[Salih Sümer] - Başkan, Diyarbakır'dan aday olsun
Nuriye Akman
Sabah Gazetesi
Tepe'nin ağası!
Devlet Bakanı Salih Sümer, Tepe beldesinin politik hayatımıza bir armağanı. Musul kökenli Hasan Bajari sülalesinin bugün doğal lideri. 6 bin 500 dönüm toprak, 7 çocuk, 500 akraba sahibi. "Ağa", "aşiret" gibi kelimelerden hoşlanmıyor ama "8 bin nüfuslu Tepe'de dizginler benim elimdedir" demekten de geri kalmıyor. Her türlü zorluğun üstesinden gelme azmini 31 yaşında girdiği lise bitirme sınavlarında gösterdi. Bu yüzden kabine arkadaşı Mustafa Yılmaz'ın "dirençsizliği"ni hiç bağışlamıyor; beni utandıran bir üslupla "s.....sin" gitsin diyor. Bakanın sözlerine sansür koymayışım, üslubu tanımanız içindir. Özür dilerim!
Neden politikacı olmak istediniz?
Çocukken bölgemize milletvekilleri gelirdi. Kahvede herkes etrafında pervane olurdu. Nasıl bir adamdır diye bakardık. Onlara bakınca ben de politikacı olmak istedim.
Bakan olabileceğiniz hiç aklınıza gelir miydi?
Tabii mutlaka benim de gönlümde olmuştur.
Bu yüzden mi liseyi dışarıdan bitirdiniz?
Anayasa açıktır. Bakan şu mezunu, bu mezunu olacak diye bir şey yoktur. Tepe'de aslında siyasi fakülte vardı. Tepe'de büyümeyen adam Diyarbakır'da politikacı olamaz.
Tepe fakültesinden sonra girdiğiniz lise bitirme sınavları zor gelmedi mi?
Hayır. Ben hiçbir sınava zorlanmam. Cesaretin varsa her şey olur.
Köylü müsünüz, kentli mi?
Köylüyüm ama kentleşmeden sorumlu devlet bakanıyım. (Kahkahalar)
Kaderin cilvesi mi bu?
Yani hep şehirli mi gelip şehirleşmeden sorumlu olacak? Şimdi çalışkan bir kadrom, deneyimli elemanlarım varsa, hepinizin çok sevdiği bir basın müşavirim varsa, her şeyi bana getirip efendim şunu şöyle yaparsak, daha iyi olur diyorlarsa...
Yani kentleşme projelerinizi basın danışmanınıza mı soruyorsunuz?
Kentleşmeyle ilgili projelerimiz çok. Türkiye'nin en başarılı şeyi, Yiğit Gülöksüz. Toplu Konut'ta çok sayıda mühendis, profesör arkadaşlarımız var.
Onları idarede güçlük çekiyor musunuz?
Hayır. Gayet uyumlu çalışıyorum. Yani onlar düşüncelerini bana getirirler. Kafama uygunsa, uygun derim, yoksa şöyle yapın diyebilirim.
Çiftçi kafasıyla kent projeleri
"Çiftçi kafanız", kent projelerini hemen algılayıp çözüm üretebiliyor mu?
Pratik zekâya sahibim. Bir sefer baktığımda, hata varsa hemen görüyorum.
Kaç numara ayakkabı giyiyorsunuz?
43. Çok mu büyük?
Estağfurullah. Toplu Konut Başkanı Yiğit Gülöksöz için "35 numara ayakkabı giyer" demişsiniz de, ona 8 numara fark atmaktan memnun musunuz diyecektim.
Onun kaç numara giydiğini bilmiyorum. Öyle bir şey söylememiştim.
Basına verdiğiniz yemekte arkadaşlarımıza söylemişsiniz.
Ben bir adamın ayağına bakmam. Bakarsam yüzüne, gözüne bakarım.
Emrinizdeki bir bürokratın sizden fazla talim ve terbiye görmesine fena halde üzülüyor musunuz yoksa?
Benden mi talim terbiye almış?
Yok, efendim, yani sizden fazla öğrenim görmesi...
Tabii kendileri bürokrattır. Bürokratlar, mutlaka bu işleri bildikleri için şeydir. Zannedersem inşaat ve mimar. Gayet başarılı bir insan olduğunu bildiğim için beni hiç üzmez. Neden üzsün ki?
Ama personel alımlarıyla ilgili istekleriniz yerine gelmediği için ona kızgınmışsınız.
