[Jefi Kamhi] - ‘Musevi cemaati sözcüsü değilim'
Nuriye Akman
Sabah Gazetesi
Profili Holding'in veliahdı Jefi Kamhi eğer DYP listesinden milletvekili seçilirse, uzun yıllar sonra TBMM'ye giren ilk Musevi olacak. Cemaatinin temsilcisi olmadığını belirtip, önce Türk olduğunu vurgulayan Kamhi, "Bu ülke bana ve sülaleme, geçen 500 yılda çok şey verdi. Şimdi sıra bize geldi" diyor.
Dini kimliğini önemsemiyor
Jefi Kamhi, belki de yıllar sonra Meclis'e giren ilk Musevi olacak. Milletvekili adaylığı için azınlıkların temsili açısından olumlu bir adım olarak görüldü. Ama kendisi dini kökeninin "azınlık" kelimesi ile birlikte vurgulanmasından son derece rahatsız. Dini yerine milliyetini öne çıkarması, hiç yaşamadığını söylediği azınlık psikolojisinin bir yansıması mı, yoksa "dini kimliği önemsememek" çağdaş bir politik tavır mı? Gerçekten de cemaatinin sözcüsü olmayabilir ve bu saygıyla karşılanabilir. Ama sayıları 30 bini bile bulmayan Türk Musevileri hakkında özgün ve kapsamlı bir analiz yapmasını istemekte çağdaş olmayan ne yan vardı ki? Genç Kamhi'ye, portresini oylarını isteyeceği seçmenlere bütün köşeleriyle sunmanın korkulacak bir yanı olmadığına inandıramadım. Bazı soruları "fazla erken" buldu ve cevaplamayı "daha uygun bir zamana" bırakmayı yeğledi. O zamanın çabuk gelmesini dilemekten başka bir seçeneğim yoktu.
Politikaya huzur içinde mi giriyorsunuz?
Politikaya içimde bir huzur hissederek soyundum. Şimdi orada atacağım her adımda huzur içerisinde olacağım. Fakat politika bazen yüzde yüz mutabık olmasanız bile bazı dengelerin sağlanması için kabullenmeniz gereken şeyler olabilir. Tabii iç çatışma kendi içimde kesin olacak.
İşiniz zor. Hem attığınız her adımda huzurlu olacaksınız, hem iç çatışmanız olacak. Hangi konuda çatışacaksınız?
Bugünden bilemem. Ama mesela ağız dalaşı yapmakta zorlanacağımı söyleyebilirim. Sakin bir mizaca sahibim çünkü. Huzur iyi niyetten başlar ve benim karakterimde herkes işe 100 puanla başlıyor, zamanla puanlar artıyor veya kaybediliyor.
Kendinize kaç puan veriyorsunuz?
Kendime bu başlangıçta 100 puan veriyorum. Ondan sonra artık kitlelerin ve kişilerin takdirine kalmış benim kaç puanda kaldığım.
Bugüne kadarki hayatınızı göz önüne alınca kaç puandasınız?
85. tabii ben de yaşamımda hatalar yapmadım mı? Yaptım.
Mesela?
Ortaokul ikide inadımdan sınıfta kaldım.
Hatalarınız hep bu kadar masum mu?
Şu anda verebileceğim örnek bu.
Şu anda Çiller'e 100 puan mı veriyorsunuz?
Meclis'e girerken herkese yüz puan veriyorum.
Eğer Mesut Yılmaz da 100 alıyorsa, neden Çiller'i tercih ettiniz?
Tradisyonel bir şekilde ben çocukken Demokrat Parti vardı sonra Adalet partisi, sonra DYP oldu. Muhakkak içimde derin bir yerde bir Demokrat Parti tandansıvar. Ama benim olayım bir politik tercihten daha öte. Artık birikimlerimden faydalanma zamanı geldi. Bugüne kadar bir paye için bir şey yapmadım. Geçmişte yaptıklarımı şerefle taşıyorum. Bu ülke bana ve sülaleme geçtiğimiz 500 yılda çok şey verdi. Şimdi sıra bize geldi.
