[Muhammed Rıza Bağıri] - Röportaj 1. Bölüm
Nuriye Akman
Ayaklarında pabuç değil terlik var. Koton gömleği yakasız. Sakalı “Sünnet”e adanmış. İçki içmiyor. Hanımlarla tokalaşmıyor. Saçlarındaki aklar, gençliğine meydan okuyor. Ama Acem zarafetine kattığı Azeri sıcaklığını gizlemesi mümkün değil. İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Rıza Bağıri’nin üniversite hocalığıyla “diplomasi imbiği”nden geçmiş ince dokundurmaları röportajı gerçek bir sohbete dönüştürüyor. Belki bu yüzden onunla konuşabilmek için takmak zorunda olduğumuz eşarptan rahatsız olmuyoruz. Bu ülke bizim, ama burası onun evi. Kuralları o koyuyor. Bedelini ödemeden ne alabilirsiniz ki? Bir de diplomatik gerçekler, hayatın gerçeklerine paralel olsaydı. …Ve herkes kendi payına düşen bedeli ödeyebilseydi…
Dinde zorlama var mıdır efendim?
“Bismillahirrahmanirrahim. Kuran–ı Kerim’de bu konuda bir ayet vardır. (La ikrahe fiddin) diye başlıyor. Manası şu ki, din üzerinde kulu zorlama yoktur.
O halde neden benim başımı örteme zorluyorsunuz?
Acaba siz Müslüman mısınız?
Evet.
Bu benim söylediğim bir şey değil. Nur suresindeki bir ayete göre bayanların örtünmeleri gerekiyor.
Allah’a vereceğim hesabı neden siz soruyorsunuz?
Müslümanlar birbirine karşı sorumludur. Biz Allah’ın emirlerini yerine getirmeniz için uyarıda bulunuyoruz. Bir bayan ziyaretimize gelmek istemezse bizim bir zorlamamız yoktur. Size misafir gelsem, evinizdeki kurallara uymam gerekir.
Resepsiyonlara hiç hanım çağırıyor musunuz?
İslami icaba uymadıkları için davet etmiyoruz. Ama ben eşimle birlikte, buradaki davetlere katılıyorum. Onlar da eşleriyle birlikte bizim davetlerimize icabet ediyorlar. Bu bayanlar elçiliğimize geldiklerinde İslami icaba uyuyorlar.
Herhalde bunu kalben yapmıyorlardır?
Buraya kendi iradeleriyle geliyorlar. Birisi benim yanımda içki içmek isterse onu içmemesi için ikaz ederim. (Ben hürüm, sana ne?) diyebilir. O zaman (Buyurun için, siz içerken yanınızda bulunamam) derim. Burada zorlama yoktur. Tavsiye vardır.
Görüşmeyi eşarp kurtardı
Tavsiyenize uymasaydım bu röportaj gerçekleşmeyecekti, değil mi?
Evet, bu beyefendi (arkadaşımı gösteriyor) bu işi yapabilirdi.
Tansu Çiller buraya geldiğinde, ona da başörtüsü sunacak mısınız?
Biz her şeyden önce tebrik etmek için onun ziyaretine gitmek istiyoruz.
Ona gittiğinizde (Boynunuzdaki eşarbı başınıza takın) mı diyeceksiniz?
Ben onu ziyarete gittiğim için buna lüzum görmüyorum.
Ama (buraya gelirse eşarp takmaya mecburdur) diyorsunuz…
Ben öyle düşünüyorum ki sayın bayan, Tansu Çiller bu işe sizin kadar hassas değildir. Görüyorsunuz ki, görüşmemizin başlangıcında bu iş için ne kadar zaman harcadık. Aslında bu eşarp sizi daha da yakışıklı gösteriyor.
Ankara’da çok başörtülü var
Peki, efendim, laik bir ülkede yaşarken ne gibi sıkıntılar çekiyorsunuz?
Herhangi bir sorunum yok. Müezzinleriniz beni ezan sesiyle uyandırıyor, çok memnun oluyorum. Türkiye’yi ziyaret ettiğimde önce camilere gidiyorum. Bakıyorum kapılar açık, çok güzel camiler. Havaalanına gittiğimde namazımı şeref salonunun mescidinde kılıyorum.
