Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Murat Karayalçın] - ‘Figüran olmam'

Nuriye Akman
Sabah Gazetesi

Karayalçın keyifli

Murat Karayalçın, SHP Genel Başkanlığı ve Başbakan yardımcılığına ek olarak yüklendiği Dışişleri'nin vekil bakanı olmanın getirdiği yoğun tempoya rağmen, aralıklarla da olsa yaklaşık 2,5 saatini bize ayırdı. Yerimizin elvermemesi nedeniyle tümünü vermediğimiz konuşma boyunca Karayalçın, büyük bir hoşgörü örneği sergileyerek, her tür soruya yanıt vermeye çalıştı. Vermek istemediği durumlarda kahkahasından bizi mahrum etmeyerek, söyleşiye keyif katmayı sürdürdü. 1 ilçe 15 beldede yapılan 4 Aralık seçimlerinde partisinin oy oranını yüzde 25'e çıkarttığını büyük bir coşkuyla anlatırken, kamuoyundaki SHP ve Karayalçın imajıyla ilgili soru işaretlerini de gidermeye çalıştı.

Dışişleri'ne şu saate kadar yeni birini atayamamanız...

Atamamanız!

Pekâlâ, atamamanız, partinizdeki potansiyel dışişleri bakanlarını harcadığınız ve bu yüzden elinizde adam kalmadığı için mi?

Hayır. Partimde potansiyel olan kimseyi harcamam. Dışişleri'ne şu ana kadar atama yapmamam, zamanlama ve getireceği tablolar konusuna duyarlılık göstermemden kaynaklanıyor.

Bir sözünüzü hatırladım: "Ben riyakâr değilim, oruç tutmadığımı saklamam. Sabahları bir bardak portakal suyu içmeden duramam" demiştiniz. "Abi" dediğiniz Hikmet Çetin'i bakanlıktan aldıktan, "hocam" dediğiniz Mümtaz Soysal istifa ettikten sonra da üstüne bir bardak portakal suyu içtiniz mi?

Portakal suyunu, fırsatını bulduğum zaman içerim. Ama portakal suyunu Mümtaz ve Hikmet Bey'in görevden ayrılmalarıyla bağlantılı olarak anımsamıyorum.

Çiller'in sizin Dışişleri Bakanı olmanızı istemesi, sizin gibi "sorun yaratmayacak", Volkan Vural'ın müsteşarlığının kabul edecek birine ihtiyacından olabilir mi?

Beni "sorun yaratmayacak" bir kişi olarak görmenizi memnuniyetle karşılarım. Yalnız Dışişleri'nde değil, üstlendiğim bütün işlerde görevim sorun çözmektir.

Mümtaz Bey'i "sorun yaratanlar" sınıfına mı koyuyorsunuz?

Hayır. Gerçi kamuoyunda öyle değerlendiriliyor ama Mümtaz Bey sorun çözmek için çok çaba sarf eden bir insandır.

Soysal'ın sizinle çözemediği sorun neydi?

Sayın Soysal, Sayın Başbakan'la görüş farklılığı nedeniyle istifasını açıkladı. Volkan Vural benim çok beğendiğim bir diplomat; adının bu tartışmalara konu olmasına üzüldüm.

Çiller'le aranızda Vural için bir anlaşma oldu mu?

Hayır. Zaten Dışişleri Bakanlığı konusunda kararımı vermiş değilim. Siyasi gelişmelerin ortaya koyacağı tabloya göre karar vereceğim.

Dışişleri'nin koşulları

Size ne verilirse, Dışişleri Bakanlığı'nı kabul edeceksiniz?

Kabul değil, atama. Biz Sayın Başbakan'la Eylül'ün 27'sinde kamuoyuna dört kalemden oluşan bir mini paket açıkladık. Bunlar, Güvenlik Soruşturması, Özelleştirme, Terörle Mücadele ve Karşı Tekel Yasa Tasarıları'ydı. Ekim sonu dedik ama bu süre içinde TBMM'ye sunulamadı.

Ve verdiğiniz sözde durup koalisyondan çekilmediniz.

Önemli olan çıkması TBMM'ye sunuşta bir gecikmenin olması hükümetten çekilmemizi gerektirmezdi. Bugün mini paketin üçü çıktı, biri kaldı. Benim Dışişleri'yle ilgili söz ettiğim zamanlama dördüncüsüyle yani terörle mücadele yasa tasarısıyla ilgili.

