[Nuri Kaya] - Proje yapıyorum gözlerim kapalı
Nuriye Akman
Zaman Gazetesi Pazar Eki
Nuri Kaya, kamu yönetimi eğitimi almış. Politikacı olmak isterken bir gün İsmail Cem'in çektiği bir fotoğraftan etkilenerek fotoğrafçılığı seçiyor. Çoğu birincilik olmak üzere 30'un üzerinde ödülü var. Sonra kendi şirketini kurarak Türkiye'nin sayılı multivizyon yapımcılarından biri oluyor.
O, şimdi bir proje fabrikası. Nereye ve kime baksa bir iyilik düşünüyor. Tarihin kayıp parçalarını birleştiriyor, hayatı herkes için kolaylaştırmak ve güzelleştirmek istiyor.
Bir adam düşünün. Gözlerine borç ödüyor durmadan. Kulaklarının hakkını veriyor. Nereye ve kime baksa bir iyilik düşünüyor. Tarihin kayıp parçalarını birleştiriyor, hayatı herkes için kolaylaştırmak ve güzelleştirmek istiyor. Hiperaktif bir zihni var. Beş dakika dinlemeye kalksanız karşısında beş saat gönüllü esir oluyorsunuz. Sizi proje manyağı yapıyor. Öyle çok görev yüklemiş ki kendine. Biri bitmeden diğerine geçiyor. Daha önce anlattığı hikâyeleri hazmetmenize fırsat tanımadan yeni bir coşku pompalıyor size. Şaşırtıyor. "Deli mi ne?" dedirtiyor.
Adı Nuri Kaya. Kamu yönetimi eğitimi almış. Politikacı olmak isterken bir gün İsmail Cem'in çektiği bir fotoğraftan etkilenerek fotoğrafçılığı seçiyor. Çoğu birincilik ödülü olmak üzere 30'un üzerinde ödülü var. Daha sonra kendi şirketini kurarak Türkiye'nin sayılı multivizyon yapımcılarından biri oluyor.
Bir gün elektronik posta aldım ondan. Galata Diyalog Derneği'nin başkanı olarak yazmıştı. "İstanbul'a bakıyorum gözlerim kapalı" adlı projesiyle ilgilenir miyim, diye soruyordu.
Projenin Türkiye ayağında, doğuştan yüzde yüz görme özürlü yüz kişi önce 10'ar adet fotoğraf çekecekti. Sonra bunlardan 200 fotoğraf seçilecek ve hepsine birer metin yazılacaktı. Söz konusu metinleri ünlü yazarlar kaleme alacaktı. Daha sonra sergilenecek bu fotoğraflardan birini de acaba ben yazabilir miydim?
Projenin kalbimi hoplatan yanı, sergide görenlerle görmeyenler arasında bir denge kurulması düşüncesi oldu. Metinler fotoğrafların yanında Braille alfabesi ile yer alacaktı. Görenler okuyamayacaktı. Okuyabilenler, yalnız göremeyenler olacaktı. Projeye 163'üncü yazar olarak sevinçle imza atarım, dedim.
Nuri Kaya'nın Galata'daki bürosunda dört buçuk saat geçirdim. "Susun artık, başka proje dinleyecek halim kalmadı." demeseydim daha anlatmaya devam edecekti.
Doğal olarak size onun bütün hikâyelerini aktaramayacağım. Ama yolunuz Galata Kulesi'nin dibine düşerse, kime sorsanız onu tanıyor, bir uğrayın bürosuna. Sizi Galata'nın dünü ve bugününde şahane bir yolculuğa çıkaracaktır. Unutkanlık hastalığına yakalanmış Galata'nın yeniden belleğini kazanması için ürettiği Galagenova: Cenova'nın Galası adlı projesini anlatmaya başladığında 2003'ten bu yana gerçekleştirdiği bilimsel araştırma ve organizasyonlara, topladığı dokümanlara çok şaşıracaksınız. Galata'nın İtalyan ve Osmanlı kimliğiyle tanışacak, onun topladığı içli insan öykülerini, Galatalı ailelerin çıkarmaya çalıştığı soyağaçlarını dinleyecek ve tarihimizin bu kayıp sayfası için belki de gözyaşı dökeceksiniz.
Nuri Kaya size, Cenova Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında Kardeş Şehir Anlaşması yapılması için yaptıkları görüşmeleri ancak hiçbir sonuç alamadığını hüzünle anlatacak.
Galata yaşayan bir müze olsun!
Nuri Kaya ve ekibinin Galata'da kaçak bir yapının yıkılmasını sağladıklarını ve yıkılan tarihî bir caminin planlarını İtalya'da Udini Belediyesi'nde bulduklarını ve medeniyetler ittifakı kapsamında bu caminin tekrar inşa edilmesini umut ettiğini duyunca sevinecek, Galata'daki yer altı tünellerinin üzerine imar izni veren Belediye'ye kızacaksınız. Kaya, "Kırk elli bina yıkılsa bir meydan ortaya çıkacak: Ortaçağ Galatası" dediğinde neredeyse elinize kazma kürek alıp o binaları yıkmaya koşacaksınız.

