Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Erhan Yıldırım] - Cenaze işleri Amerika'da endüstri haline geldi; borsası da var mafyası da

Nuriye Akman

22 Ağustos 2004, Pazar

Erhan Yıldırım'ı, New York'ta tanıdım. ABD'nin İslamî cenaze işlerini yapan tek Türk'ü. Konuşmamız tamamen doğaçlama oldu ve kendisinden ölümün kültürel boyutlarıyla ilgili çok ilginç bilgiler öğrendim.

Uçağımın kalkmasına az bir zaman vardı, 30 dakikada, aklıma gelen soruları arka arkaya sıraladım. Eminim, biraz ders çalışıp, biraz da yanında gözlem yapıp, sonra röportaja geçebilseydim, daha doyurucu bir metin çıkardı. Bu ölüm adetleri konusu benim özel ilgi alanım. Bu konuda dünyanın değişik bölgelerinden yaşanmış hikayeleri olan okurlarım varsa, bana mail atsın. Kendilerine müteşekkir kalırım...

Sizinle konuşmak istedim ama hakkınızda hiçbir şey bilmiyorum ve uçağa yetişeceğim, yarım saat zamanımız var.

1973'lüyüm. Almanya'da doğup büyüdüm. Liseyi Türkiye'de okudum. Üniversite sınavını kazanamayınca Amerika'ya geldim. New York Teknoloji Üniversitesi İşletme Bölümü'nde okurken camide, Çanakkale Zaferi, Türk Günü yürüyüşleri gibi organizasyonlarda görev aldım. Kalıcı bir iş yapmam gerekiyordu. Cebimde param yoktu. Ne yapabilirim diye düşünürken İtalyan bir firmayla tanıştım. Hıristiyanların adetine göre, cenaze hizmetlerine yardımcı oldum. Ve dedim ki, cenaze hizmeti yapacağım Müslümanlara. Amerika'da firma olarak, bu işi yapan tek Türk benim.

İmam hatip mezunu değilsiniz.

Değilim; kendimi yetiştirdim. Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu başkan yardımcısıyım. Ayrıca emniyet müdürlüğüne danışmanlık yapıyorum. Polislere İslamî bilgiler veriyorum. Bu yöredeki cenaze hizmetleri 4 milyar dolarlık bir endüstri. Cenaze firmalarının bağlı olduğu bir yer var ve borsada para kazanıyorlar. Ne kadar kişi ölürse, o kadar para kazanıyorlar. Fiyatları da çok yüksek. Eskiden New York'ta maliyeti 10 bin dolar olan cenaze masraflarını biz 3 bin 500 dolara getirdik.

Bu işin bütün girdisini çıktısını ne kadar zamanda öğrendiniz?

Bir senede. Burada gizli bir mafya var. Tabutu size vermiyorlar, işgal ediyorlar. Başınızı ağrıtıyorlar. Biz işi onların diliyle öğrendik. Açtığım bir firmaya, elemanlar aldım. Bu işi 26 yıldan beri yapan, yabancı bir arkadaş buldum, menajer pozisyonunda. Fakat çalışan arkadaşlarımız, şoförlerimiz, hastaneye gidip cenazeyi alıp gelenler Türkler. Son on yıl içinde, ortalama 600-700 tane cenazeyi yıkadım, hazırladım.

Kendin mi yıkıyorsun?

Tabii ki. Mümkün olduğu kadar, kendi işimizi kendimiz yapmaya çalışıyoruz. O da bize artı puanlar getiriyor. Profesyonel, Amerikan kanunlarına göre açılmış İslami Cenaze Hizmetleri adı altında bir firmayız. Elli eyaletten, telefon açtıkları zaman, cenazeyi bulunduğu yerden alıyoruz, New York'a getiriyoruz. Burada resmi işlemlerini yaptırıyoruz, Türkiye'ye gönderiyoruz.

ABD'de gömülmek istiyorsa?

Mesela bana diyor ki, "Erhan, Virginia'dayım, cenazemi burada gömmek istiyorum." Biz hemen o gece, bir arkadaşımızı gönderiyoruz. Orada gömme işlemlerini yapıyoruz. Bizden 7 saat uzakta, Rochester var, Türk toplumunun en yoğun olduğu yer. Orada bile cenaze işlemlerini devam ettiriyoruz.