Babanız politikaya girmenizle ilgili olarak "Sen doğrultunu bozmadıktan sonra sana verilen bir imkândır bu" deyince kabul ettiniz. Doğrultunuzu kim, ne bozabilir?
Hiç kimse, hiçbir şey bozamaz.
Ama pek çok insan politika çarkları arasında doğrultusunu bozmuştur, sizi bu tehlikeden ne koruyacak?
Kendim. Bunu beceremezsem yüzüm kızaracak. 43 yaşıma kadar etrafta gördüğüm bir sürü olaylar var, politik çarpıklıklar, menfaat ilişkileri, şunlar, bunlar... Zaten ben bulunduğum konum yüzümden, yani elime verilmiş olan imkânlardan dolayı bunları aşmışım.
İmkânları olmak, çarpıklık yapmayı engeller mi, azdırır mı?
Bu tamamen insanın kendi karakterine bağlı bir şey. Beni ahlaki değerlerim çerçevesinde azdırmadı.
"Zaten 27 bin kişiyiz"
Politikada Musevi cemaatinin temsilcisi olacak mısınız?
Bunun böyle olmadığını ATV'de de açıkladım. Her şeyden evvel ben doğduğum günden itibaren kendimi Türk bildim, benim sülalem keza öyle. Tek farklılığım din. Keza benim eşim ve çocuklarımın da dini benden farklı. Demek bir hoşgörü dengesi var. Bu dengede hiçbir zaman "Burada ayrı bir Yahudi toplumu var, onların menfaati" diye düşünmedim. Yahudi kökenli Türk toplumu 26-27 bin kişi zaten.
Sayının bu kadar az olması sizin öneminizi daha da artırıyor. Politikaya girme kararınızı Musevi cemaatinin önderleriyle tartışmadınız mı?
Hayır, bu benim kararımdır. Bu kararımı Başbakan'ın bana telefonundan sonra, pederle yaptığım üç dakikalık bir konuşmanın ardından, Başbakan'la tekrar yaptığım konuşmadan sonra aldım. Bütün olay 22 dakika içerisinde oldu. Saatini biliyorum, saat 6'ydı Başbakan aradığında, ben Londra'daydım, saat 6'yı 22-23 geçe de evet demiştim.
Hepimiz insanız ama seçmediğimiz, doğuştan getirdiğimiz özelliklerimiz var. Yani "Museviliğin sözcülüğü", ister istemez sırtınıza binen, sizin açınızdan şerefle taşınacak bir yük olmayacak mı?
Museviliğin bir sözcülüğe hiç ihtiyacı yok. Bir azınlık varsa temsilcilik istenir. Bir azınlık yok ki Lozan Anlaşmasına göre, Musevi kökenli Türk vatandaşlarının herhangi bir Türk vatandaştan farklı bir talebi yok ki.
Peki, ama Museviler neden politikada çekingen davrandılar, size kadar biri çıkmadı?
67 milyonuz. Bu 67 milyondan neden birkaç bin kişi aday çıkıyor? Orantıya vurursanız 26 bin kişide ben çıkmışım.
Bu kadar kolay değil, herhalde daha ciddi bir analiz gerekir.
Ama bunun analizi benim görevim değil.
Musevilerin hiç mi özel problemleri yok?
Bence rahatsızlıkları yok. Bugün herhangi bir baskı unsuru herhangi bir kesime yapılıyorsa zaten belli odaklar tarafından yapıldığı için genelleştirilemez.
O zaman özelleştirin ve sizin kesime baskı yapan o belli odakları anlatın.
Bizim kesime baskı yapmaya uğraşan herhangi bir kesim varsa, o kesimde birileri bizi olmadığımız şekilde tanıtmaya uğraşıyor.
Kimdir bunlar?
Valla değişik değişik görüşler. Belli bir kesime tam olarak parmak vuramayacağım. Türkiye'de yalnız dinsel konularda değil, herhangi başka bir yapıdan da dolayı baskılar yapılıyor.
Kimlere baskı yapılıyor?