Nuri Kaya'nın Galata'daki bürosunda dört buçuk saat geçirdim. "Susun artık, başka proje dinleyecek halim kalmadı." demeseydim daha anlatmaya devam edecekti.
Belki de en çok "Galata Fora" projesi kalacak aklınızda. Bir insan "Kule, Cenovalı sanatçıların özgün baskılarla hazırladığı kumaşlarla, hiçbir çivi çakılmadan, kuleye zarar verilmeden giydirilecek." cümlesini duyar da unutur mu? Artık sonrası hep kulaklarında çınlar:
"Giydirme eylemi gökyüzünden çekimlerle dünyaya naklen yayınlanacak. Bir hafta sonra kumaş sökülürken, yeni bir serüven başlayacak. Bu kez bu kumaştan, özel tasarımlı 4000 adet tişört ve çanta Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tekstil bölümünde dikilecek ve bir sponsor tarafından Galata'da dağıtılacak. Üretilecek 100 obje ise özel bir damga ile dünyadaki modern sanat müzelerine gönderilecek. Böylece kumaşlar farklı bir anlamda da kullanılmaya devam edecek."
Tam siz "Ne zaman?" diye sormaya hazırlanırken, kulenin tepesinden yere çakılmış gibi olacaksınız. Çünkü Kaya şöyle diyecek size:
"Kuleyi yaşayan bir müze yapma hayalimize can verecek sponsorlar arıyoruz. Görüşmelerinden henüz yanıt alamadık. Biz projenin altyapısını hazırladık, çalıştık ama kamudan da ilgi göremedik". Kadir Topbaş kuleye zarar verilmeyeceğine dair bir rapor istedi. İTÜ'den Prof. Ahmet Ercan imzalı bir teknik rapor aldık. Ama işin devamı gelmedi."
Gelelim Kaya'nın kör fotoğrafçılar projesinin diğer ayaklarına. 126 ülkenin yetkilileriyle, Birleşmiş Milletler ve Dünya Körler Birliği gibi önemli kurumlarla görüşmüş. Onlar da kendi ülkelerindeki görme özürlülere projeyi duyurmaya başlamışlar. Görme engellilerin, hiç kimsenin yargısı ya da yönlendirmesi olmadan fotoğraf çekmelerini istiyor. Daha sonra Türkiye'de olduğu gibi farklı ülkelerden yazarlar, seçtikleri bir fotoğraf üzerine metin yazacaklar.
İstanbul'u körler de gezebilsin
Kaya, Türkiye'deki serginin İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti'ne dahil olabilmesi için çok gayret etmiş. Bütün umudu İstanbul'un 2010 yılında biraz daha kör dostu olması. Ancak bu konuda da bürokrasiyi aşamamış. Körlerle iletişimin çocuklar ve gençler aracılığıyla temelden değişebileceğine inanan Kaya şöyle bir sistem düşündüklerini açıklıyor:
"Sponsor firma aracılığıyla bir ödül verilir. Bu ödül bir tişört olabilir. Kişinin kazandığı tişörtte bir şifre bulunur. Bu şifre ile bir internet adresine girer. Karşısına 200 fotoğraf çıkar. Sitede bu fotoğrafların kısa öyküleri de yer alır. Fotoğraflardan birini seçer ve o fotoğrafın öyküsü de tişörtün önüne basılır. Bunun metnini kim yazdıysa onun metni de arkaya kabartma olarak yazılır."
Kaya, aynı zamanda İstanbul'un körcülleştirilmesi için de çalışmalar başlatmış. Yakın zamanda İstanbul sokaklarında ve müzelerimizde rahatça gezen görme özürlü turistlere rastlayabiliriz. Kaya'nın girişimleri sonucu bazı müzelerde rehberlik turunu körlerin de yapabilmesine olanak sağlanmış. İstanbul Modern, görme engellilere yönelik bir tur düzenlemeye karar vermiş.
Kaya'nın düşündükleri arasında İstanbul sokaklarına görme özürlüleri yönlendirecek sesler ve işaretler yerleştirilmesi de var. Projenin İstiklal Caddesi ayağı bitirilmiş. İstanbul'un temel hatlarında ve bazı noktalarda sesli yönlendirmeler yapmışlar.
Galata'nın çılgın efendisi, Braille tekniği ile yeni kitaplar basılmadığı için, Türkiye'de Braille alfabesinin unutulmaması için de uğraşıyor. Kaya'nın görenler ve görmeyenler için daha pek çok projesi var. Ama yerimiz bitti. Dediğim gibi siz en iyisi onu Galata'da ziyaret edip bir dinleyin. Dinlemekle kalmayın, el atın, yürek koyun...

Galagenova projesi kapsamında çekilmiş galata fotoğrafları...
* * *

İstanbul'a Bakıyorum Gözlerim Kapalı Sergi Salonu çizimi