Oraya gittiğinde yaptığın işlem ne?

Bağlı olduğumuz ana firmaya diyoruz ki, biz falanca köye gideceğiz. Oradaki firmaya telefon açıyorlar. Onlara "Hastaneden alın cenazeyi eve getirin. Orada bekletin" diyoruz. Biz gidiyoruz, ekip olarak ya da bir tek arkadaş orada cenazeyi yıkıyor.

Ev dediğiniz cenaze sahibinin evi mi?

Hayır, Amerika'nın her yerinde cenaze evleri var. Siz kendi cenazenizi gidip, hastaneden alamıyorsunuz. Yakınınız vefat ettikten sonra, firmaya veriyorsunuz. Paranız yoksa, devlet yardım ediyor.

Cenaze evi nasıl bir yer?

Funeral home diyorlar. İçinde iki üç tane oda var. Cenaze ilaçlanıyor. Otopsi olan cenazeler kapatılıyor. Kesilme, biçme gibi bütün işlemleri orada yapıyoruz. Cenaze eğer Türkiye'ye gidecekse, burada ilaçlıyoruz. Boynunun altındaki bir damardan girip vücudu muhafaza eden kimyasal bir madde koyuyoruz. İlaç miktarınca, bir ayla bir sene arasında bozulmadan durabiliyor.

Bir nevi mumyalama.

Evet, otopsili olduğu zaman cenazeyi komple açıyoruz. İçini boşaltıp, kurutuyoruz, tekrar içine koyup, dikiyoruz. Fakat dikilme işlemleri, hazırlanması, hastanenin değil, cenaze evinin sorumluluğu. O yüzden yıllardan beri Türkler, bu işe cesaret edememiş.

Biraz tıbbî bilginizin de olması lazım.

Tabii. Hastalıklı cenazeler geliyor, AIDS'liler, tüberkülozlular... Her türlü bilginizin olması lazım. En önemlisi dini bilginiz. Cenazeye nasıl davranılacağını, nasıl yıkanılması gerektiğini, ne yapılması gerektiğini bileceksiniz.

Namazı da siz mi kıldırıyorsunuz?

Her Müslüman, cenaze namazı kıldırabilir. Ben icap ederse kıldırıyorum, genellikle imamlar kıldırıyor. Bütün Müslümanlara hizmet veriyorum. Suudi, Faslı, Cezayirli, Filistinli, Iraklı, İranlı, Boşnak, Arnavut... Herkesin kendisine göre bir kültürü, örf ve adeti var. Hepsini biliyorum artık.

Farklılıkları öğrenmek hep heyecan verir bana.

Mesela Arnavutlar, tabut istiyorlar. Yani eski Hıristiyanlık adetinden kalma... Şatafatlı, 5-6 bin dolarlık kaliteli tabutlar istiyorlar.

Bunlar, 3 bin 500 doların dışındaki masraflar herhalde.

Evet. Bizim bir paket fiyatımız var. Türkiye'ye gidecekse, New York'ta vefat ettiği zaman 2 bin 200 dolar artı uçak parası ödüyor. O da 800 ila 1200 dolar arasında, kilosuna bağlı. Mesela Arnavutlar diyor ki, basit tabutla gitmek istemiyoruz. Bize güzel, kulplu tabut lazım. Biraz evvel arayan kişi, camlı tabut istedi. Bunların adetinde, her gelen şöyle tabutun üzerinden cenazeye bakıp geçiyor. İki gün önce çok enteresan bir şey yaşadım. Gözlerim yaşardı. 1900 senesinde Beyaz Rusya'dan gelmiş Tatar grupları var. Hep deriz ya, Osmanlı ne yaptı diye. Osmanlı çok şeyler yapmış. 500 sene önce bunların köylerine, imamlar göndermişler. Bu insanlar da beni burada tesadüfen buldu. Adam dedi ki, "Lütfen bize yardımcı olun. Biz cenazemizi kaldıramıyoruz. Sıkıntımız var." "Peki siz kimsiniz?" dedim. "Biz 1900 senesinde kurulmuş bir cemiyetiz. İlk camimiz 1920'de yapıldı. " Türk değiller ama biraz dini bilgiler verince çok hoşlarına gitti. Geçenlerde arayıp, "Cenazemiz var, siz yıkar mısınız?" dediler. Cenaze işini almadık. 45 yıldan beri birisiyle çalışıyorlarmış zaten. Ama dini işlemlerinde yardımcı olalım diye hemen buradaki bir özel kuruluşa haber verdim, böyle böyle dedim, bak bir grup buldum, yardımcı olalım. Ama onların vakti olmadığı için, ben gittim, imamla görüştüm. "Cenaze nasıl yıkanır, bana anlat" dedi. Ben güzelce anlattım.