Bizim Tahran’daki mescidimizden daha güzel. Meclis’teki mescidi de beğendim. Oraya gittim ve milletvekillerinin namaz kıldığını gördüm. Çok kalabalıktı.
Ama hayat sadece camilerden ibaret değil. İnançlarınızla buradaki yaşantı arasındaki çelişkilerden rahatsız olmuyor musunuz?
Ankara’daki diplomatlar arasında caddelerde benim kadar rahat dolaşan birini göremiyorum. Ben eşim ve çocuklarımla rahat rahat Çarşamba Pazarı’na gidiyorum.
Sokaklarda tesettürsüz hanımlar görmek sizi rahatsız etmiyor mu?
Bence Ankara’daki bayanların çoğunun başörtüleri var. Ayrıca başı örtülü olmayanlar da beni rahatsız etmiyor.
Türkiye ile İran 120 milyon eder
İran kendini dünya Müslümanlarının lideri olarak mı görüyor?
Bunu iddia etmiyoruz. İddiamız şu ki; İslam, insanları kendi tarafına çekebilir.
Anayasanızın 11’inci maddesi İran devletini (İslam milletlerinin birleşmesi sağlanıncaya kadar, sürekli çaba harcamakla) ödevlendirir. Bunu yerine getirmek için Türkiye’de neler yapıyorsunuz?
Ben İran-Türkiye ilişkilerini en iyi düzeye götürür, bu iki devleti ve milleti bir araya getirebilirsem 60 milyon Müslüman’ı, İran İslam Cumhuriyeti topluluğuna yaklaştırmış olurum. Orası da 60 milyon, eder 120. acaba sözünüzü ettiğiniz görev çevresinde bu bir başarı sayılmıyor mu?
Anayasanın size verdiği görev bu değil ki…
Anayasamız dünya Müslümanlarının birlik ve beraberliği için elimizden gelen çabayı sarf etmemizi ister.
Devrime Edison benzetmesi…
Yönetim biçimi laik olan bir ülkeyle sadece yakınlaşmak sizi tatmin eder mi?
Türkiye’de laik bir rejim hâkimdir. Bunun inancındayız. Bugüne kadar hiçbir sorunumuz çıkmadı. Bundan sonra da çıkmaz. Ben cumhurbaşkanı sarayında, cumhurbaşkanı ve beraberindeki beş bakanla namaz kıldım.
Allah kabul etsin efendim. Anlamak istediğim, anayasanızın sizi tüm Müslümanların lideri olmaya zorlayıp zorlamadığıdır…
Lider dediğiniz şeyi, insanların kendileri seçer. Bu konuda bir zorlamamız yoktur. Biz diyoruz ki devrimimiz bir ışık gibidir. İsteyen bu ışıktan faydalanır, isteyen faydalanmaz. Edison elektriği keşfettiğinde cebine koyup bütün ülkeleri dolaştırmadı. Faydalanmak isteyenler hemen aldılar. Allah bize buyurmuştur ki (İnsanlar bütün lafları dinlesinler en iyisini seçsinler) Şimdi, Amerikalılar, Batılılar, Siyonistler bu sözleri bizim söylememizi istemiyorlar ki dinleyenler en iyisini seçsin. Hürriyet ve demokrasi varsa müsaade edin herkes sözünü söylesin.
Büyükelçi sordu, ben cevapladım
İran’da hürriyet ve demokrasi var mı?
Hürriyet ve demokrasinin en iyi yeri İslam’dır. İngiltere’de bir milyon Müslüman var, bunların acaba millet meclisinde temsilcisi var mıdır? İran’da sayıları 120 bine ulaşan Yahudilerin 4 tane milletvekilleri vardır.
İran’ın İslami mezheplere bakışı nasıldır?
Biz mezhepler arasında bir fark görmüyoruz. İran’da Sünni mezhebine mensup imamlar Cuma hutbelerinde kendi görüşlerini açıklıyorlar.
Anayasanızın 12 maddesine göre resmi mezhebiniz Caferilik… Mezhepçilik İslam’ın özüne aykırı olduğuna göre İslam birliğini nasıl sağlayacaksınız? Türkiye’de de resmi mezhep Hanefiliktir.
Böyle bir şey yok efendim anayasamızda. Devletin resmi mezhebi olmaz.
