Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Osman Müftüoğlu] - 'Demirel çok sağlıklı bir erkek'

Nuriye Akman

14 Mayıs 2000, Pazar

Doktoru Osman Müftüoğlu'na göre, Süleyman Demirel'in biyolojik yaşı, takvim yaşının en az 10 yıl daha gerisinde. "Cumhurbaşkanı'nın kan şekeri, kendi dikkati sayesinde farkedildi"

Numune Hastanesi Başhekimi Dr. Osman Müftüoğlu, Cumhurbaşkanı Demirel'in yalnızca özel doktoru olarak değil, ona oğlu gibi yakın ender kişilerden biri olarak bilinir. İki gün sonra Güniz Sokak'taki evine dönecek olan Demirel'in 11 yıldır şahit olduğu özel yaşamına dair bazı ayrıntıları, konumunun elverdiği sınırlar içinde bizimle paylaştı.

Demirel fötr şapkasını neden yamuk taşır?

Doğu-Batı sentezini çok iyi özümsediği için. Şapkayı başına niçin yamuk koyuyor sorusunun cevabını, Türkiye Cumhuriyeti'nin evrimiyle eşdeğerdeki yaşamında aramak lazım. Şapka bir medeniyettir ama şapka devrimi esnasında bir çok insan Anadolu'da şaşkınlık içerisinde kalmış, sonuçta bu devrimlere uymuştur. Bu devrimlerin onayıdır Demirel'in şapkayı taşıması ama onu taşımanın da kendi tarzında olabileceğini gösteriyor. Demirel, Türkiye'de yozlaşmadan uzlaşmanın sembolüdür. Bir köylünün de şehirleşebileceğini, medeni çizgiyi yakalayabileceğini göstermiştir.

Şapkanın yamuk duruşu, hem onaylayış, hem karşı duruş gibi çifte anlamıyla, onu eleştiriden uzak tutma, kendini koruma duygusunun ifşası mı yoksa?

Demirel'in şapkası demokrasi sembolüdür aynı zamanda. Korumaya çalıştığı kendi değil de demokratlığıdır belki de.

Kalkar kalkmaz ne yapar?

Kalkar kalkmaz görmüyorum. Benim gördüğüm zaman yaptığı sabit bir hareket var. Güne dua ederek başlıyor. Yedi senedir belirli noktaya gidip Ankara'ya bakıyor. Boşluğa bakıyor belki. Kendiyle başbaşa kalıyor. Yaklaşık 30 saniye birşeyler mırıldanıyor.

Demirel gerçekten kentli mi, yoksa köylü mü hâlâ?

Kentli ama kentsoylu değil. Demirel, Anadolu köylüsünün geleneklerinden kopmadan kentleşmesinin temsilcisi. Hâlâ Isparta yemekleri ve "nokul" denen bir çeşit haşhaşlı Isparta ekmeği geliyor mesela. Dünyanın en lezzetli üretimlerinden biri hakikaten. Demirel'de dokunulan, koklanan, tadılan, üretilen şeyden zevk almak var. Köklerinden kopmamış bir kişi. Eğer bir devlet işi yoksa eşiyle vedalaşarak sabah işe başlamak gibi evcil alışkanlıkları var. Birbirinin varlığını hissetmekten güç almaya dayanan bir ilişkileri var.

Tutkulu bir aşk ilişkisi değil ama...

Demirel, Nazmiye Hanım'a tutku derecesinde bağlı. Yurt dışına gittiğimiz zaman Demirel'in ilk işi eşine sağ salim vardığını haber vermektir. Yani mutlaka "Nazmiye ben geldim. Yolculuğumuz rahat geçti. Bizi şöyle karşıladılar. Ben seni yine ararım" deyip kapatıyor. Akşam yatmadan önce tekrar eşini arıyor gittiği yerden. Aralarında çok sıkı bir dostluk, birbirlerinin üzülmemesi konusunda çok fazla bir itina var.

Demirel yüksek yastıkta mı yatar, alçak yastıkta mı?

Genellikle yüksek yastıkta yatar. Yattığı anda 3 dakika içinde uyur; nerde yatarsa yatsın 3 dakikada. 5 değil.

Geceleri kalkar mı yatağından?

Nadiren bir kere kalkar, lavabo ihtiyaçlarından. Diyorlar ki "Demirel 11 saat aralıksız oturabiliyor, tuvalete bile gitmiyor." Gitmiyor evet. Yani Demirel her bakımdan sağlıklı bir erkek.

Nazmiye Hanım'la birlikte mi uyuyorlar, ayrı ayrı mı?

Aynı odada, aynı yatakta...

Doktoru olarak onu niye zayıflatamadınız?

