[Erol Yarar] - "Peşinden çok koştum"
Nuriye Akman
07 Kasım 1999, Pazar
Erol Yarar: "Evet aşığım ve doğru bir şey yakaladığımı düşünüyorum" diyor ve devam ediyor: "Erkekler kovalamayı sever. Eğer bir şeyi çok istiyorsanız ilgi göstereceksiniz, hepsi hepsi iki ay."
Bayan Munzur'la muzır bir ilişkiniz mi var?
Kısa bir sürede tanışıp, yakınlaşsak da, çok seviyeli, sevgiye dayanan bir ilişkimiz var. Evliliğe giden yolda sevgi oluşumu ya hızlı oluşur ya oluşmaz. Ben biraz süratten yanayım.
Şıpsevdi misiniz?
Hayır. 15 senedir evliliği sürdürebilmiş bir insanım. Şıpsevdi olsaydım, belki beş kere evlenip ayrılabilirdim.
Ayrılmak şart değil. Belki de kaçamaklarınız olmuştur.
(Kahkahalar) Doğru o da ihtimal dahilinde ama bu, evliliğe giden bir ilişki. İlk kez üç yıl önce, MÜSİAD'daki bir defile sırasında gördüm Amine Hanım'ı. Kendisi tesettür mankeniydi.
Siz mi açtırdınız başını?
Hayır. Marmara Üniversitesi İngilizce Bölümü'nde okuyordu. Üniversitedeki olaylardan sonra kendi iradesiyle açtı. O dönemini bilmiyorum. Geçen sene yine bir defilede gördüm.
Mankenlere meraklı mısınız?
Mankenler güzel olur tabii.
Eh, güzele de bakmak sevaptır.
(Kahkahalar) Meşru zemin içinde sevaptır tabii.
Görür görmez aşık mı oldunuz?
Yok. Sadece güzel bir insanı gördüğünüz zaman, bunu kendi içinizden söylersiniz, öyle oldu. O arada hiç görüşmedik.
Üç sene evvel evliliği iyi giden biri miydiniz?
15 sene içinde boşanmayı düşündüğümüz anlar oldu. Ama paylaştığımız üç çocuğumuz için bundan imtina ettik. Standart dışı bir saygı vardı aramızda. Kötü söz ağzımızdan hiç çıkmadı. Çevremiz bir münakaşamıza şahit olmadı. O yüzden boşanma kararına herkes şok oldu. Boşanmanın Amine Hanım'la hiç ilgisi yok. Biz Ağustos ayında, eşimle karşılıklı anlaşarak, artık çocuklar dahi olsa bunu noktalayalım kararını verdik. Ben doğal olarak biten bir evlilikten sonra kendimi daha rahat hissettim.
Ve yeni bir hanım arayışına girdiniz.
GENÇ VE BEKAR...
Doğru. Arkadaşlarımdan bazı öneriler geldi. Benim için bekarlık sultanlık değil. Genç ve bekarken, biraz süratli bir hayatım oldu. Gündelik ilişkilere girmezdim ama hayatımda hiç kimsenin olmadığı bir dönem de olmadı. Netice olarak, arkadaşlarımın önerdiği isimlerin bir kısmını tanıyordum, bir kısmını tanımıyordum. Amina Hanım'ı üç sene önce gördüğüm için bir aşinalığım vardı. Başı açık olunca tanıyamadım. Sonra hatırladım.
Okumak için başını açtığını söylediniz. Ama fotoğraflarının bende bıraktığı izlenim şu: Onda tesettürlü bir hanımın "mecburen" başını açtıktan sonraki sade hali yok.
O moda dünyasının içinde. Türkiye'nin her yerindeki defilelere gitmiş. Bosna döneminde de bu işin okuluna gitmiş. Makyajın, giyimin kültürünü almış. Hiçbir zaman açık giyinmeyen biri.
Örtünmenin amacı, kadınlık vurgusunu azaltmak değil midir? Bu yüzden "mecburen" açılan bir çok kadında, saçlar ve giyim daha mütevazı değil midir?
Kapalı giyimin bir standardı yok. Bir pantolon tunik giydiği zaman zaten İslami ölçülerde vücudunun yüzde 90'ını kapatmış demektir. Bir tek başının açık olması kalır ama bu kadın makyaj yapmayacak, kendine bakmayacak anlamına gelmez.
Okulunu bitirince tesettüre dönecek mi?
O onun kararı olacak. Eski eşimin de başı açıktı. Onu da zorlamadım bu konuda. Üzerinde durduğum konu dekolte olmamasıdır. Sonrası kendilerinin bileceği iştir.
Eşiniz sizi niye kaybetti?
15 YIL MÜCADELE ETTİK
Bir evliliğin içinde bir çok özel detay var. Onlara girmeden genel bir yorum yapacağım. Karekter ve fikir farklılıkları belki evliliğin ilk aşamasında o kadar önemli gözükmüyor ama yıllar sonra fark uçurum olmaya başlıyor.
