[Ali Bardakoğlu 3] - Diyanet'te kadınlara pozitif ayrımcılık yapıyoruz
Nuriye Akman
20 Eylül 2005, Salı
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, bu söyleşide toplumun ufkunu açacak, her biri uzun uzun tartışılacak çok önemli mesajlar verdi.
Kadın müftü yardımcılarının atanması AB sürecinin dayattığı bir zorunluluk muydu? Çünkü dinin geleneksel yorumu, kadınların belirli günleri nedeniyle stres altında olduğu gerekçesiyle hüküm veremeyeceklerini söyler.
Bir defa müftülerimiz kendiliklerinden hüküm vermiyorlar. Onlar sadece dinin hükmünü yansıtıyorlar. Müftünün verdiği hükümde kendi sübjektif kararı yoktur. Dinin hükümleri bellidir. Nasıl ortaya konacağı, kuralları, metodoloji bellidir. Müftülerimiz bu belli olan şeyin bilgisini edinip, o bilgileri insanlara aktarırlar.
Ama genel durumların dışında özel durumlara ilişkin sorulara da muhatap olabilirler.
Elbette. Müftünün görevi dinin genel hükmünü açıklayıp o genel hükmün soranın özel durumuna göre yorumunu/çözümünü yapmak olmalıdır. Onun için de dinî hüküm ve içtihat genel, fetva ise özeldir. Dinin genel hükmünü, amaç ve ilkesini günümüze ve muhatabımıza göre yorumlayıp anlamlı kılamazsak hayattan kopmuş ve ihtiyaçları/gelişme ve değişimi göz ardı etmiş oluruz. Diyanet'te kadınların daha etkin olması, onların yaratıcı zekasından, üretken mesailerinden yararlanmamız gerektiği samimi kanaatimiz. Biz 30 yıldır Avrupa ile birlikte din hizmetleri görüşmeleri yapıyorduk. İnsan gönderiyorduk. Ancak insanlarda komplo teorileri giderek arttı. Ne yapsak, ya hükümetle, ya uluslararası siyasetle, ya AB ile ilişkilendiriliyor. Şimdi kadın sorunu toplumun çok önemli bir sorunudur. Toplumun yarıdan çoğu hanımlarımız. Bunlara din hizmetlerinin ulaşması, ellerinden tutulması, cemaat olarak muhatap alınması, camide erkeklerle eşit muamele görmesi gerekiyor. Kadınların camide kendilerine ferah, aydınlık, güzel bir yer bulması kadının özgüveni için önemlidir. Hükümet bize kadro verdiğinde, biz geçmiş yanlışları telafi edeceğiz dedik.
Bu yanlışların yapılmasında dinin erkeksi bir bakışla yorumlanmasının payı yok mu?
Onun da payı var, kadınların ilme teşvik edilmeyişinin de. Dedik ki biz bunu telafi etmeliyiz. Açıktan atama ve diğer kadro imkanlarında hanımlara öncelik verdik. Kur'an kursu öğreticiliğinde, din hizmeti uzmanlığında kadınlara pozitif ayrımcılık yaptık. Vaizelik sınavlarında bayanlara öncelik verdik. Eğer bu programımız yürürse din hizmetleri, Kur'an kursu öğreticiliğinin yarıdan fazlası kadın olacak.
Vaizeler sadece kadınlara mı vaaz edebilirler?
Erkeklere de edebilirler. Ama asıl dini aydınlatma faaliyetinin bayanlara yapılması gerekiyor. Erkekler kadınlara, kadınlar erkeklere vaaz yapabilirler. Bu vaaz işi, fetva işi bir bilgi işidir. Cinsiyet işi değildir. Onun için de gönlüm arzu ediyor ki, büyük illerimizin hepsinde bayan il müftü yardımcısı olsun. Bu yılın sonuna doğru bu konuda önemli adımlar atacağız.
Neden müftü değil de yardımcısı? Biraz yetişecekler, toplum alışacak. Kadından müftü yardımcısı olunca kıyametin kopmadığını, kadınların din konusunda erkekler kadar dirayetli olabileceğini görecekler.
Yarın bir gün kadınları müftü olarak da görecek miyiz?
Hanımların müftü olmasının din açısından da, yasalar açısından da bir engeli yok. Peygamber Efendimiz zamanında hanımlar, tahminlerimizin ötesinde daha aktifti. Çarşı pazar işlerinde yöneticilik de yapıyorlardı, fetva da verdiler, dinî irşad faaliyetleri de yaptılar. Toplumda etkin olarak görev aldılar. Peygamber Efendimiz'in vefatından sonra Arapların ataerkil, kadınları kıskanan, onları toplum hayatının dışına iten anlayış adım adım geri geldi. Kadın hakları konusunda günümüzde tartışmalı olacak birçok uygulama ve anlayış, Peygamber Efendimiz'in döneminden sonra Arap örfünün baskın hale gelmesi sonucudur. O kültürün yansıması sonuncunda ikinci üçüncü asırda fıkıh kitaplarında kadınlarla ilgili yazılanlar ortaya çıktı.