Siz devleti milletten ayrı bir kurum olarak mı görüyorsunuz?
Elbette; devlet ve millet iki ayrı kurumdur. Biz İran’da devleti halktan sayıyoruz. İran’da yaşayan kişilerin çoğunluğu Caferi mezhebindendir. Demokrasi de bunu buyurmaktadır.
Caferilik mezhebi üzerine…
Devletle milleti aynı kavramlar olarak görmek bir kere sosyolojiye aykırı…
Bu, aramızdaki bir görüş ayrılığıdır. İran’da devlet milletin bir parçasıdır.
O halde neden (sonsuza kadar değişemez) deniyor. Belki daha sonra insanlar Caferilikten vazgeçecek.
Bunu milletimizin temsilcileri değiştirir. Şimdilik milletvekillerimizin ve milletimizin hemen hemen hepsi Caferi mezhebine mensup oldukları için, diyorlar ki (Caferi mezhebi İran’da hâkim olsun) Bence çok güzel bir olaydır. Çünkü Caferi mezhebi diyor ki (Başka mezhepler de serbest olsun) Belki başka büyük mezhep hâkim olursa diğer mezheplere müsaade etmez.
12’inci maddenin ilk cümlesini hatırlatmama izin verir misiniz; (İran’ın resmi dini İslam ve Caferi-i isna-aşeri mezhebidir ve bu madde sonsuza kadar değiştirilemez)…
Ha o madde!.. Bu başka madde. Bizim anayasamız Kuran-ı Kerim’den alınmıştır.
Kızdıran sorular
Kuran-ı Kerim’de Caferi mezhebinden söz edilmiyor ki… Mezhepler konusunda öyle bir zıt tartışma yapabilir ki, bütün İslam mezhepleri konusunda geniş bilgiye sahip ve ilmi bakımdan da salahiyeti olsun. Benim sizinle bu konuda tartışmak için yetkim yoktur. Acaba siz bugün bunun için mi gelmişsiniz, yoksa başka sorularınız da var mı?
Var tabii. İran’ın PKK’ya destek olduğu yolundaki haberlere geçelim…
İnsan basına baktığında gerçekten şaşırıyor. Biliyorsunuz, Sayın Çetin dedi ki (Bizim elimizde hiçbir senedimiz yoktur…) Müşterek komite, çalışmalarından (ikili ilişkileri zedelemek ve bozmak isteyen gizli eller var ve bunlara müsaade edilmeyecek) sonucu çıkıt. Komite İran’ın PKK’yı desteklediği iddialarının tam tersine kanaat getirmiştir.
Gizli ellerin kime ait olduğunu düşünüyorsunuz?
Hiç şüphesiz Siyonistlerdir. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tebrik ediyoruz ki, Dışişleri Bakanı İsrail’e gitmedi. Bunlar veba hastalığı gibidir. Yaklaştığınızda bu hastalığı kaparsınız.
Aramızı bozmak istiyorlar
İran’ın sınırdaki 20 kilometrelik şeridi kontrol edemediği haberlerine ne diyorsunuz?
Bunu katiyetle tekzip ediyorum. Allah’a şükür ki sınırlarımızda hâkimiyetimiz çok güzel bir şekilde vardır.
Bu karakolların geri çekilmesi söz konusu değil mi?
Asılsızdır. Oradaki güvenlik memurlarımız, bu tarafa geçen kişiyi ya vuracaklar veya yakalayacaklardır. Komite çalışmalarında, Türkiye’yi davet ettik, (İran topraklarında PKK’nın var olduğuna dair gösterdiğiniz bir yer varsa, gelin beraber gidelim orada huzur bulalım) dedik. Ben şimdi size bir bilgi aktaracağım ki, şimdiye kadar kimseye söylemedim. PKK, feshedilmiş İran Demokrat Kürdistan Partisi ve (Halkın münafıkları) dediğimiz Halkın Mücahitleri örgütü birbirleriyle bir mukavele imzalamışlardır. Ortak sınırlarımız boyunca kargaşa yaratmak istiyorlar. Amerika ve İsrail’inde istediği bu. Biz (Halkın Münafıkları)nın Ankara ve İstanbul’daki bürolarının adres ve telefon numaralarını verdik ki bunların kökünü kazısın. Türk tarafına da (Bir PKK’lı İran toprağına geçerse onu sağlam bırakmayacağız) sözünü verdik…
Üç PKK’lı yakaladık
Bugüne kadar Türkiye’ye teslim ettiğiniz bir PKK militanı oldu mu?
