Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Can Tanrıyar] - Televole’yi bırakıp felsefi kitaplar yazacağım

Nuriye Akman

01 Ağustos 2004, Pazar

Can Tanrıyar, Show TV’de yayınlanan Televole ve Pazar Keyfi programlarının koordinatörü. Toplumun belleğinde daha çok televole kültürü denilen olgunun yaratıcısı olarak yer alıyor. Yaşamı, magazin dünyasının ünlülerini izlemeye odaklı. İzlemeleri TV ekranlarından bizim yaşamımıza da sızdığı için, onun nasıl bir insan olduğunu merak ettim. Televole öncesi yaşamının özeti şöyle: 1960 doğumlu. Lise birden itibaren babasının işi dolayısıyla iş hukukunun inceliklerini öğrendi. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu. 1975’te Milliyet’te spor gazeteciliğine başladı. Milli takımlar düzeyinde hentbol oynadı. Özel hocalardan ud eğitimi aldı. 25 tane bestesi var. Bestelerini isteyene bila ücret verdiğini söylüyor. Televole’den sonrası da aşağıda:

Dokuz yıldır eğlence sektörüyle haşır neşirsiniz. Hayatın başka yüzlerine bakmaya zaman bulabiliyor musunuz?

Bir işi iyi yapmanın tek yolu onu yaşamak. Sevsem de, sevmesem de, gece hayatının içinde yaşıyorum. Dostlarımı değiştirdim, artık sanatçılar, işletme sahipleri, garsonlar benim dostum. Bin tane arkadaşımla 24 saat yetişemediğim bir hayatım var. Bu, bin tane fikir dinlemek, bin tane felsefe demek zaten.

Aynaya baktığınızda ne görüyorsunuz?

Hareketli, canlı, heyecanlı bir adam.

Size gerçeği göstermeyen, yanlışlarınıza yataklık yapan bir ayna mı bu?

Yanlışım olduğuna inanmıyorum. Hiç yalan söylemeyen nadir insanlardan biriyim.

Hiç? Televole diye suni bir dünyanın mucidisiniz siz.

Sadece olan bir şeyi yansıtıyoruz. Bu mucitlik değil. Televole kültürü üç beş kişinin ifadesi. Böyle bir şey yok.

Nasıl yok? Cıvık aşk hikayeleri, çıplak vücutlar, pespaye bir eğlence tarzı, hazzı put yapan insanları model olarak sunuyorsunuz.

Çıplak vücutlar bizde değil, haber bültenlerinde çıkıyor. Bizde yasak. Defilelerde kazayla göğüslerin açıldığı sahneleri bile yayınlamayız biz.

Bizim gördüklerimizle sizin gördükleriniz farklı o zaman.

Kasetleri getirir gösteririm. Biz Hülya Avşar’ın bayramdaki konserini buzlayıp verdik. Niye? Çok açık giymişti. Hiçbir kanal buzlamadı bizden başka. İşte pastalarda tabaklar yakılıyor, kırılıyor, o ona bilmem ne yapıyor, köpüklü kadınlar vs. öyle görüntüler bizde yok.

Dünya kadar sevgili değiştiren, o bar, bu bar gezen insanlar, onların kıyafetlerine verilen notlar vs., bunlar da mı yok Televole’de?

Şıklarla rüküşler diye bir bölümümüz var. Bunda ayıp göremiyorum. O bar, bu bar dolaşan insanlar bizde çıkmıyor. Mesela manken Çağla Şikel diyelim. Biz bunu top model diye veriyoruz. Ardından bu kız, bir hafta onla, üç hafta onla, iki hafta bunla olunca hemen ben arıyorum, “Çağla, çok yanlış yapıyorsun. Bu tarz ilişkiler toplumumuza uygun değil. Biz seninle çalışamayacağız” diyorum. Bizim kurallarımızdan biri de bu.

Kim kiminle, kaç kere sevgili değiştirdi çetelesini mi tutuyorsunuz?

Yoo, bizim kamera zaten geliyor, bir hafta onunla olmuş, bir hafta bununla. Ne bu ya, ayıptır bu topluma ya diyoruz..