Bilmiyorlar mıymış onlar?

Bunu sordum onlara. Dedim ki, "Sen bana anlat, siz nasıl yıkıyorsunuz?" "Cenazeyi yıkamadan önce başını açıyoruz, herkes gelip, ziyaret ediyor. Yıkayıp tabuta koyduktan sonra kimseye açmıyoruz." dedi. Ben tam cenazeden çıkarken Türkçe, "Rabbim Allah, dinim İslam, kitabım Kur'an, peygamberim Muhammed Mustafa (sas)." dedi. Tüylerim diken diken oldu. "Siz hangi dilde konuşuyorsunuz şu an farkında mısınız?" diye sordum. "Bilmiyorum" dedi. "Türkçe konuştunuz." dedim. Adam "Yok" dedi. Dedim, "Ben Türk'üm. Sizin söyledikleriniz Türkçe." Onun üzerine yaşlı bir kadın, "Doğru; Türkçe olabilir. Çünkü Osmanlılar bizi ziyaret etmişlerdi, oradan öğrendik." dedi. Bizim dedelerimiz onlara ne öğrettiyse onu ezberlemişler.

Milliyetleri ne?

Polonyalılar. Adam gitti içeriden kitap getirdi. Osmanlıca ilmihal. Hocası vermiş ona. Şu anda 92 yaşında bir adam. Bastonla geziyor ve grubun hocası. Tam on yıldan beri cenazeleri Hıristiyanlar tarafından yıkanıp camiye getiriliyor. Çünkü yıkayacak adamları yok. Öyle yabancılaşmışlar ki... Ama böyle bir ihtiyaç olduğunu biliyorlar. Sağdan soldan benim ismimi duymuşlar; "Böyle bir adam var, bu işi yapıyor, git onunla konuş" demişler. Benden de çok memnun kaldı. Hoca, getirdi Kur'an-ı Kerim'i açtı. "Okur musun?" dedi. Test yapıyor. Okudum. Ezan okumamı istedi, ezan da okudum. "Cenazeyi nasıl yıkarsın?" dedi. Anlattım. Dedim ki: "Sizin kültürünüze, geleneklerinize, örf ve adetlerinize karışmam. Ama dinî vazifelerinizi öğretirim." Sonra cenazeyi yıkadık. Aynı onların istediği gibi, cenazeden çıktık, hep beraber, "Rabbim Allah, dinim İslam..." dedik. Herkes mırıldanıyor. Dua olarak biliyorlar. Gittik, tabutu koyduk, bir Fatiha okuduk.

Kefenlemesini biliyorlar mı?

Biliyorlar. Hatta hoca bana gösteriyor, şöyle yap, böyle yap diye. Yaşlı. "Hocam sen otur" diyorum. Oturamıyor. Neyse duayı yaptığımı gördü. Ellerini havaya kaldırdı. "I am not the boss anymore, you are the boss. (Ben patron değilim, sensin patron.)" dedi. "No no emekli olma hemen, acele etme. Beraber çalışacağız." dedim. Çok memnun oldu.

Diğer Müslüman grupların adetleri nasıl?

Bangladeşliler, cenaze namazı kılındıktan sonra tabutu açarlar. Mümkünse cam koyarlar, herkese gösterirler. Arnavutlar, bir gün sonra gömerler. Hemen aynı gün gömmezler. Cami içinde büyük bir seremoni olur. Kadınlar arkasında durur tabutun. Erkekler ayrı bir bölümde, kahve çay içer, orayı şöyle bir ziyaret eder, cenazeye bakarlar. Amerikalılar Müslümanlık nedir bilmedikleri için, genellikle bize tabi oluyorlar. Biz sadece aile fertlerine gösteriyoruz, kapatıp, cenaze servisine veriyoruz. Onlara anlatıyoruz. Tabut neden çok ucuz ve basit? Bunun ne anlama geldiğini söyleyince, daha da hoşlarına gidiyor. Amerikalı ortağımın annesi öldü, cenazeyi ilaçlatmadı. Normalde burada her cenazeyi ilaçlatırlar. Aşağı yukarı aynı bizimki gibi gömüldü. Çünkü sadelikten, fazla acı vermeden hemen gömülmesinden etkileniyorlar. Oysa Amerikalılar, üç gün, dört gün, icap ederse bir hafta bekletiyorlar.