Birkaç ay önce İran’da yakaladığımız üç PKK’lıyı sınır görevlilerine teslim ettik.
Bu haber açıklanmadı. Militanların isimlerini alabilir miyiz?
Kendi makamlarınızdan alabilirsiniz. Haberi bizden, çabası sizden.
İran Kürt Demokrat Partisi’nin faaliyetlerini kontrol edebiliyor musunuz?
Bizim, sizin PKK ile sorunlarınız gibi dertlerimiz yoktur. Ama feshedilmiş Kürt Demokrat Partisi dediğimiz bu terör örgütü zaman zaman sınırlarımıza saldırıp askerlerimizi öldürdü. Son bir ay içinde 20 askerimiz şehit oldu.
Terörizm üzerine işbirliği
Türkiye’den mi, Kuzey Irak’tan mı geldiler?
Kuzey Irak’tan, ama Türkiye topraklarına da gidip geliyorlar. Türk kardeşlerimize bunların senetlerini ibraz ettik. İki heyet arasında teröristlerin örgüt evlerine ait telefon numaraları alındı, verildi. Derhal o numaralara telefon açılsın ve gereken yapılsın istedik. Ama öbür taraf dedi, (Bize bir fırsat veriniz…) Biz de (Getirin bir telefon, şu masanın üzerine koyalım, hemen çevirelim) dedik. Türk tarafı maalesef kabul etmedi. Hatta son olarak televizyonlarda ifadeler veren PKK’lının İran’da olduğunu iddia ettikleri yerleri, (Güvenlik kuvvetlerinin gözetiminde beraber görelim) teklifimizi de kabul etmediler.
Telefon numarası otoyol çıktı
Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
O verilen telefon numaraları gerçekte İran’da yoktur.
Bu yüzden mi telefon açılmadı yani?
Onu ben bilemem, kendilerine sorun. Biliyorsunuz, Mumcu konusunda da herkes (İran yaptı) dedi. Ardından da (Yanlışlık olmuş, biz çok cesaret etmişiz) dediler. (Kahkahalar) Eski İçişleri Bakanı Sayın Sezgin (Bu sizin işinizdir diye biz demiyoruz, yakalananlar diyor) dedi ve bir telefon numarasından söz etti. (Veriniz bu telefon numarasını araştıralım) dedik. Numara Tahran’daki Horasan caddesinde… Baktık ki, birkaç yıl önce orası genişletilmiş, otoyol olmuş.
Bağıri’den tuhaf benzetme
İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Rıza Bağıri, SABAH’ta yer alan ‘PKK’ya Molla Desteği” haberi üzerine ikinci görüşmede yayınımıza tepki gösterdi ve bütün bunların “İsrail Komplosu” olduğunu söyledi.
Türkiye’nin İran ile ilgili olarak hazırladığı bir PKK dosyasında sizin topraklarınızdaki kamplardan söz ediliyor…
Bir kez daha ifade ediyorum ki, İran’da böyle yerler bulunmamaktadır. Biz böyle bir dosya almadık. Bunlar İsrail’in komplosu.
Burada kampların adları, telefon numaraları ve krokileri var. Bu bilgilerin tümü yalan mı?
Biz herhalde birbirimizi anlayamıyoruz. Ben açıkça söylürem, (yalandır) diye, siz tekrar soruyorsunuz.
Gazetemizde yayınlanan numaralara birlikte telefon açalım mı?
Sizin bir gazeteci olarak bu konuda sorumluluğunuz yoktur. Ama güvenlik komitesi başkanını buraya getiriniz, beraber açarız. Lütfen siz de yardımcı olunuz. İki ülkenin ilişkileri zedelenmesin. Allah göstermesin, eğer Türkiye bir gün Bosna Herkes gibi olursa, acaba İran mı yardımına koşar, yoksa İsrail mi? Biz sizinle et-tırnak gibiyiz ve et tırnaktan ayrılamaz…
Yarın: “Rüşdi’nin katil vaciptir”