Baskı organize bir sistemdir. Organize bir sistemin var olduğuna inanmıyorum. Sorunların temelinde insanların birbirini tanımaya gayret etmeyişi var.
Bu kadar kolay mı? Tabii bu sizin tercihiniz.
Şu anki tercihim.
Kamhi'nin dindarlığı
Kayınpederiniz hangi tarikatın şeyhi?
Kayınpederim tatbikatta şeyh değil, pek ilgi alanım değil ama kayınpederimin büyük dedesi, Fatih sultan Mehmet İstanbul'a geldiğinde yanında olan dört hocadan biri Şeyh Sinan El Debil. O paye de büyük evlada geçiyor. Tabii cumhuriyet tarihinde şeyhlik kaldırıldığına göre böyle bir şey mevzu bahis değil. Kendisi de zaten sokakta görebildiğiniz herhangi bir vatandaş gibidir. Bu konuyu bana değil kendisine sormanız gerekir.
Eski röportajlarınızda bu topluma aidiyetinizi tamamlayan bir unsur olarak kayınpederinizin şeyhliğinden sıkça söz ederken, şimdi politikanın arifesinde bunun önemsiz bir ayrıntı olduğunu mu söylemeye çalışıyorsunuz?
Hayır. Çok uzun bir sohbet özetlendiğinde, o mülakatı yapan kişiler bunun enteresan bir unsur olarak ortaya çıkarmayı tercih etmişler ki bu sıkça gibi gözüküyor. Bu, ne ortaya konan, ne saklanan bir husus değil.
Eşinizin Müslüman olması bir tesadüf mü?
Eşimle tanıştığımız sırada bir başkasıyla flört ediyordum. Ona rağmen inanılmaz bir çekim vardı aramızda. Nitekim o 2-3 hafta içinde ben öbür ilişkimi noktalayıp eşimle flört etmeye başladım ve evlenmemiz beş sene sürdü.
Ailelerden tepki geldi mi?
Hayır, bizim pederin de ikinci eşi Müslüman, öyle bir felsefemiz yok. Din Allah'la insan arasında bir hadisedir.
Ama Musevilik de Müslümanlık da dini sadece Allah'la kul arasında bırakmıyor biliyorsunuz.
Valla benim kendi aldığım temelden dolayı, ben belki farklı bir insanım. Benim görüşüm bu.
Sinagoga sık gider misiniz?
Çok ender. Benim kendi içimde olan bir ibadettir bu.
Titizlikle uyduğunuz dini kurallarınız var mı?
Bizim dinimizin buyurduğu gibi "koşar", sizin dininizin buyurduğu gibi "helal kesim" falan mı? Böyle bir şey yok.
Domuz eti sizde de haram, sizin için önemli mi?
Yok, ama çok güzeldir iyi hazırlanırsa.
Ya eşinizin ibadetle arası?
Eşim biraz daha benden fazla. O Kadir geceleri duasını yapar, Ramazan'da eğer durumu müsaitse orucunu tutar. Geçtiğimiz sene tutmadı, yani o anki kendini ruhi haline göre. Mesela bir aile büyüğü vefat ettiği ya da hasta olduğunda kendine göre dualarını
yapar.
Çocuklarınızın Müslüman olması, Musevilikte dinin anneden gelmesi sebebiyle mi?
Birincisi bu tabii. Ama çocuklar ancak tercih edecekleri yaşa geldiklerinde kendileri tercih edecekler.
Şu anda nüfus cüzdanlarında ne yazıyor?
Biri Musevi, biri İslam yazıyor, o da tahminen nüfus kaydına ben gitmediğim için. Çünkü Türkiye'de hemen baba dinini yazıyorlar. Fakat bizim dinimizde annenin dini geçerlidir.
Bu, bu kadar önemliyse kızınıza yapılan yanlışlığı neden düzeltmediniz?
Benim için önemli bir hadise değil. Kızım büyüdüğü zaman zaten kendi tercihini yapacak.
Babanın dinine karşı kendilerini psikolojik açıdan sorumlu hissediyorlar mı?