Bir de makyaj yapıyorlar, süslüyorlar değil mi?

Kuaför, makyöz geliyor. Ölünün eli yüzü deforme oluyor. Oraları alkolle açarak fondoten sürüyor. Tabii takım elbisenin de kırışık olmaması lazım.

Tabutla gömülen Müslüman var mı?

Burada genellikle herkes tabutla gömülüyor kanuni olarak. Mezarlığın kendi kanunu var. Hem şahıslara, hem de organizasyonlara ait mezarlıklar var. Cenazeleri tabutsuz gömüyoruz. Tabut ters çevrilip üstüne konuluyor, toprağa değiyor. Bazı mezarlıklar var taşın içine oturtturuyorlar, ceset toprağa değmiyor. Üzeri beton kapakla kapatılıyor.

Hıristiyan cenazesi yaklaşık kaça kalkıyor?

En ucuz, en çok tercih edilen cenazenin yakılması. Yaklaşık 250 dolar. Cenaze masraflarıyla birlikte 1200 dolara çıkıyor. Küller cenaze sahibine veriliyor. Özel fırınlarda yakılıyor. 2 bin derecenin üzerinde ocaklar var. Tabutu, aile fertleri görüyor. Fırına sokuluyor. Perde kapatılıyor. Aile fertleri isterse, küçük bir cam var, orada oturuyorlar, camdan, tabutu yanarken görüyorlar. Tabut firmaları var. En çok Kanada'dan geliyor. En ucuz tabut 200 dolar. Bin dolarlık tabut da var, 65 bin dolarlık da.

Ölü saçı yapmak daha mı pahalı?

Yoo. Cenaze firmalarının fiyatı 75 dolar. Kuaför geliyor, cesedin saçını yapıyor. Yıkanmış vaziyette, hazır. Ona bir resim veriyorlar. Oradaki aynı saç modelini kadına yapıyor. Ojesini sürüyor. Makyajını yapıyor.

Yılda kaç cenaze alıyorsunuz?

New York ve civarında, 1999'da 64 Müslüman vefat etti. 2000'de 125, 2001'de 170, 2003 ve 2004'te 200 cenaze oldu. Allah bereket versin, burada bir mühendis gibi para kazanıyoruz.

Yani hiç insan ölmese, sen aç mı kalacaksın?

Bir nevi öyle. Ben başka bir iş yapmak istedim mesela ilk zamanlar. Para yapamıyorsunuz. Bu işe konsantre olmanız lazım. Çünkü biri evde ölebilir, hemen sizi isteyebilirler. 25-30 dakikada oraya gidip, cenazeyi yatağından almanız lazım. Acil durumlarda tek başıma kefenlemeyi yapabilmek için bir teknik geliştirdim. Bazen 300 kiloluk cenazeler oluyor. Bu teknikle yalnız başıma yapabiliyorum.

Mikrop almaktan korkmuyor musun?

Tek korktuğum, AIDS'li cenazeler. Çünkü çok zayıf oluyorlar. Gözbebekleri arkaya doğru kayıyor, hafif açık; sadece akı gözüküyor. O beni ürkütüyor. Hatta bir gün rüyamda cenazenin kalktığını gördüm. Sabahleyin kalktım, öldüğünden emin olmak için açtım baktım. Uzun boylu bir zenciydi. Kontrol ettim; ölmüştü. Bir de çocuklar öldüğü zaman çok üzülüyorum. Daha bir hafta önce 13 yaşında bir Türk çocuğu intihar etti. Ölümlerin çoğu stres ve aşırı yeme-içmeden oluyor. 40-45 yaşlarında kalp krizinden ölüyorlar. Diğer kültürlerin araştırmalarını yapan öğrencilere hazırladığım bazı dokümanları gönderiyorum. Ders konusu oluyor bu şeyler.

2004 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player