Peki, Soysal istifasını açıklanan tarihten bir hafta önce verdiğini ifade ediyor. Bu süre içinde onu kazanmak için ne yaptınız?

Sayın Soysal istifasını geçen pazartesi günü sundu. İstifasından dört gün önce Sayın Soysal, Sayın Başbakan ve ben üçlü bir görüşme yaptık. İstifasından bir gün önce de bir saatlik bir telefon görüşmemiz oldu. İstifanın doğru olmadığını anlattım. Yapabileceğim de buydu.

Ama Soysal, Çiller'le sizin kendisine tezgâh hazırladığınızı ima etti.

Böyle bir imada bulunduğunu sanmıyorum. Böyle bir tezgâh söz konusu olamaz. O benim hocam, hem çok beğendiğim hem de atanması için Sayın Başbakan'a ismini verdiğim biri.

Yani çok beğendiğiniz hocanızı rahatsız eden olaylar sizi etmiyor mu?

Ortada bir olay var. O da müsteşarlık atamasıyla ilgili ki benim içinde olduğum bir tartışma değil. Dolayısıyla bana rahatsızlık vermesi söz konusu olamaz.

Dışişleri Bakanı olursanız, Volkan Vural'la çalışacağınızı mı söylüyorsunuz?

Hayır. Sadece o tartışmada ben yoktum diyorum. Vural çok nitelikli bir insan ama kendisiyle bir idari yapı içinde çalışmışlığım yok. Dolayısıyla sorunuzu yanıtlayamam.

Dışişleri Bakanlığı'nı Terör Yasası Bütçe'den önce çıkarsa mı kabul edeceksiniz?

Ne zaman çıkacağını görmek istiyorum. Şu gün çıkmalı diye gün vermiyorum. Nitekim Karşı Tekel Yasası Ekim sonunda çıkmadı diye istifa etseydik, çok yazık etmiş olurduk.

Sabırda keramet mi var?

Öyle oturaklı sözler pek kullanmam. (Kahkahalar)

Peki, Çiller'e "hayır" diyebiliyor musunuz?

Sayın Çiller ya da başkalarıyla ilişkilerimde bu tür kompleksler sergilemem. Gerekirse hayır, gerekirse evet derim.

Peki, bugüne kadar hangi "hayır"ınızdan hayır geldi.

Hayır dediğim konuların sayısını bilmiyorum ama tümünün hayırlı olduğunu düşünüyorum.

Öyleyse neden partinizden görmediğiniz yakınlığı, ortağınızdan gördüğünüze inanılıyor?

Çok yanlış. Yani ne olmuş, ben DYP'nin bir kongresine katılmışım da çok mu ilgi görmüşüm? Ya da kendi partimin herhangi bir etkinliğinde bir olumsuzlukla mı karşılaşmışım?

Bir milletvekilinin genel başkanını disiplin kuruluna vermeye kalkışması, bir diğerinin siz partiden gidene kadar sakallarını kesmeme kararı alması, bakan atamalarınızın getirdiği rahatsızlıklar, muhaliflerin muhtıra hazırlıkları olumsuzluklar değil mi?

Bunlar ayrı ayrı değerlendirilecek şeyler. Ben bakan atamalarıyla ilgili verdiğim kararların partililerin içine sinmediğine ilişkin bir işaret almadım.

Milletvekilleriniz böyle söylemiyor.

49 milletvekilimiz ama 800 bin üyemiz var. Milletvekillerinin bazılarıyla yaptığınız konuşmanın sonuçlarını bir partinin geneline nasıl yayarsınız?

Sayın Çiller, rahmetli Özal gibi el temasını sıkça kullanan bir lider. Zor zamanlarınızda sizin de ellerinizi tutup "Murat, bizi kader bir araya getirdi" diyor mu?

(Uzun kahkahalar) Hayır.

Çiller'in bu, milletvekillerinin ellerini avuçlarına alması, hatta Meclis sıralarında otururken ellerini onların bacakları üstüne koymasını bir tavır olarak nasıl buluyorsunuz?

Aaa!

Bunun, koalisyonun başarısını artıran bir etkisi olup olmadığını sormak istiyorum izninizle?