Size inanmıyorum. Kaç kişiyle, “çok sevgili değiştirdi” diye ilişkiyi kestiniz?

Çoook.

Ambargolu kişileri söyleyin o zaman?

Bizde ambargo diye bir şey yok. Biz seni çıkarmayız, bilmem ne yapmayız, bunlar çok çirkin şeyler. Biz sadece diyoruz ki, topluma uymayan hareketleriniz olursa, sizden uzaklaşırız. Çağla onunla bununla diye haberin reytingi düşükse bir daha vermiyoruz. Biz toplumun sesine cevap verdiğimiz için varız.

Bu insanlar ne üretiyorlar ki toplum onları seyretmek istesin?

O zaman yanlış yere geldiniz, haberlere gitmeniz lazım. Bakın biz ne yayınlamışız bir programda: Havuç’un yaş günü, haftanın inen ve yükselen değerleri, Anadolu’nun dört bir yanındaki yaşantılar, ünlüler isimlerini neden değiştiriyorlar, ünlülerin bilinmedik yönleri, saç modelleri. Ne terbiyesizlik var bunda?

Bir bu manzaraları sosyolojik formatla vermek var, bir de bu yaşamın oyuncularını bir rol model olarak sunmak, çürümüşlüğü yaymak var.

Bizde çürümüşlük yok. Ama haberciler önüne geleni yayımlarlar. Başkalarının yanlışları Televole kültürü diye bize geliyor. Show TV’nin haftalık 168 saat yayınının içinde Televole bir buçuk saat, Pazar Keyfi bir buçuk saat. Eğlenceye verdiğimiz süre bir buçuk saat içinde altı dakika, otuz yedi saniye. Mankenleri minimuma indirdik. Aa Televole Dizivole oldu dediler. İlk başta futbolcular çok gün demdeydi.

Ha bire futbolcuların mankenlerle aşkını verdiniz.

Mankenle aşk yaşıyorsa tabii verdik. Son anda baktık futbolcuların cıvığı çıktı. Döndük komedyenlere. Sonra şarkıcıları verdik. Ondan sonra mankenlere geldi. Yaklaşık bir buçuk yıldır da bizim için en önemli kahramanlar, dizi kahramanları.

Sevgiliniz Petek Dinçöz sizden daha popüler. Ona bakarken aferin bana diyor musunuz? Çünkü sizin sayenizde popüler oldu.

Hayır. Sıfırdan bir insan olur da şey yaparsınız. İki dizide başrol oynamıştı, mankenlik yapıyordu. Ben müzikle çok iç içe olduğum için o da müziğe yönlendi. Ondan sonra çok çalıştı.

Daha evvel, evliyken de bu gece yaşamının içinde miydiniz?

Hep. Hayatım ilk yaşadığım evlilikte de böyleydi.

Siz öyleydiniz de, eşiniz öyle değildi. Gece yaşamı, en azından kadınlar hakkındaki fikirlerinizi değiştirdi demek.

Daha önce de çok çapkın, gezen bir adamdım. Benim işim bu. Ne eroin alırım, ne bir şey yaparım. Bunda ahlaksız bir şey görmüyorum. Ha, iyi içki içerim..

Petek Hanım, demiş ki: “Çocuklar artık Petek ablalarını örnek alıyorlar.” Onun çocuklara örnek olabilecek bir özelliğini söyleyebilir misiniz?

Piyasadaki birçok insan hakkında, her hafta onunla, bununla saçma sapan görüntüler çıktığı ve onu öyle görmedikleri için. Demek ki, çocuklar bile karşılar bu tip yaşantıya.

Kliplerinde olsun, resimlerinde olsun, daima erotik pozlar veren, erotik danslar yapan bir insanı siz kendi çocuklarınıza örnek gösterir misiniz?

Valla ben danslarını öyle erotik görmedim. Onun şarkıları hep hareketli ve dans ederek söylüyor. Yani durarak söyleyemez onları.

Durduğu pozları da dikkate alarak cevap vermek gerekse?

Valla keşke herkes piyasada onun gibi yaşasa. Şöhreti, parası, her şeyi var şu anda. İstediği her şeyi yapabilir. Ama o sakin yaşamayı tercih eden bir insan.