Öyle bir şey olmamıştır. Olduğu taktirde eğer benim kafamda Yiğit Gülöksüz'den daha başarılı bir insan olursa, biliyor musunuz, üçlü kararname ile istediğim anda kararnamesini yazıp çalışmayabilirim. Ama şu anda öyle bir problemim yoktur.
Bismil il olacak mı?
İlçelerin il olmasına karşıyım. Bir köyün bile ilçe olması en az 100 milyar diyor hükümete. Aslında hizmete açık bir insan olduğum için il olmakta herkes ısrar ederse, ben de o doğrultuda hareket ederim.
Bu durumda Bismil kaçıncı ilimiz olacak?
Şu anda 72 değil mi? 73 mü yoksa?
Sayın Bakan rakamları kaçırmışsınız. İl sayımız 76 oldu.
73 tahmin edersem Şırnak'tı. 72 mi Şırnak'tı yoksa? Tamam 76'dır. Burası da 77'inci olsun.
Nüfus planlamasına inanıyor musunuz?
İnanıyorum.
7 çocuktan sonra mı?
7 çocuk babası olduktan sonra inanmaya başladım.
Peki, ne yaptınız nüfus planlaması adına?
Başka çocuk yapmadım. (Kahkahalar)
İkinci bir hanım almayı hiç düşündünüz mü?
Babam ve kayınbabam iki evliydi. Sıkıntılarını gördüğüm için düşünmedim.
"Bir Kürt hanımım var. Bir de Türk olsun" demediniz mi?
Benim eşim hem Kürt'tür, hem Türk'tür. Hiç okula gitmedi ama çok güzel Türkçe biliyor. Yani benim eşim de köy sahibinin kızı.
Eşi haftada 34 kilo et pişiriyor
Ağa kızı aldınız yani?
Biz ağalık kelimesine karşıyız. Eşim olmasaydı bu başarıyı elde edemezdim.
Hangi başarıyı?
Yani eşimin büyük faydası var benim politik yaşamımda. Misafirlerimi eşim ağırlıyor. Mesela siz bir haftada 34 kilo eti tek başınıza pişirebilir misiniz? Etin karşısında bu kadar sebzesi bu kadar şeyi var.
Eşinize okuma yazma teşebbüsünde bulundunuz mu?
Kendi kendine alıştırıyor. Ben hiç öğretmedim. Gayet güzel Türkçe konuşuyor. Okuma yazma konusunda da çocuklar gereken yardımı yapıyor. Yani şehircilik bakanı olmam için okuma yazması olan yeni bir eş mi getirmem lazım? (Kahkahalar)
Bir kadında önce ne dikkatinizi çeker?
Bu soruya cevap vermesem.
Size yardımcı olayım. Bir seferinde Güler İleri'ye, Fethiye Özver'i göstererek, "Sen de kadınsın, bu da kadın. Biraz üstüne başına baksana"demiştiniz.
Tabii bir bayan güzel giyinmelidir. Güler İleri "Benim alacak gücüm yok" deyince "Vakko'ya götüreyim seni. Parasını ben öderim" dedim.
Türkçeniz mi daha iyidir, Kürtçeniz mi?
İkisi de çok iyidir. Ama Kürtçe okuyup yazamam.
Meclis kürsüsünü Türkçe konuşma yeteneğiniz zayıf olduğu için mi sık kullanmıyorsunuz?
Beni izlememişsiniz. Muhalefetteyken kürsüyü en fazla kullananlardan biriydim.
Aksine tutanaklara baktım. 8 yılda iki kere çıkmışsınız. 5 defa da soru önergesi vermişsiniz.
Ben kürsüyü kullandığımda hiç unutmam, bütçe görüşmeleri esnasında tarihin en güzel konuşmasını yaptım. Benimle sataşma olursa çıkıp en güzel şekilde konuşurum. Ama herkesi sevdiğim, herkes de beni sevdiği için böyle bir şey olmadı.
Ama o "tarihi" konuşmada size aşağıdan şöyle sataşılmış: "Salih, o sayfayı okudun, öbür sayfaya geç. Yazılanları okuma, kendin söyle."
Kağıda bakmadan konuşabiliyor
Bunlar medyanın söylediği şeyler.
Tutanak bunlar, medya değil.
Yok yok. Televizyonlarda benim için "okuma yazması" yoktur deniyor da ben en iyisini yaparım. Her şeyi garanti altına almak isterim. Bir şey açıklayacağım zaman yazılı olsun isterim. Yoksa hiç kâğıda bakmadan da en güzel şekilde konuşurum. Bak seninle ne güzel konuşuyorum. Hiç kâğıda bakmadım.
Peki, DEP'li arkadaşlarınızın mahpusa düşmesine üzülüyor musunuz?