Kadınların aleyhinde demek istiyorsunuz...
Yani kadının, evliliğin mülkiyet gibi algılanması, işte kıskançlık temelli, kadını pasif durumda tutan anlayışın kültüre dönüşmesi ve o kültürün de din kitaplarına yansıması çok varittir. Şayet biz o fıkıh kitaplarındaki o anlayışları onun gibi algılar, onun gibi anlatırsak çok yanlış yapmış oluruz. Dinin ana mesajı ile dindarlığın farklı coğrafyalarda, farklı dönemlerde algılanma ve yaşanma biçimlerini birbirinden ayırmamız lazım. Dinin iki kaynağı vardır. Kur'an-ı Kerim ve Peygamberimiz'in sünneti. Dini onlardan anlamalı ve kendi çağımızın beklentilerine, ihtiyaçlarına, duyarlılıklarına bakarak kendi dindarlık tarzımızı kendimiz kurmamız gerekiyor.
Mesela Prof. Ali Osman Ateş hoca var. Kadın aleyhinde uydurulmuş hadisleri çalışmış. Ve 'Binlerce yıldır, edebiyattan gündelik hayata kadar her yere yansımış, hâlâ yaşayan bir kültür haline gelmiş bu yanlışlar' diyor.
Doğrudur.
Sizin bunları deşifre etme gibi bir misyonunuz olacak mı?
Kadınlarla ilgili birkaç yayın planımız var. Bilim adamlarına sipariş verdik. Yani İslam'ın öğretisinde kadın nedir, hani biraz önce konuştuğumuz konuların hangisi dine, hangisi geleneğe, bazı kişilerin yorumuna, hangisi kişinin kendi dünyasındaki kadın algısına dayanıyor? Bunları tartışmadan yol almamız zor. Bu konuyu değişik düzeylerde ele alan kitaplar hazırlanıyor şimdi. 2005-2006 inşallah bu yayınlarımızın yılı olacak. Hiç kimsenin telkinini, talimatını, tavsiyesini almaksızın Türkiye'de kadın hakları konusunun önemli olduğunu, dindarların da kadın haklarına sahip çıkması gerektiğini iki yıldır kürsülerden konuşuyoruz. Hiçbir erkek hanımına el kaldırmamalı. Hanımını dövecekse dinimiz bana bu hakkı verdi, diyerek kendini kandırmasın. Kadın dövenler dinin arkasına sığınmasınlar. Kız çocuklarının eğitilmesinin engellenmesine karşı çıktık. Dedik ki kız çocuklarınızı okutun. Onları horlamayın. Kız çocuklarına sahip olmanın Peygamberimiz tarafından cennetle müjdelendiğini söylüyoruz. Yani planlı bir şekilde biz iki yıldır camilerimizde kadın hakları konusunu işliyoruz ve adım adım kadın hakları bilincini oluşturmaya çalışıyoruz. Bir çırpıda olmaz bu işler.
Kadınlar imam ya da müezzin olabilir mi?
İmam ve müezzinlerin tamamı erkektir. Bu toplumun dinî geleneği ile alakalı bir husus. O konuda bir değişim olacağını zannetmiyorum. Yani toplumun bayan imamların arkasında namaz kılma gibi bir talebinin ileride de olacağını düşünmüyorum.
Burada tek sorun erkeklere namaz kıldırmak mı?
Bu, dinî öğreti ve gelenekle alakalı bir durum. On dört asırlık dinî tecrübe bu yönde. Dinî hayatı masa başında kurgulayıp 'şöyle olsa daha iyi olur' tarzında dizayn edemezsiniz. İslami gelenekte imam olunmaz imama uyulur, yani cemaatin imamı imam olarak kabul etmesi, onun arkasında kıldığı namazın kabul edilebilirliğine inanması gerekir. Gösteri olsun diye namaz kılınmaz ve cemaat teşkil etmez. Amerika'daki bayan imam konusunun sadece medyatik olarak ilgi çekici olduğunu; ama İslam toplumlarında bunun kalıcı bir uygulamaya dönüşmeyeceğini çok rahat söyleyebilirim. Ancak diğer alanlarda bizim sayıyı artırmamız gerekiyor.
Kadınların okuduğu ilahileri erkeklerin dinlememeleri mi gerekiyor?
Öyle bir dinî yasak yok. Belki bayanların okuyacağı ilahiler daha duygulu ve etkili olacaktır.
Kaç kadın görevliniz var şu anda?
