[Abdullah Gül] Başbakanın eşinin başörtüsü Türkiye’de sorun olmamalı
Nuriye Akman
06 Kasım 2002, Çarşamba
Türkiye gündemi, ‘başbakanın kim olacağına’ kilitlenirken, başbakan adayları arasında adı geçen Abdullah Gül, Nuriye Akman’a konuştu.
Laik–demokratik rejim açısından, AK Parti iktidarında hiçbir sorun yaşanmayacağını vurgulayan Gül, başbakan olma ihtimali ile ilgili ise konuşmaktan kaçındı. AK Parti Genel Baskan Yardımcısı Gül, Cumhurbaşkanı’nın karşısına ‘tek adayla’ gidilmesinden yana oldugunu söyledi. Gül, Cumhurbaşkanı’nın, kendi ismini nasıl karşılayacağına dâir soruyu da, “Ben Sayın Cumhurbaşkanının bu konularda demokrasiye, halkın iradesine, hukuka uygun bir şekilde hareket edeceğini düşünüyorum” diye cevaplandırdı.
Başbakan adayının belirlenmesinde tek ve asıl seçici Tayyip Bey mi? O sürecin şekli nasıl olacak?
Biz, kişi merkezli bir parti değiliz. Önemli kararları hep arkadaşlar kendi aramızda tartışarak alırız. Dolayısıyla bir sıkıntımız olmaz.
Cumhurbaşkanı sizin isminizi nasıl karşılar?
Ben Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu konularda demokrasiye, halkın iradesine, hukuka uygun bir şekilde hareket edeceğini düşünüyorum.
Adayin belirlenmesinde en saglikli yol nedir?
Bu kadar halk destegini almis, Anayasa degisikligini yapacak bir güçle Meclis’e gönderilen AK Parti’nin herhalde ne düsündügü çok önemlidir. Sayin Cumhurbaskanimizin da bunlari dikkate alacagini zannediyorum.
Yani Cumhurbaskani’nin karsisina tek adayla gidilmesinde yarar var diyorsunuz.
Benim sahsi kanaatim o.
En kuvvetli basbakan adayi siz görünüyorsunuz. Sizin isminiz daha çok geçiyor. Neden?
Vallahi onu siz söyleyeceksiniz, nedendir. Ben bu tip sorulara cevap vermem.
MKYK’da fikriniz soruldugunda ne diyeceksiniz? Siz, sizin adayiniz misiniz?
(Gülüyor) Bir sey söyleyemem. Birkaç gün bekleyecegiz bu konularda.
Zihinsel olarak hazir misiniz basbakan olmaya?
Ben onlari sonra konusayim isterseniz.
Sizi etkileyen en önemli siyasi figür kimdi?
Ben bugünkü kimligimi, düsüncelerimi bir parti etkisiyle degil, siyasete girmeden önce kazandim. Gençlik yillarimda daha çok yerli düsünceler, milli düsünceler etkiliydi. Siyasette de birçok kisinin etkisi olmustur. Adnan Menderes’ten Turgut Özal’a kadar. Tabii ki Sayin Erbakan ile beraber çalistim. Hepsinden muhakkak ki etkilenmisizdir.
Refah Partisi’nden Parlamento’ya ilk girdigi günkü Abdullah Gül ile su anki Abdullah Gül arasindaki en önemli fark nedir?
Ben siyasete ilk girdigimde de, bugünkü düsüncelerimin büyük bir kismi vardi. Ben o zaman da kafama basmayan meselelere karsi, onlari en azindan kendim tekrarlamamisimdir. Usulünce, uygun yerlerde görüslerimi de açik açik söylemisimdir. Ben o zaman da realisttim, hiç hayalperest olmadim. Bizim Refah Partisi’nin retoriklerini kullanmadim.
Kendinizi Müslüman demokrat olarak tanimlar misiniz?
Biz Türkiye’de dini terminolojileri siyaset ile birlestirmenin yanlis olduguna inaniyoruz. Kritik konularin hepsini konusarak, tartisarak partimizi kurduk. Dini terminoloji içindeki kelimeleri siyasetin içine geçirmenin dogru olmadigi kanaatindeyiz. Eger dini terminolojiyle kendinizi tamamen özdeslestirirseniz, politikada basarili ya da basarisiz oldugunuzda bunlarin dinle de iliskisi kurulur. Halbuki dinler evrenseldir. O açidan, biz kendimizi muhafazakar demokrat olarak siniflandirdik.