Çocuklarınızla tanıştırdınız mı?

Hayır. Eski eşim çocukları bana düşman ettiği için görüşemiyorum ki.

Sevgilinizin bir arzu nesnesi olması, psikolojinizi nasıl etkiliyor?

Ben öyle kıskançlık şeyleri olan bir adam değilim.

Televole’de başkalarının göğsünü, bacağını buzluyorsunuz, kendi sevgilinizin her şeyi açıkta.

Ondan gelmiyor öyle bir şey. Yani o tarz görüntüler gelse kapatırım.

Hayret bir şey. Foolish Casanova’daki erotik dansı da mı seyretmediniz?

Ne var ki onda? O şarkıda sevgilisi onu aldatan güzel bir öğrenci kız var.

Petek Dinçöz siz olmasaydınız bu kadar meşhur olur muydu?

Evet dersem, hava atmış olurum. Bizim yaptığımız şey sadece keşfetmek. İçinde olacak insanın. Biz istediğimiz kadar Televole’de birisini verelim, toplum kabul edecek onu, yoksa reytingi düşüyor.

Peki ne oldu, Petek Hanım buharlaştı?

Çıkmıyor artık. Pazar Keyfi’ni bile sunmaya gelmiyor. Yedi–sekiz ay önce öyle bir karar aldı. Ben dedi işime bakacağım, konser vereceğim. Reytingin de şu an en iyilerinden bir tanesi Petek.

Eğitimi ne, sesi ne, niye reyting alsın?

Konserin dışında çıkmıyor ya, o yüzden reytingi çok yüksek. Seda Sayan kaç yıldır şarkı söyleyen bir insan. Ama ekstrası, Petek’in yarısı kadar bile değil. Her gün show programı yapan birinin 150 milyon lira para verip, konserine gider misiniz? Sibel Can’ın reytingi çok düştü. Ne iş yapsa olmuyor. Kötü bir kaset yaptı. İnanılmaz kilo aldı. Tek sesle olmuyor.

Petek’in sesini beğeniyor musunuz?

Sürekli eğitim alıyor. Bir sene sonra çok iyi olacak. Bu kız üç yıldır niye bitmiyor?

Bunu bilmeyecek ne var, çünkü siz varsınız arkasında.

Ben sadece ona beste ve güfte veriyorum. Her şeye mali müşaviri, avukatı, menajeri karar verir.

Bu “sanatçı” kadınlar altın yumurtlayan tavuklar değil mi? Birlikte olduğu adamlara ve çevresindekilere para kazandırıyorlar.

Valla kadınlar çoğunlukla para yedirmezler. Çulsuz adamla beraber olan kadın az gördüm. Zeka ve ekip hepsinin önüne geçti. Bunları da Petek’te öğrendim. Kazandığı her şeyi eğitimine yatırdı. Türkiye’nin en iyi sazını kurdu. Ve onu bunlar yetiştiriyor şimdi.

Petek sizin kadın versiyonunuz mu?

Evet. Çok zeki. Kendini aptal gösterip, zeki olduğunu saklıyor. Dört yıldır sadece evimde pilav yapayım, çocuk doğurayım diyen birisi.

Tanrıyar’ın Tanrı ile ilişkisi nasıl?

Eskiden dinî vecibeleri yerine getiren bir insandım. Şimdi tek yapabildiğim, Alevi olmama rağmen bir ay oruç tutmak. Ramazan’da Petek de oruç tutuyor. Üniversite çağlarında namaz kıldırdım arkadaşlarıma. Eyüp Belediye Başkanı Ahmet Genç, sınıf arkadaşımdı, beni dinî konularda eğitmişti. Onunla sapıtanları toparlayalım diye karar vermiştik. Tatile giderdik, gruplar halinde, Allah’a inanmayanları inandırmak büyük haz verirdi bana. Denizde bile ezan okununca, tuttuğumuz evde benim arkamda herkes namaza dururdu. Şimdi kılamıyorum. Ama Ramazan’da bir Müslüman evladı gibi olmaya çalışırım. O bir ay, gece hayatından kopuyorum, kendimi dinliyorum. Demin sorduğunuz aynaya bakma olayını söyleyeyim. Bir ay boyunca kendime bakıyorum.

