Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Hakkı Keskin 2] - Alman Köşkü’ne “Keskin” gözaltı!

Nuriye Akman

MİT dosyalarına “TKP”li olarak geçen Hakkı Keskin, aslı astarı olmayan bu sicil yüzünden Türkiye’de çalışma imkânı bulamamış. “Üstelik adımı birde soyguna karıştırdılar. Oysa o sırada İstanbul’da bile değildim” diyor.

Geçmişin “haşarı” devrimcisi Hakkın Keskin’i, çeyrek asır sonra bu kez “Acı Vatan”daki soydaşının hakkını koruyan görevleri üstlenmiş; Hamburg Üniversitesi’nde siyasal bilimler profesörü, aynı kentin SPD milletvekili ve Türk Göçmenler Birliği Genel Başkanı… Liseyi bitirdikten sonra “Kuzey”e göçen “Hamsiköylü Hakkı”nın gözü daha da yükseklerde. “Neden Almanya’nın ilk yabancı cumhurbaşkanı olmayayım?” derken çok ciddi…

Acaba bizim hükümet “Önce Almanlar adım atsın” diye mi bekliyor?

“Hükümetin beklemesi için bir neden yok. Çünkü vatandaşlıkla ilgili yasa her ülkenin kendi tasarrufunda. Türkiye gülünç duruma düşüyor. Sayın İnönü Solingen olaylarından sonra Almanya’dan çifte vatandaşlığı istedi. Özür dilerim ama size gülerler. Siz kendiniz bunu yönetmelikle, yüz türlü bürokrasi uygulayarak, insanlara kan kusturarak çözmeye çalışıyorsunuz. İki buçuk senedir dilekçesine cevap alamayanlar var”.

Özelleştirme derdi de yok!..

Şu ana kadar kaç kişi çifte vatandaşlık hakkını kazanabildi?

Taş çatlasa beş bin… Türkiye ülke dışındaki insanının politik haklardan yoksun, yabancı statüsüyle yaşamalarına neden oluyor. Oysa çifte vatandaşlık uygulamasını teşvik etse, bu kişiler ikinci sınıf olmaktan kurtulacak. Seçme seçilme ve memur olma hakkına sahip olabilecekler. Almanya’da 1 milyona yakın oy potansiyeli var. Bu, hangi partiyi isterseniz iktidara getirme anahtarı sizin elinizde demek..

Yani Türkler Almanya’nın yönetimini ele geçirebildi mi?

Yönetimini demiyorum ama kilit noktası olabilirler. Yani hiçbir hükümet, hiçbir siyasi parti buradaki Türkleri göz ardı ederek politika yapamaz ve Türkiye’ye karşı politika uygulayamaz. Bunu hükümetlerimiz nasıl göremiyor? Tansu Hanım’dan ricam, bu konuda verdiği sözü yerine getirmesi. Üstelik bunun için hiçbir şeyi de özelleştirmesi gerekmiyor.

Gözü Cumhurbaşkanlığı’nda

Sizin Bonn Meclisi’ne girme gibi bir hedefiniz var mı?

Var. On sene sonra cumhurbaşkanlığına adaylığımı koyabilirim.

Espri mi yapıyorsunuz?

Çok ciddiyim.

O zaman devrim olur Almanya’da.

Zaten Almanya’da biz bir anlamda devrim yapmak, Alman toplumunu değiştirmek, gerçek anlamda demokratik toplum haline getirmek istiyoruz.

İsterseniz, cumhurbaşkanlığından biraz aşağılara inelim. Size eyalet hükümetinde bakanlık görevi verecekler mi?

Almanya henüz Türk bakana hazır değil. Ama on sene sonra cumhurbaşkanlığı adaylığına hazır olabilir. Dünya çabuk değişiyor.

İlk kez 50 yaşında oy kullandığınız doğru mu?

Liseyi bitirdim, Almanya’ya geldim. Türkiye’de olduğum sürede seçim olmadı. Son 28 yıldır da Alman vatandaşı olmadığım için oy kullanamadım. Bir siyasal bilimci olarak tam 50 yaşında oy kullanabildim. Ve aynı seçimde milletvekili seçildim. Herhalde böyle bir şey dünya tarihinde ilk defa olmuştur.

Alman vatandaşı olmadan devlet memuru olma konusunda ayrıcalıklı bir muamele görmüşsünüz. Nedir bu iş?

Ayrıcalık değil. Üniversitelerde bilim adamı olacaklara bir istisna tanınmış. Memur olmak için aslında Alman vatandaşı olmak lazım. Ben profesörlük sınavını kazandığımda iki yüksekokulda da birinci sıradaydım. Hamburg’da başlamak için memur olma şartını koştum. Bu hakkı kolay da tanımıyorlar. Kendimi biraz naza çektim. Sonunda verdiler.

Yani hükümet tasarrufuyla özel işlem gördünüz. Bu durumda olan kaç kişi var Almanya’da?

Bilimsel alanda çalışan başka kişiler de olabilir. Bilmiyorum.

Öğreniminizi bitirdikten sonra neden Türkiye’ye dönmediniz?

Döndüm. Bursa Üniversitesi ve Ankara SBF’nin asistanlık sınavlarını kazandım. Fakat (Bugün-yarın başlayacaksın) diye beni on beş sene oyaladılar. Sebebi daha yeni öğrendim.

Herhalde “istihbarat siciliniz” bozuktu.

Meğer MİT dosyalarına göre TKP’liymişim. Hâlbuki uzun yıllar benim karşı karşıya geldiğim, mücadele yaptığım grup TKP’lilerdi.

Hakkı Bey, siz öğrenciliğinizde “soygunculuk” da yaptınız galiba.

26 Mayıs 1971 günü Akşam Gazetesi’nde bir haber çıktı: Taksim’de Emlakçı soyan üç kişi yakalandı. Bunlardan biri de Hakkı Keskin. Habere göre benim İsrail Başkonsolosu’nu kaçıranlarla ilgim varmış ve tanıklarla yüzleştirilmişim. Ancak tanıklar beni tanımadıklarını ifade etmişler. Herhalde MİT veriyordu bu yanlış haberleri. Ben o sıralarda İstanbul’da bile değildim.

Sözen, Hamburg’a başkan olsaydı.

İSKİ skandalının benzeri SPD’nin başına gelseydi, ne olurdu?

Almanya’da çok basit olaylar bile yetkililerin derhal istifasına sebep olur. Örnekler vereyim, geçen yıl Hür Liberal Partili Maliye Bakanı, hanımının kardeşi için bir üretici firmaya tavsiye mektubu yazdı. Olay duyulduğunda istifa etmek zorunda kaldı. Ulaştırma Bakanı, temizlik işlerini yapan kadına verdiği parayı vergiden düştü. Üstelik yasaya göre de bunu yapabilir. Ama bu konu Almanya’da yoğun tartışmalara yol açtı. Ve o bakan da sonunda istifa etti. Berlin’de 22 katlı bir bina inşa edilmişti. O binada yine bir rüşvet olayı olmuştu. O zaman sosyal demokratlar hükümetteydi ve istifa etmek zorunda kaldılar.

Nurettin Sözen Hamburg Belediye Başkanı olsaydı ne olurdu?

Mutlaka istifa etmek zorunda kalırdı. Hiç şansı yoktu.

1993 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player