Islam’la demokrasinin bagdasip bagdasmadiginin cevabi, sizin iktidariniz döneminde aranacak.
Dogru, önemli bir nokta bence. Brüksel’de, Center for European Policy Studies merkezinde bir konusma yaptim. Orada sunu söyledim: Biz, halki Müslüman olan bir ülkenin demokrat olabilecegini, güzel bir demokrasiyi olusturabilecegini, seffaf olabilecegini ve dünyayla barisik olabilecegini göstermek istiyoruz. Ben bunun çok önemli bir proje olduguna inaniyorum ve dünya barisina en büyük hediyenin bu olacagina inaniyorum. Bunu da AK Parti olarak bizim yapabilecegimize inaniyorum.
Bunun gerçeklesebilmesi için eskiden yapilan hangi hatalarin yapilmamasi gerekir?
Vallahi ben simdi eski hatalari oturup konusan bir konuma düsmek istemiyorum. Burada söyleyecegimiz su: Hayal, retorik, abartiyla, sloganla degil, gerçekçi olarak, sosyolojik gerçekleri dikkate alarak hareket ederseniz, herkesle diyalog içinde olursaniz hata ve yanlis yapmazsiniz. Tek basina aritmetik çogunlugun bir ülkeyi yönetmek için yeterli olmadigina inaniyorum. Muhalefet partisiyle, Meclis disi siyasi partilerle, sivil toplum örgütleri ile birçok meseleleri konusarak hareket etmek gerekiyor.
Özetle laik demokratik rejim açisindan, AK Parti iktidarinda hiçbir sorun yasanmayacaktir diyebilir miyiz?
Türkiye’yi Avrupa Birligi’ne sokmak için gayret eden bir siyasi iktidarin, bu tip sorunlari zaten yasatmayacagini gayet açik biliyorsunuz. Yoksa biz AB ile ilgili bu kadar kendimizi baglamazdik. Gelismis, perfect bir demokrasiyi, ekonomik kalkinmisligini saglamis bir ülkede, hiçbir problem olacagina inanmiyorum.
Sayin Erbakan hangi duygular içerisindedir? Öfkeli midir sizce?
Bilemiyorum. Sayin Erbakan da biliyorsunuz, siyasi yasakli. Siyaset yasaginin herkes için kaldirilmasi için ugrasacagiz tabii ki.
Kisisel olarak en kuvvetli ve en zayif yaniniz nedir?
Bunlari sonra konusalim.
Evlendiginizde 30 yasindaydiniz. Esiniz Hayrünissa Hanim 16 yasindaydi. O kadar genç bir es seçmek kisiliginizle ilgili nasil bir ipucu verir?
(Suskunluk)
Kendinizle ilgili eskiden daha rahat konusurdunuz.
Ileride daha rahat konusuruz.
Mütevazi ve mahcup bir haliniz de var. Bu sizin avantajiniz mi, dezavantajiniz mi, bir lider adayi olarak nasil etkiler durumlari?
Vallahi ona siz karar verin.
Sizin dilinizde sanki böyle çok hassas bir terazi var. Sanki Tayyip Bey’in dilinde böyle bir terazi yok. (gülmeler)
Olabilir.
Neden böyle?
Tabii herkesin fitrati, geldigi süreç farkli. Bunlarin muhakkak etkisi oluyor.
Basbakan olamamaniz çok büyük bir haksizliktir. Buna tahammül edebilir misiniz?
Ha bunu geçin simdi siz.
Su anda neden terlediniz?
Yoo.
Alniniz ter içinde.
Belki biraz grip nezleyiz, ilaç aliyoruz, ondan da olabilir.
Çözüm bekleyen sorunlar içerisinde basörtüsünün öncelikli meseleniz olmayacagina dair mesajlar verdiniz. Ancak basörtüsü magdurlari açisindan bakildiginda onlar birinci öncelikli olmayi arzu ediyor. Bu çeliskiyi nasil çözeceksiniz?