Bizde o tür etki yapıyor mu bilmiyorum. (Kahkahalar) Yani koalisyonun bizim tarafında böyle bir görüntü görmedim. Dolayısıyla etkisinin ne olduğunu değerlendirme durumunda değilim.

Peki, bu el temasları erkeklere biraz haksızlık olmuyor mu?

(Kahkahalar) Pek haksızlık olduğunu sanmıyorum.

Düşünün, güzel bir hanım konuşurken elini bacağınıza koyuyor, size haksızlık yapmış olmaz mı?

Güzel bir hanım elini benim bacağıma hiç koymadı konuşurken. Güzel bir hanım elini bizim kadın ve erkek bakanlarımızın bacağına da koymadı. Yani koalisyonun bizim tarafını söylüyorum tabii. (Kahkahalar)

Sayın Çiller'in bir de herhalde öğretmenlikten gelen bir alışkanlıkla "canım" diye bir hitap tarzı var. Size de "canım" diyor mu?

Hayır. Hiç olmadı. Biz o konuda da geri kaldık. (Kahkahalar)

Tokat Belediye Başkan Adayınız Nilgün Ersoy'u tanıtırken, "Adayımız Çiller kadar güzel" dediniz. Kadın güzelliğinde ölçünüz Çiller mi?

Çiller güzel bir kadın. Benim böyle bir ölçü kullanmam ancak siyasi bir çerçevede olabilirdi ve orada da bir ölçü olarak Sayın Başbakan'ın kullanılmış olmasını yadırgamamak gerekir.

Çiller havuzu kullanabilir

Çiller'in dışişleri konutundaki yüzme havuzunu kullanmak istediğine ilişkin haberler var. Siz bakan olursanız, Çiller, havuzunuzda yüzebilir mi?

O konut devletin Dışişleri'ne tahsis ettiği bir yerdir. Oranın kullanımının öyle sürdürülmesi uygundur. Ama Sayın Başbakan tıpkı başka bakanlıklara tahsis edilen yerleri kullanma durumunda olduğu gibi burayı da kullanabilir.

En büyük zaafınız...

Eksikliğiniz!

Peki, eksikliğiniz, zamanı kullanmadaki disiplinsizliğiniz mi?

Zaman kullanımı açısından gerçekten ciddi sorunlarım var. Aslında bunların Türkiye'de politika yapan insanların karşı karşıya olduğu sorundan çok farklı olduğunu sanmıyorum.

Zaman kullanmadaki eksikliğinizle, koalisyonun zamanını uzatırken, SHP'ninkini kısalttığınız söyleniyor.

Son iki ayda elde edilen sonuçları değerlendirdiğimizde koalisyonun uzamasının SHP için ne denli yararlı sonuçlar getirebileceği ortaya çıkmıştır. SHP iktidarda olmasaydı, Güvenlik Soruşturması, sosyal yanı çok güçlü Özelleştirme Yasası, Karşı Tekel Yasası çıkmayacaktı.

Çiller'in RP'yi seçime sokmama senaryosunu nasıl karşıladınız?

Bu, siyasi tercih konusu olamaz. Kararlar, yasalar çerçevesinde alınır.

Çiller'in sözleri yargıyı töhmet altında bırakmadı mı?

Sayın Başbakan'ın yargıyı yönlendirme anlamına gelebilecek bir ifade kullanmış olmasını düşünemiyorum. Eğer Anayasa Mahkemesi bir suç saptamışsa maliyeti ne olursa olsun o karar alınacaktır. Ama o bir hukuki değerlendirmedir.

Yani Çiller'in bu senaryosunda figüran olmayacak mısınız?

Ben hiçbir senaryoda figüran olmayı kabul etmem. Yalnızca bunun için değil, bütün senaryolar için bu sonucu çıkarabilirsiniz.

Öyleyse, Dışişleri'nin vekil bakanı olarak Özer Çiller'in konutta bazı yabancı büyükelçilerle yaptığı görüşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yabancı büyükelçiler de, bizim devletimizin görevlileri de Türkiye devletini kimin temsil edeceğini bilme durumundadırlar. O nedenle bunu resmi bir konu olarak değil, bireysel ilişki olarak görürüm.

Emin misiniz bireysel görüşme olduğundan?

Çok eminim. Yani bireysel bir görüşme değilse bile bunu resmi bir görüşme olarak görmek söz konusu olamaz.

Peki, bir başbakan eşinin büyükelçilerle bireysel görüşme yapması doğal mı?