İçinizde bir suçluluk duygusu var mı?

Yok. Yalnız bu işe fazla devam etmek istemiyorum. En fazla bir sene daha. Sonra İstanbul dışında yaşamak istiyorum. Ben iyi gezdim. Gözüm arkada kalmaz.

Ne yapıyor olacak o zaman Can?

Güneyde bir yerde oturup film senaryosu, kitap yazacak. Artık okuyacağım bir şey kaldığına inanmıyorum. Çok doluyum. Bunları boşaltmam lazım.

Okuduğun, en ağır kitap ne? Senin çok kitap okuduğuna inanmıyorum.

Çook okudum. Aptallar gibi, vapurda filan böyle kitap okuyan tipler var ya, onlardan biriydim. Hepsi bir kitap bu şarkıcıların, tiyatrocuların. O kadar çok hayat kitabı gördüm ki. Hayat üzerine felsefi kitaplar yazmak istiyorum.

Petek Hanım ne yapıyor olacak o zaman?

Ona kalsa dünden bırakacak. Orada benim Televole, Pazar Keyfi yapımcı kişiliğim ağır basıyor. Biz memnun muyuz hep aynı insanları çıkarmaktan? Solist diyorsunuz, Hülya ve Seda yirmi yıldır, Gülben ve Sibel on beş yıldır, Ebru on yıldır. Petek, üç yıldır var. Bizim işimizi yapan insanlar için bir tane Petek yetmez. En az dört tane daha Petek lazım.

Çeliştiğinizin farkında mısınız?

Ama ayırdım bakın, Televole, Pazar Keyfi koordinatörü Can Tanrıyar olarak konuşuyorum. Bu işlerin doğru düzgün devam etmesi, iyi reyting alması için bize en az dört tane Petek Dinçöz lazım. İsterse pop söylesin, isterse sanat müziği, genç olsun, gençler onu sevsin.

Ama o bu işi sevmiyor. Ben Televole ve Pazar Keyfi kişiliğimle, çok baskı yaptım bu işi yapması için. Reytingleri inanılmaz. Ona kalsa bırakır bu işi. Çok ısrar ediyorum bırakma diye.

İnsan bu dünyaya orasını burasını açıp, başkalarını eğlendirmeye mi geldi? O kadının ruhu acı çekiyor belli ki.

O da bana “İçki içen insanların oturduğu masalara şarkı söylemek istemiyorum” diyor. Ben diyorum ki, komik. Bunda utanılacak bir şey yok. O da diyor ki: “Sen çıkmıyorsun o sahneye, yanlış bu.”

Kadın ifade etmiş kendini. Kızın olsa, içkili insanlara, derin dekolteler içinde seksi şovlar yaparak şarkı söylemesini ister miydin?

Şov dünyası bu. Çok içinde yaşadığım için normal geliyor bana bu.

Balık nasıl ki denizin farkına varmazsa, siz de körleşip, yaşadığınız pisliğin farkında değil misiniz acaba?

Yo ben pislik olarak görmüyorum. Bir insan Maksim’de konser verip, sonra çıkıp koşa koşa eve gelip, ilk yaptığı iş, bana pilav yapmaksa, sofra kurmaksa, ben bunu yapanı pek tanımıyorum. Yani onun istediği yaşam şekli evde yemek yapsın, çocuk doğursun. Biliyorum ona çok ıstırap bu hayat. Ben ona bir seneden önce bırakma, beraber bırakırız diyorum. O benim bırakacağım bir yılı bekliyor şimdi.

2005’te bırakıyor musunuz her şeyi?

Eğer benim bırakmam TV’deki ekibi etkileyecek olursa zorlanırım. Ama şahsım adına bırakmak istiyorum. Petek tabii kimseye bağımlı değil. “Eğer bir yıl sonra, aynı kafadaysan, bu iş bana göre değil diyorsan artık pes ediyorum” diyorum.

2004 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player