Bizim amacimiz Türkiye’yi AB’ye hazir bir ülke haline getirmektir. Bunun iki ayagi vardir. Biri demokratik standartlarin, temel hak ve hürriyetlerin gelistirilmesi, yükseltilmesi. Ikincisi, ekonomik kalkinmanin gerçeklestirilmesidir. Bu çerçeve içinde baktigimizda, biz insanlarin istedigi gibi giyinmesi gerektigine inaniyoruz. Ne yazik ki bu konu uzun süre siyasi tartismalarin merkezi haline geldigi ve direkt siyasi bir konu haline dönüstürüldügü için çözümü biraz zorlastirildi. Biz bunlarin çözülmesini istiyoruz. Ama bunlarin çözümü, yaklasim sekli çok önemli. Bunlar bir zafer kazanmak, bunu ben yaptim, ben ettim, havasi içinde olursa hiç kimseye faydasi olmaz. O açidan bunun uzlasma içerisinde çözülecegine inaniyorum.
Sorunun çözümü bu ögretim sezonuna yetisecek mi?
Hükümetimizi bir kuralim, programimizi bir yazalim, görürsünüz.
Sizin bir haftalik, bir aylik, bir yillik eylem planlariniz var. Bir haftalik eylem planinizdan baslayalim...
Ilk yapilacak is, bakanlar kurulu ile ilgili. Bakan sayisi 38’den 25’e indirilecek, yani 13 bakanlik kaldirilacaktir. Sonra seffafligi getiren, gereksiz harcamalari gideren tedbirler alinacaktir. Bunlar sadece verilecek talimatlarla, çikartilacak kararnamelerle alinacak seylerdir. Seçim beyannamemizde ortaya koydugumuz birçok reform arka arkaya getirilecektir.
Basbakan su ya da bu kisi oldu diyelim. Bu ikili bir yönetim mi olacak? Basbakan Tayyip Bey’e karsi mi sorumlu olacak, yoksa ondan tamamen bagimsiz bir sekilde mi olacak?
Muhakkak ki, AK Parti hükümetinin basarili olmasinin gerekleri neyse, onlar yapilacak. Bizim kulagimizda bir küpe vardir. Bu da su son üç sene içinde ülkeyi idare edenlerin düstügü durumdur. Biz o durumlara düsmek istemeyiz. Bakan olmak, basbakan olmak, cumhurbaskani olmak, milletvekili olmak bence bunlar bir sey ifade etmez. Önemli olan o pozisyonlarda bulunurken, Türkiye’ye ne katkiniz oldu, ne kazandirdiniz? Bazen kaybettirebilirsiniz.
Ama simdi bunlar son derece yuvarlak laflar. Ama su anda söylenecekler bunlar dogrusu.
Bir basbakanin esinin basinin örtülü olmasi devleti nasil etkiler? Basbakan adayini seçerken, bu konuyu da dikkate alacak misiniz?
Medeni ülkelerde kisisel tercihlere herkes saygi gösterir. O, neticede yabanci bir kiyafet sekli degil. Ben Türkiye’nin bu olgunluklara ulastigi kanaatindeyim. Halk bu olgunlugu gösterdi. Milletin iradesi ortaya çikti. Her sey açik seçik oldu. Gizli kapakli hiçbir sey söz konusu degil. Oy verenler her seyi çok iyi biliyorlar. Dolayisiyla, önemli olan olgunluk içerisinde bu isleri götürmektir.
Yani basbakanin esinin basörtüsü sorun olmamali mi diyorsunuz?
Evet, bunu söylemek istedim zaten.
Çagdas bir imaj yakalama adina, biyiklarinizi kesmeyi düsünür müsünüz?
Hayir.
Gülü seven dikenine katlanir atasözü sizin sahsinizda nasil realize olur? Siz dikensiz bir gül müsünüz, yoksa gerektiginde dikenleriniz batabilir mi?
(Gülmeler) Ona da kamuoyu ve siz karar verin.
Bence siz, dikenlerini baskasina batmasin diye özenle saklayan bir gülsünüz.
Öyle mi diyorsunuz?