Demirel'le ilgili söylediğim ve gazetecilerin çok hoşuna giden bir laf var: "Kaplana gem vurulmaz." Bu laf, Şevket Süreyya'nın bir kitabında Latife Hanım-Atatürk ilişkisi yorumlanırken söyleniyor. Demirel'in zaptedilmeyen bazı özellikleri var. Ona rejim yaptırmak çok kolay bir şey değil. "Ben sizi diyet yaparak zayıflatacağım" diye bir laf ettim 9 sene önce, "Beni aç bırakarak zayıflatacak çok doktor bulurum" dedi. Yani "Eğer sen bu işi düzgün yapacaksan, bu yaşam çizgimi çok değiştirmeden, imajımı bozmadan beni sağlıklı tutabiliyorsan, ben seni farklı bir kategoride değerlendiririm."

İlaçlarla arası nasıl?

Demirel'e eğer derseniz ki şu ilacı yutacaksınız ve demezseniz ki şu gün keseceksiniz, üç ay sonra bakarsınız aynı ilacı yutuyor. Başlatma sorumluluğu da bitirme sorumluluğu da doktorundur. Der ki "Doktor benim şuram ağrıyor. Senin için anlamlıdır veya değildir. Bunu sen bil. Lâzımsa, bana ne yapacağımı söyle." Demirel'in doktorluğunu yapmak inanılmaz kolaydır. Hastalıkla ilgili en ufak belirtiyi çok çabuk söylüyor. Mesela kendi dikkati sayesinde kan şekerinin durumu erken farkedildi. Demirel'in diyabeti stres diyabetidir. Yani Zincirbozan hatırasıdır. Ruhsal tramvanın meydana getirdiği bir diyabettir ama o esnada gelişen vücut hadiselerini çabuk tarif edebildiği için diyabeti çabucak saptanmıştır.

Çankaya'dan Güniz Sokağa dönme konusu onu nasıl etkiler?

Demirel, çok ciddi bir stres emicidir. Bu yeteneğini nasıl bu kadar iyi geliştirdiğine de hayret ediyorum. Köşk'ten inmesi konusunda çok fazla strese gireceğini zannetmiyorum. Ama süresinin uzayacağına dair bir beklenti olmasaydı aşağıya çok daha rahat inerdi. Bir miktar üzüldüğü muhakkak ama buraya 7 sene önce çıkarken 7 sene sonra ineceğini hesaplamış olması lazım. Herkes için bir yerlere çıkmak kolay, inmek zordur. İnmek, her insanı ne kadar üzüyorsa onu da o kadar üzer.

Stres emme yöntemleri nedir?

Dağıtıyor stresini. Başka faktörlerle karşı karşıya bırakıp kendini, dışlıyor stresi. Kendi dışına itiyor. Zemine veya zamana yayıyor. Başka olaylara yayıyor; yani yolunu değiştiriyor stresin. Stresle karşılaşma sürecini uzatıyor. Uzattıkça tolerans gücü artıyor. Stres yaratan konuyu parçalara bölüyor. O parçalardan başkalarının başka sorumluluklarını çıkarabiliyor.

Bu, kabahati başkasına yüklemek mi, özeleştiri mi?

Her ikisi de doğru.

Bunlar zihinsel faaliyetler. Ya fiziksel olarak ne yapıyor?

Strese verdiği reaksiyon, alnının kızarması. Başka bir belirtisi yok.

İçki?

İçkiyi Demirel benden önceki dönemlerde bazen kullanmış. Eski yakın çalışma arkadaşlarının hepsi de Demirel'in güzel viski içtiğini bilir. Ben viskiyi iki kere içtiğini gördüm. Kendisini tanıdığım andan itibaren kırmızı şarap önerdim. Demirel içki içmek isteği zaman belki bir iki bardak kırmızı şarap içiyor. Tercih ettiği şaraplar genellikle "cabernet" türü. Ama Demirel'in stres gidermek için içki içtiğini zannetmiyorum. Strese girdiği zaman fazla yiyor; onu farkediyorum. Hatta onun biraz farkında da olmuyor. Mesela depremde beş kilo aldı. Deprem haftasında inanılmaz yoğun bir stres yaşadı.

Felaketin getirdiği travma büyük oldu. Demirel'in, dik durmak için, çevresindekileri dik tutmak için çok büyük gayret sarfettiğini biliyorum.

Stres atmak için bir şeyler karalar mı?

Kağıt karalama alışkanlığı yok. Demirel stresi varlığıyla karşılarken bana göre çok önemli bir liderlik özelliği olan bedensel belirtileri sıfırda tutuyor.

Kendini baskılıyor o zaman.

Kendini mutlaka kontrol altında tutuyor. Zorlansa bile bunu sürdürüyor. Demirel'i çoğu insanın anlamamasının nedeni de bu. Yani Demirel'i çok sevinçliyken de anlayamazsınız, çok üzüntülüyken de. Bir lider için susmanın, reaksiyonların ölçülü verilmesinin bir meziyet olduğuna inanıyorum. Bu, onun kendini koruma yöntemi. Yani kendini yorumlanmaktan uzak tutma yöntemi aynı zamanda.

Koşu bantı var mı Köşk'te?

Hayır. Genelde sporu sevmiyor. Yürümeyi bile sevmiyor. Sabahları 450 metre yürüyor.