Doğal ya da gayri tabii olarak değerlendirmiyorum. Bir dostlukları varsa görüşürler.

Milletvekili olmayışınız, kişisel siyasi çıkarınızın bu koalisyona bağlı olduğu görüntüsü doğuruyor. Bu psikoloji, koalisyonu sürdürme çabalarınızı motive ediyor mu?

Hayır. SHP'nin 49 ve 50'inci hükümetlerde kendi amaçları doğrultusunda sonuç alamadığına ilişkin bir genel kanı yaygın. SHP ile ilgili beklentiler o denli yüksek ki yalnızca bakanlarımızın kendi dallarında elde ettikleri başarı yeterli görülmüyor. SHP'nin çok daha başka alanlarda sonuç alması isteniyor. Ama bunun bir ortaklık hükümeti olduğu konusu dışlanıyor.

Milletvekili olmayışınız...

Milletvekili olmamak psikolojimi değil, siyasi yaşamımı olumsuz etkiliyor. Ben ancak Meclis'te bana sataşma yapıldığında ya da bütçe konularında konuşma yapabilen biriyim. Maalesef grup başkanlığımızı üstlenebilmiş değilim. Bunlar ciddi olumsuzluklar benim için. Aralık'ta seçim yapılsaydı, bunu telafi edebileceğimi düşünüyordum. Eğer hükümet olmazsa Meclis'te zaten kısıtlı olan olanakları da kullanamam ama ben genel başkanım. Benim için siyaset yapmanın tek yeri Meclis kürsüsü değil.

Peki, birleşme kurultayında liderlikten olursanız ne yaparsınız?

Benim için bireysel değerlendirme çok büyük önem taşımıyor. Önem taşıyan konu, sosyal demokratların olabildiğince birlikteliklerinin sağlanmasıdır.

Ama hepimiz önce kendimiz için aşarız. Öyle değil mi?

Tabii bundan üzüntü duyarım ama ben iddialarımı yaşama geçirmek için siyaset yapıyorum. Siyasi yaşamın inişi vardır, çıkışı vardır. Siyasete giren insanlar kendilerini yaşamın her yönüne hazırlama durumundadırlar.

Karayalçın lider mi?

Peki, siz genel başkan oldunuz, lider olabildiniz mi?

Kuşkusuz seçim kazanmanız bunun bir adımıdır ama yalnızca kurultay sonuçlarına dayalı olarak böyle bir şeyin gerçekleşmeyeceği de açık. İnsanların siyasette kendilerini kanıtlayabilecekleri fırsatlar geçebilir ya da geçmeyebilir.

Size gelmedi mi böyle bir fırsat?

Ben genel başkanlığa geldiğim tarihten bu yana ciddi olumsuzluklarla karşı karşıya kaldım. Sivas ve İSKİ olayları nedeniyle partim çok haksız eleştirilere tabi tutuluyordu. Bir genel başkanın seçilmesinden dört beş ay sonra bir seçim kampanyasına hazırlanmasının getirdiği olumsuzluklar vardı. 5 Nisan kararlarının getirdiği bir başka çok büyük olumsuzlukları yaşadım. En son da ara seçimin yapılamaması sıkıntısını yaşadım.

Liderin mazeret üretme hakkı var mıdır?

Ben bunları yakınma olarak söylemiyorum. Bunu kullanabileceğim bir fırsat olarak ortaya çıkmadı. Beni klasik politikacılar şablonuna sokmayın. Ben hiç enkaz devraldım demedim hayatımda. Milletvekili seçilebilseydim çok farklı bir performans gösterebilirdim. Sizinle 15 aylık bir genel başkan olarak konuşuyorum. Ama siyasi açıdan partinin atılımlar yapabileceği fırsatları yaşadığımıza inandığımı da belirtmek istiyorum.

Özetlersek, genel başkan olduğunuz tarihten bugüne rüştünüzü ispat ettiniz mi?

Benim değil, insanların nasıl değerlendirdiği önemli. Sonuçta insanlar buna inanmıyorsa sizin inançlarınızın fazla kıymet-i harbiyesi yok. Ben çok çalışan bir insanım. Sorunlardan yılmam. Korkmam. Hiç de moralimi bozmam. Genel başkan olduğum günden bugüne kadar partim için, ülkem için çok iyi şeyler yaptığıma inanıyorum.

1994 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player