İnsan olarak üzülmemek elde değil tabii.
Onları ziyarete gittiniz mi?
Bakan olmadan önce iki sefer gittim. Bakan olduktan sonra bir sorumluluk duyduğum için gidemiyorum.
Bakan olunca dostluk unutulur mu?
Hükümetin temsilcisi olarak cezaevine gittiğim zaman, en azından partimin içinde bir sırıtma olur.
Eski bir parlamentere geçen gün "Hiç TC'nin bakanı hapis ziyaretine gider mi?" demişsiniz. Şimdi eski dostlarınız alınacaklar.
Yok yok. Ben öyle dememiştim. Sorumluluk altında olduğum için gitmedim.
Yoksa İstanbul-Diyarbakır yürüyüşünde Batman'da yediğiniz özel tim dayağını hatırlamak mı istemiyorsunuz?
Ben kimseden dayak yememişim, dayak atmışımdır hep. Bunu çok iyi bilmenizi istiyorum.
Turkish Daily News Gazetesi'nin hakkınızda yazdığı bir haberi beğenmemiş ve "Deli Deyus, ne yazarsa yazsın. Benim seçmenim İngilizce bilmiyor" demiştiniz. Bu kadar ilginç bir mizah anlayışına nasıl eriştiniz?
(Kahkahalar) O bir takılmaydı. "Deli deyus mudur nedir, bizim oralarda okunmadığı için ne yazarsanız yazın" diye espri yaptım.
İngilizce kaç kelime biliyorsunuz?
Please, excuse me. Bana yararlı olan kelimeleri tek tek şey yapıyoruz konuşmada. Aslında İngilizce, Kürtçe, Türkçeyi karıştırdığımda kendimizi yürütebiliyoruz.
PKK yanlısı konuşmalar yaptığınız iddiasıyla, görevi devam ederken hakkında idam talep edilen ilk basansınız, değil mi?
Kürdüm ama hiçbir örgüte üye olmadım. Konuşmalarımın belki dozu kaçmış olabilir ama.
"Doğru bildiğimden şaşmam"
Hangi lafınızla dozu kaçırdınız?
İnanın hatırlamıyorum ama o günkü şartlar onu gerektiriyorsa bir şeyler söylemiş olabilirim. Ama ben hayatta PKK ile beraber olmamışım.
Bu konuda bantlar olduğu söyleniyor.
Bir kere bantlar delil olamaz. Belki benim ismimle başka bir sesi kullanmışlardır. Ben Kürtlüğümle övünürüm ama bölücülük hiç yapmamışımdır.
Devletin bir kolu sizi hain ilan ederken, diğer kolu bakan yapıyor. İki cami arasında binamaz olmanın avantajları da var mı?
İki cami arasında zorla güzellik olmaz diyorlar. Ben doğru bildiklerimden şaşmayan bir insan olduğum için bazı geri zekâlılar hain ilan edebilir.
Nusret Demiral mı geri zekâlı?
Yok. Ben öyle bir şey demedim. O kamu görevlisidir. Yasalara göre kendini bağlıyor. Ben doğru bildiğimden şaşmam. Meyve veren ağacı taşlarlar.
Ne meyve verdiniz bugüne kadar?
Daha ne vereceğim? İki aylık bir bakanım. İki buçuk trilyonluk Güneydoğu'ya yatırım yapmışım. Yani hükümet tarihinde Diyarbakır'a gitmeyen bir yatırım bu.
Öte yandan Özgür Ülke gazetesi yazarları "Sümerleşme" gibi tabirler kullanıyorlar sizin için.
Bilmiyorum. Ben Sümer'im. "Sümerleşme" onları verdiği bir tercihtir.
PKK size hiç vergi saldı mı?
Daha önce veriliyordu o bölgelerde. Herkes veriyordu. Ama şahsıma bir şey gelmemiştir.
Bunun sırrı ne?
Şimdi bu olayların içine fazla girmediğim için bana gelmedi.
"PKK makbuzsuz şey yapmaz"
Eski HEP milletvekillerinden birine size gelen 100 milyon liralık bir yazıyı göstermişsiniz. Hatırlamıyor musunuz?
Bana gelmemiştir. Köye gelmiştir. Bana gelen bir şey varsa, makbuzla olacaktır.
PKK'dan makbuz mu istiyorsunuz?
Zaten herkesin makbuzu var. Makbuzsuz şey yapmazlar onlar.
Çiller Güneydoğu'da otursaydı, PKK'ya taviz verir miydi?
Onu Çiller'e sorun.