Bu uçurumu biz karşılıklı olarak ikinci yılımızda hissettik. 15 yıl bayağı bir mücadele ettik, böyle bir neticeye gelmemek için. Bizim bir sene sonra hemen iki kızımız oldu, ikiz.
Bir kaç yıl önce, bir tane daha oldu. Evliliği kurtarma adına mıydı?
Belki. Bilinçaltımızda ne vardı bilmiyorum. Ama benim o çocuğu çok istediğimi ve bunun için Allah'a şükrettiğimi biliyorum. Belki daha yakınlaşma, paylaşımı artırma güdüsü ile istedik.
Boşanmayı birlikte istedik dediniz ama demin size "Karınız sizi niye kaybetti" diye sorduğumda buna itiraz etmediniz. Demek ki aslında sizin onu kaybettiğinizi düşünmüyorsunuz?
Eğer birimiz diğerini mutlak manada kaybetmek istemeseydi mutlaka mücadele ederdi. Biz mücadelemizi ortak verdik. Hâlâ devam eden çok ciddi bir saygımız var. Diyalogumuzu yitirmedik. Ama karı koca olma arzusunu kaybettik.
Evlililik süresince çapkınlıklarınız oldu mu?
Bunlar çok özel. Cevap vermeyeyim.
Bu evet demek zaten. (Kahkahalar) Karınıza aşık mıydınız?
Severek evlendik ama aşıktım diyemem. Biz saygımızı çok kontrol ettik ama duygusal yönümüzü çok kontrol etmedik. Yani kültür olarak, aile olarak çok uygun olmak bize yetti o anda.
Şu anda aşık mısınız?
... VE AŞIĞIM
Ne desem.... Aşık olduğumu söylemek kötü bir şey değil. Aşığım evet. Doğru bir şeyi yakaladığımı düşünüyorum.
Erkek avcı, kadın av... İyi bir av mı yakaladınız?
Erkekler kovalamayı sever.
Onu çok kovaladınız mı?
Belli bir aşamadan sonra tabii. Eğer bir şeyi istiyorsanız, telefon edeceksiniz, ilgi göstereceksiniz, hediye alacaksınız. Önce tanıma faslı. Uyum var mı? Ortak bir toplantıda biraz analiz ediyorsunuz. Daha sonra yaptığınız bir konuşma sizi o noktaya götürüyor. Sonra karar sürecine giriyorsunuz ve yoğunlaşıyorsunuz. Hepsi hepsi iki ay. Süratimden korkmuyorum. Bazı şeyleri çok hızlı algılayabilecek bir birikimim var.
Normal bir flört mü yaşadınız, başkalarının bulunduğu ortamlarda mı olmaya dikkat ettiniz?
Önce ortak arkadaşlarımızın olduğu mekanlarda oldu. Daha sonraki konuşmalar baş başa oldu ama hiç kimsenin bulunmadığı ortamlarda olmadık. O annesiyle birlikte oturuyor.
Kaç yaşında?
24.
Pencüse, severiz güzeli genç ise.
Gençliği beni pek öyle şey yapmıyor ama güzel olması iyi tabii. (kahkahalar)
Genç sevgili ile saç ve giyim biçiminiz arasında ilinti kuranlar var.
Saçımda da giyimimde bir değişiklik yok. Ben yıllardır böyleyim. Tenis oynamaya başladı demişler. Ben 1970'de TED'de başladım tenise. Bir de tarikat baskısı demişler. Bu duyduğum en uç atmaca.
Amine Hanım Türkiye'ye ne zaman gelmiş?
7 yıl önce. Savaşta yaralanmış. Hâlâ vücudunda bir şarapnel parçası var. Bazen dedektörden geçerken ses çıkarıyor.
Nikah ne zaman?
Ramazan'dan sonra.
Dinin evliliklerdeki rolü nedir?
Din çok belirleyici bir etken değil. İlişkilerde karekterler, yetişme şekilleri, kültürler ortaya çıkıyor daha çok.
İslami kesimdeki evliliklere dair bir analiziniz var mı?
Müslüman, şehirli erkek şu anda bir arayış içinde. Kendisine çok teorik olarak verilen inançla, hayatın gerçeği arasında köprü kurmaya çalışıyor. Bir baba ve eş olarak şehrin kendisinden talep ettiği şeyler var. Çocuklarının ve kendisinin girdiği ortamlar, davet edildiği yerler var. Eşiyle mi gitsin, yalnız mı gitsin? Bir rahatsızlık var. Otururken nasıl oturacağını tam bilmiyor.
Siz de götürmüyordunuz eşinizi.
