanmaya başlıyorlar. Dışarı çıktıkları zaman daha dirençli, daha inançlı, daha tecrübeli olarak faaliyetlerine devam ediyorlar. Aralarına tesadüfen düşenleri de terörist haline çeviriyorlar. Siz öncelikle bunu halletmedikçe dibi delik kovaya su doldurmaya benziyor insanları cezaevine koymak.
Hiçbir zaman arzulanmaz
Ölüm cezasının kaldırılmasına hiç mi itirazınız yok
İtiraf edeyim; uzun zaman tereddüt içinde kalmışımdır, ölüm cezasının kaldırılıp kaldırılmaması konusunda. Kitabım 14 baskı yapmıştır. O baskılara bakarsanız, hep bir gelişme var. Fakat bugün bu yaşa geldikten, meseleleri çok daha iyi kavradıktan sonra artık bunun böyle olması gerektiğini açık seçik görüyorum. Ölüm cezası hiçbir zaman arzulanmaz. Ama mecburen katlanılır. Ve artık bu mecburiyet kalkmış gibi gözüküyor.
Bir insana 30 yıl hücre cezası vermek idam cezasından daha büyük bir ceza değil mi?
Evet böyle de düşünülebilir. Buna karşılık en kutsal insan hayatını elinizle yok etmiş olmuyorsunuz, bir. İki, medeni alemin kabul ettiği ilkelere uyum sağlıyorsunuz.
Türkiye, idam cezasını kaldırmasa bile "Apo'yu asmayacağız" garantisini verebilir mi?
İşin zor tarafı bu. Çünkü Türk Adalet Bakanlığı'nın "Ben bunu mahkemeye vereceğim. Kanunlarımıza göre de bu idamlık bir suç teşkil ediyor ama ben bunu uygulamayacağım" diyebilmesi mümkün değil. Çünkü bunu diyebilmek için hukuki yetki lazım. Hukuki yetki de Anayasa'dan alınır. Yani hukuki yetki yok. Ama Türkiye'nin, demin söz ettiğim Avrupa Sözleşmesi'nin 11'inci maddesi dolayısıyla koyduğu bir rezerv var: Ölüm cezası uygulanabilecek bir suçtan dolayı sorumlu kişinin cezası talep edildiğinde, ölüm cezası bulunan ülkenin ölüm cezasını başka bir cezaya çevireceği hususunda teminat vermesi kabul edilecektir Türkiye tarafından. Bu talebi Türk Hükümeti nihai yetkiye sahip olan Meclis'e sevk edecek, bu konuda Meclis'ten bir karar çıkmasını talep edecektir. Meclis bunu kabul eder, etmez o ayrı mesele.
Savaş sırasında idam
Askerlerin bu konuya yaklaşımının ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Askeri ceza kanununda bulunan ölüm cezasının kaldırılması taraftarı değildirler. Zaten Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 nolu protokolu, savaş sırasında veya yakın savaş tehlikesinde ölüm cezasının uygulanabileceğini kabul ediyor. Tabii ki savaş sırasında ölüm cezası kaldırılamaz. Bir maddeyle tekrar koyarsınız cezayı. Bu kadar kolaydır.
Türkiye'nin Apo'nun iadesini gerçekten istediğine inanıyor musunuz? Apo'nun gelmesi "iyi" bir şey mi?
Ben hukukçuyum. İşin politik tarafını bilemem. O konuda hüküm de veremem. Ben hukukçu olarak suçlu cezasını çekmeli derim. Ölüm cezasının kaldırılması konusunun Apo dolayısıyla ortaya çıkması bence bir talihsizlik. Ama ne yapalım ki olaylar hadiseler buraya getirdi. İtalya'nın biz ölüm cezasını kaldırsak dahi Apo'yu iade etmeyeceği anlaşılıyor. Apo orada kalmaz, mutlaka bir fırsatını bulur kendisine başka imkanlar sağlayan bir ülkeye gider. Libya birinci ihtimaldir. Türkiye Cumhuriyet ile silahlı bir mücadelenin sonuç vermeyeceği açık seçik ortaya çıkıyor. Zaten baştan itibaren böyle bir yanlışlığa kapılınmış olması büyük bir hatadır. Koca Türk ordusuyla başa çıkmak kolay değildir.
Siyasi mücadele
Ya siyasi sahneye çıktıktan sonra?
Silahlı mücadele bitti, siyasi bir mücadeleye geçelim düşüncesinin ortaya çıkmış bulunduğunu gösteren deliller karşısında Türkiye'nin çok sağlam olarak durmasını, bunu iç politika meselesi olmaktan mutlak olarak çıkarıp, hangi siyasi parti iktidarda olursa olsun müşterek bir strateji uygulaması gerektiğini herkesin anlamasını temenni ediyorum.
Teşekkür ederim.