Şu anda 2700 civarında görevli var. Bunun 2400'ü Kur'an kursu öğreticisi, 200 civarında vaize var. Bu yıl 300 kadar daha Kur'an kursu öğreticisi ve vaize alacağız. Yani bu yıl sonunda 3000 civarında bayan görevlimiz olacak.
Kadınları daha üst düzeylerde ne zaman göreceğiz?
Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi bir kadın var. Sayıyı her zaman artırmak mümkün. Önce bu adımları atmamız gerekiyor. Bu bünyenin bayan erkek cinsiyet ayrımı yapmaksızın birlikte çalışmaya kendini alıştırması gerekiyor. Artık insanların sadece yaptıkları ve ürettikleri konuşulmalı. Cinsiyetleri konuşulmamalı.
Geçmişte "Bu din değildir, gelenektir" diyen pek çok din bilgini kadının anasından emdiğini burnundan getirdiler. Hidayet Tuksal'ın ve diğer kadınların nasıl püskürtüldüğünü hatırlayın.
Bizim erkeklerin konuya hoyratça yaklaşımı oluyor. Hidayet Hanım'ı yakinen tanıyorum. Bu konuda birikimi, akademik çalışması, duyarlılığı olan birisi. O tip insanların bu konudaki gayretleri sebebiyle incinmesinden ben çok üzülürüm.
Hidayet Hanım gibi kadınlar neden sizin teşkilatta etkin görevler almıyor öyleyse?
Hidayet gibi birçok insana teşkilatta yavaş yavaş önemli görevler veriyoruz, vereceğiz. Kadınlarımız çalıştıkları hak ettikleri vakit, sırf hanım oldukları için önlerinde engel olmasın istiyoruz.
Kadının ezan okuması elbette haram değil; ancak öncelik din hizmeti olmalı
Kadın neden müezzin olamaz? Erkeklere vaaz edebildiğine göre, sesi haram olmasa gerek. Öyleyse neden ezan okuyamaz?
Kadının Kur'an okuması, ezan okuması ve bunların erkekler tarafından dinlenmesi elbette haram değil. Ancak, bayan din görevlilerimizin din hizmeti ve dinî bilgi üretimi alanında o kadar yapacağı işler var ki. Önce onlardaki açığı kapatalım ve bayanlara hak ettikleri çalışma ortamını hazırlayalım.
Kadın örgütleri ile temasınız var mı?
Kadın örgütleri istediği kadar kadın hakları konusunda konuşsun, bizim din görevlilerimiz buna sahip çıkmazsa bu toplumsal bilince dönüşmez. Kadın örgütleri kadın haklarına sahip çıkar, ama din görevlimiz bunu desteklemezse, "Bunlar Batı âdetidir, bunların hepsine kapınızı kapayın, bunlar kıyamet alametidir" derse, bütün bu çabalar boşa gider. Onun için kadın örgütlerine birlikte çalışalım, işbirliği yapalım, bu bilincin yeşermesi için adımları birlikte atalım diyorum.
Hangi kadın örgütleriyle temasınız oldu bugüne kadar?
Farklı eğilimdeki birçok kadın örgütüyle görüşmelerimiz oldu. Yoğun işlerimiz arasında bunu sürekli ve düzenli bir çalışma ortamına götüremedik. Ama bu konuyu daha aktif olarak devam ettirmek istiyoruz.
Kadın din bilgini yetiştirme konusunda bir projeniz var mı?
Kendi bayan görevlilerimizden bir grubu 21. yüzyıla hazırlamak için doktorasını, yüksek lisansını yapan görevlilerimize özel kadro ayırıyoruz. Yurtdışına gitmek isteyenleri yüksek lisans, doktora yapabileceği ortamlara gönderiyoruz. Birçok bayan vaize aldık. Onların her biri 'yüksek lisans ve doktora yapacağız' dediler. Onlara o imkanları verdik. Şu anda bizim bayan din görevlilerimiz, harıl harıl yabancı dil öğreniyorlar, yüksek lisans yapıyorlar. 22 kadın mastırını tamamladı, 13'ü devam ediyor. 6 kadın doktora yaptı, 6'sı devam ediyor. Bir tane de profesör kadın görevlimiz var.
Yüksek lisansını yapan kadın görevlilerinize verdiğiniz şey tam olarak ne? Para mı, izin mi?
Görev yerleri ve çalışma ortamı itibarıyla lisansüstü çalışma, yabancı dil öğrenimini yapabilecekleri imkanları hazırlamak yurt içinde ve dışında. Bunun için de lisansüstü öğrenimi görev yeri ve ortamı değişikliği için geçerli sebep kabul ettik. Ayrıca dil öğrenmek isteyenlere kurs ve kurs ücreti desteği veriyoruz. Bu konuda mevcut durum yeterli değil; ama ümit verici. İleride bazı görevler için yüksek lisans ve doktora yapmış olma şartını aramamız gerekecek.