Size soruyorum. Çünkü siz geçen yıl "Çiller Güneydoğu'da otursaydı PKK'ya yardım ederdi" demiştiniz.
Efendim, kırsal kesimdeki insan can güvenliği olmadığı için ister istemez yardım etmiştir. Ben Çiller'i kastetmiyorum. Kırsal kesimde sıkıntıya uğruyorsa mutlaka herkes yardım edecektir.
Siz niye sıkıntıya uğramıyorsunuz?
Benim yerim değişiktir. Arazim düzdür. 8 bin nüfusludur. 500'e yakın ailem, akrabam, korumalarım vardır.
Kaç silahlı adamınız var?
Benim silahlı adamım yok. Kendimi koruyorum yani.
Silahsız nasıl koruyorsunuz?
Ee, silahsız insan var mı o bölgede. Yani herkes silahlıdır.
"Viski ile kebap yemem"
Peki, viski ile tercihiniz nedir, kebap mı, çiğ köfte mi?
Viski ile kebap yenilmez. Viskiyi sadece topluma uymak için alıyorum.
Basın mensuplarına verdiğiniz yemekte söğüt etle viski içmişsiniz.
O kavurmaydı bir kere. Bakın ben daha önce çok rakı içerdim. Bir oturuşta 11 duble. Rahatsızlık geçirdiğim için şimdi içmiyorum fazla.
Altın dişinizi, zenginliğinizi vurgulamak için mi yaptırdınız?
35 yıllık bir diştir. O zaman bizim oralara seyyar dişçiler geliyordu. Nenem yaptırtmıştı.
Bakan olunca değiştirmeyi düşünmediniz mi?
Çektirmek istiyorum da, dişçiden korkuyorum.
İstifa eden bakan Mustafa Yılmaz ile aranız nasıl?
İyiydi de bu son şeyde... Yılmaz tutarsız bir insan. Bir acizlik içindeydi.
Ondan ihale isteyenler arasında sizin de adınız geçiyordu.
Hayır. Ben bu konuda çok hassasım. Eğer yüreği yetiyorsa gelsin basın toplantısında erkekçe söylesin. Yılmaz, Ecevit tarafından yönlendiriliyor. Türkiye'de Bayındırlık Bakanlığı gibi hayatta göremeyeceğin bir bakan olacaksın...
Niye efendim, siz de bakan oldunuz. Siz gördünüz, o niye görmesin?
Efendim, bakın, Bayındırlık Bakanlığı'na gelmiş. Dev gibi bir bakanlık. İnsan sorunları aşmak için politikaya girer. Haksız bir şey varsa, s..... edersin. S... ol çık dışarı dersin. Ben Mustafa Yılmaz'dan daha fazla bir kurumun başındayım. Bugüne kadar 50 trilyonluk iş yapan bir kurum Toplu Konut. Kalkıp da küçük hesaplarla DSP'ye geçer miyim? Genel Başkan'a "sağlık nedenleriyle bu işi götüremiyorum" diyor. "Aday olmanız durumunda bütün gücümle sizi destekleyeceğim" diyor. Sonra çıkıp baskı diyor.
"Diyarbakır'a çadır kurarım"
Demin küfür ettiniz. DSP'ye gidenler için daha önce de bu kelimeleri kullanmıştınız. Sinirlendiğinizde hep böyle mi konuşursunuz?
Yalanı sevmiyorum. Düne kadar Ecevit ne idi? Ecevit'e giden arkadaşlar, Tevfik Çavdar, Cevdet Selvi, Ecevit hakkında neler söylediler. Yani bu partini erimesinde hiç mi suçları yok?
İyi de Mustafa Yılmaz'ın acizliğini istifa ettikten sonra mı anladınız?
Yılmaz'ın siyasi hayatı bitmiştir. Gaziantep'te tek kişinin yüzüne bakacak durumda değildir. Yalan söyleyen, siyasette başarılı olamaz. Bana bir baskı gelirse yapabileceğim şeyi göğüslerim, yapamayacağımı Genel Başkanıma anlatırım. Gücüm yetmiyorsa s..... edeceğim. Niye gelsin de benden istesin? ..... edeceğim.
Anlaşıldı. Peki, Karayalçın'ın yerinde olsanız nereden aday olurdunuz?
Takdir kendisinin. Başkan istiyorsa Diyarbakır'da kendi bölgemde de, ikinci bölgede de koydururum. Bakanlığa da gelmem, iki ay boyunca çadır kuracağım orada onu seçtirmek için.
Diyarbakır fazla riskli değil mi?
Şimdi gücümüzü göstermemiz için en zor yerde bırakmak lazım.