Zihinsel yorgunluğa karşı ne yapıyor?

Bazen kısa, zihin dinlendirici öğle uykuları ya da akşamları birazcık tesbih dizeleriyle içsel sohbetler. Kahveye çok düşkün değil. Nazmiye Hanım'ın çok özel bir kahve formülü var. Türk kahvesinin bir yorumunu yapıyor sanırım. Ben böyle nefis bir kahve içmedim. Bir miktar süt, bir miktar anason gibi bir şey katıyor. İstihkakımız günde bir fincandır. Demirel öğle yemeğinden sonra onu içer. Bazen "İstihkakımızdan birer fincan daha alabilir miyiz?" der. Ama gün boyunca çay içiyor.

Ona yaşlılığı geciktirici neler yapıyorsunuz?

1990 yılı başından bu yana antioksidan kullanıyor. Antioksidan sözcüğünü biraz açayım: Biz günlük çalışma esnasında bir makine gibi yakıt alıyoruz; yani yiyoruz, içiyoruz ve bu yakıtı kullanıyoruz. Bu yakıtın da bir takım atıkları oluyor. Bir kısmını vücudumuzdan atabiliyoruz. Bir kısmını da atamıyoruz. "Serbest radikaller" diyoruz bunlara. Atamadığımız bu atıklar hücre duvarına yapışıyor ve onun erimesine neden oluyor. Dolayısıyla hücre erken yaşlanıyor. Bu serbest radikalleri hücre duvarına yapışmadan yakalayan bazı maddeler var. Bu maddelerin tabii olanları ve tabii olmayanları var.

Bunları özel bir karışım halinde mi veriyorsunuz?

Birçok kişi, şimdi Demirel hapı diye bir takım hapları pazarlıyor. Alakası yok. Çünkü Demirel bir kombinasyon alıyor. Muhtelif maddelerden mürekkep bu kombinasyonu da ben yapıyorum. Bunların hangi dozajda yapıldığı da pek sır değil. Belli zamanlarda belli ritmlerim var, belli zamanlamalarım var, belli bioritmleri var. Hiçbir firmanın özel bir ürününü kullanmıyor. Bugünkü Demirel, 1990 yılındaki Demirel'den daha genç ve daha sağlıklı. Demirel'in biyolojik yaşı, takvim yaşının en az on yıl gerisinde.

Bunun tıbbi dayanakları var mı? Yoksa sizin beklentiniz, kendinize çıkardığınız bir pay mı?

Bu, hekimlerin ortak görüşü. Tetkiklerin, biyolojik verilerin. Demirel, sağlığı için, "Nerede kalmıştık" diyebilecek noktadadır.

Ölüm üzerine konuşur mu?

Çok sevilen, çok önemli bir adamın cenazesi oldu. Çok korkunç derecede kalabalık olan o cenazeden sonra ben "Sayın cumhurbaşkanım" dedim, "Bu adam çok sevilen bir insan. Siz de çok seversiniz rahmetliyi. Şu kalabalığa bakın. Ne kadar iyi bir toplum ki, adama borcunu ödedi." Gülerek dedi ki "Doktor. Gidenin kalabalıktan haberi yok. Sen kendini sağlıklı tutmaya çalış." Bu, önemli bir saptama. Yaşamda daha fazla kalabilmek önemli olan.

Cumhurbaşkanlığına acil servis sistemini siz kurdunuz. Bu sistem devam edecek mi?

Yeni Cumhurbaşkanımızın takdiridir. Diyebilir ki "Farklı bir sistem olsun" veya "Bu sistem devam etsin."

Şimdi işiniz daha mı kolaylaşıyor?

Ben işimi hep keyifle yaptım. Belki Demirel'in doktoru olmanın toplumsal sorumlulukları beni yoruyor. Onlar aynen devam edecek. Tabii yaşamımda getirdiği sınırlamalar var. Toplumun bana "Demirel'e iyi bak. Bir yanlışlık olursa hesabı senden sorarız ha" falan gibi bakışlarını üzerimde çok hissediyorum. Ondan dolayı da yük altında hissediyorum kendimi. En ufak bir sorunu, çok ciddiye almama yol açıyor. Binde birlik bir ihtimal bile beni strese sokuyor ama bu stresin azalabilmesi hiçbir zaman mümkün değil. Demirel'i yine 24 saat izleyecek bir sistem kurdum.

Demirel bundan sonra ne yapacak?

Bundan sonra kendini biraz daha yaşayacak. Belki son on yılın toplu bir muhasebesini yapacak ve sonra önümüzdeki on yılın yeni projeksiyonlarını üretecek. Demirel, 77 yıllık cumhuriyet döneminde, yeni bir cumhurbaşkanı üslubu, yorumu verdi. Bu yorum temaslarını, konuşmalarını, düşüncelerini içeren 37 kitaba sığdı. Dördü de hâlâ yazılıyor.

Bence Demirel'in söyleyeceği en az bu kadar daha sözü var.

2000 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player