Bir şehirli çocuğum ama ben de bunları yaşadım. Teori ile pratik arasında nasıl bir köprü kuracaksınız? Kadınlar toplum hayatına girmek istiyorlar. Davetlere eşleriyle gitmek istiyorlar ama erkek korkuyor, götürsün mü götürmesin mi? Kılığı kıyafeti nasıl olacak? Karısı biraz güzel giyinse, kıskançlığı çok üst boyutta algılıyor. Kız çocuğu büyüyor, arkadaşlarıyla bir yere gitmek istiyor. Göndersin mi, göndermesin mi? Şehir hayatının çarkları ile kendi kimliği arasında kalıyor. Bir apartmanın içinde karşı komşusuyla yaşadığı inanç ve kültür farkı çok büyük. ABD'de New York'a da gidersiniz, California'ya da insanlar belli bir standarttadır. Bizde standart yok. Bu, aile hayatına da yansıyor, beşeri ilişkilere de. Ben de birinci evliliğimde bu fırtınaları yaşadım.
Kocasına, evine bağlı, içe dönük yaşayan o İslami kadın portresi ne kadar sağlıklı? Kendinizi kusurlu hissediyor musunuz bu konuda?
Eşim bu konuda muhafazakar bir tavır sergiledi. Fransızca öğretmeniydi. Çocukları olunca ayrıldı. Ben çalışma demedim. Karşı değildim çalışmasına. Hâlâ da kadının topluma entegre olması kanaatindeyim. Bu gerek sosyal faaliyetler, gerek kendi gelirini elde etme açısından olabilir. Kamuoyunda iyi tanınan bir hocanın bana anlattığı bir olay var. Bir hanım kendisine telefon etmiş. "Hocam" demiş, "eşimin Polonyalı bir hanımla ilişkisini tespit ettim. Sizin Cuma vaazlarınıza gelir, bunu ikaz etseniz biraz." O da "Peki evladım. Ama senden bir ricam var. Sen de biraz Polonyalı olsan" demiş. Bir anda sessizlik oldu diyor telefonda ve "Anladım hocam" demiş kadın. Hoca adamı tanıyor, camiye geldiğini biliyor. Birkaç hafta vaazlarında evlilik dışı bir ilişkinin yanlışlığından, aile hayatının ehemmiyetinden bahsetmiş. Bir ay sonra hanım telefon etmiş. "Hocam çok teşekkür ederim. Eşim evine döndü. Sizin tavsiyenize uydum hocam" demiş. Evliliğin devamı için erkeğin kadına, kadının erkeğe yönelik böyle bir çaba içinde olması lazım.
Sizin de bugün bir Bosnalı ile ilişkiniz var. Sizin eşinize de böyle bir öneride bulunulsaydı evliliğiniz kurtulur muydu?
(Kahkahalar) Yok bizim sorunumuz orada değildi.
Bu örnekte daha çok kadına eleştiri var. Erkeğe eleştiriniz yok mu?
Biz Cuma namazında, bir caminin içinde yarısı erkek, yarısı kadın olan, başında peygamber olan bir topluluk iken, kadını arkaya koyan, hiç görmeyen bir toplum haline geldik. Halbuki aynı caminin içinde kadın kalkıp bir sorununu ifade edebiliyordu. Kimse "Aman kadın sen sus, sesini kimse duymasın" demiyordu. Biz kültürle dini karıştırdık. Kültüre dini şeyler eklenince iyice ekstremleşiyor insan. Ben dini bilgimin çok olmadığı bir ortamdan, çok yoğun bilgi aldığım bir ortama geçince onu hazmedemedim ve bir şeyler elimden kaçacakmışcasına sertleştim. Bilgiyi özümsedikçe, daha topluma girdikçe, tasavvufla sorgulaya sorgulaya bir olgunlaşma süreci yaşıyorsun. Sonra bir bakıyorsun insanlara daha toleranslısın. Ama herkes bu faza geçemiyor.
İslami kesim erkeğine yönelik eleştiriniz bu kadar mı?
Erkekler ahlak ve tesettür bağlantısını birebir kuruyorlar. Tesettürlü bir kadın mutlaka ahlaklıdır, tesettürsüz bir kadın mutlaka ahlaksızdır diyorlar. Bu çok belirgin bir hata. Tesettür ahlakın bir fonksiyonu değildir. Tesettür belirli fitneleri engellemek için Allah'ın vazettiği bir hükümdür ama tesetttür eşittir ahlak derseniz büyük hataya düşersiniz. Belki ahlaklı, dürüst, namuslu bir insan tesettürü yaşayamıyordur. Çok dedikodu yaptığı için ikaz ettiğim tesettürlü insanlar olmuştur. Bir insanın arkasından konuşmak, içki içmekten kötü bir suçtur. Bir de erkekler kadınları ikinci sınıf görüyorlar.
Kendinizi de dahil ettiniz mi buna?
Bir zamanlar öyleydim.
Amine ile tanışır tanışmaz mı vazgeçtiniz bu fikirden?
Yok canım. Her şey iki ayda olur mu?
Olur olur, sizin bu hızınızda olur (Kahkahalar)
Allah'ın kelamında kadının ikinci sınıf olması diye bir şey yok. Üstünlük takva (erdemlilik) iledir.