Evde öyle bir psikolojik baskı yok ki. Bunlar belli bir yaşa gelecekler, kendilerine göre yorum yapabilecekler. Benim ufak kardeşim Kerim kendisi dedi ki "Ben Müslüman'ım".
Kaç yaşında?
Şu anda 18.
Kaç yaşında seçti dinini?
10 senedir böyle.
8 yaşındayken Müslüman olmaya mı karar verdi?
Evet. Ama annesi Müslüman. Bunun bir şeyi yok. Bu insanın kendi içinde var olan bir histir. Eşimle konuşuyoruz, "Sen ölünce başka mezarlığa, ben ölünce başka mezarlığa" diyor. Diyorum ki "Hele bir ölelim".
Ölmekle iş bitiyor mu? Musevi olduğunuza göre bir öte dünya inancınız var herhalde.
Tabii ama Musevilikten gelen bir şey değil, çünkü katı bir Musevilik eğitimi almadım. Çok normal bir akış içerisinde büyüdüm, fakat şuna inancım var, dünya, yaşam bu kadar değil, burası bir geçiş.
Mal varlığı
Öldükten sonra nasıl bir dünya hayal ediyorsunuz?
Bilmiyorum.
Orada eşinizin Müslüman, sizin Museviliğe göre yargılanacağınızı mı düşünüyorsunuz?
Hayır, Allah birdir, kimseyi ayırt etmeyecektir. Herkesi aynı şartlarda, aynı şekilde yargılayacaktır. Tabii eğer bir yargı varsa.
Yani bundan kuşkunuz mu var?
Allah bizi bu dünyada yargılıyor gibime geliyor.
Sizin mesela nasıl yargılandığınızı düşünüyorsunuz?
Daha bilmiyorum daha hayatımın sonuna gelmedim.
Çocuklarınızın yarın bir gün bir kimlik bunalımı yaşacaklarından, yani biz ne tam Müslüman'ız, ne tam Musevi'yiz, biz kimiz gibi bir düşünceye kapılacaklarından endişe ettiğiniz oluyor mu?
Hayır, kimlik bunalımı, insan kendisini tanımadığı vakit olur. Yani kendisine bazı yakıştırmalarla kendisine bir şekil vermeye uğraştığı vakit. Ama ben çocuklarımın tamamen kendilerini tanıyıp, bulacaklarına inanıyorum.
Mal varlığınız?
Onu zaten seçilirsem Meclis'e sunacağım.
"Seçilmeden açıklamanın hiç âlemi yok" mu diyorsunuz?
Hiç manası yok.
Yurtdışında malınız mülkünüz var mı?
Yok. Annem 30 senedir Londra'da oturur, 17 senedir de abim İsviçre'de oturur. Annemin mal varlığı var haliyle. Anneannem de yurtdışında oturuyordu, iki sene evvel vefat etti ve onun da mal varlığı anneme geçti haliyle. Benim şahsi hiç malvarlığım yurtdışında yok.
Yabancı bankalarda paranız var mı?
Merkez Bankası'ndan resmen transfer edilmiş param var yabancı bankalarda. Bu son satıştan dolayı gelen meblağ var. Bankalar ve yatırım kuruluşları tarafından muhtelif kuruluşlarda plase edilmiş resmi param var.
Bir ekonomik tavır olarak yurtdışında mal mülk edinme yaklaşımından uzak mısınız?
Benim şahsen öle bir şeyim olmadı, olsaydı 11 sene İngiltere'de yaşadım, yapardım, yok. Benim Türkiye'de çok mal varlığım var.
Türk Musevilerinin, dünya Musevilerinin başarı grafiğindeki payı nedir?
Hiç öyle bir değerlendirme yapmadım.
Dünyada Türk Musevileri nasıl tanınıyor?
Dünyada Türk Musevileri yeni yeni tanınmaya başladı, 500. Yıl'dan sonra.
"Mason değilim"
Mason musunuz?
Değilim.
Türk Masonları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Dünya Masonluğu ile Türkiye'deki Masonluk arasında çok büyük bir fark var. Dünya Masonluğunun ilkesi çok daha eğitimsel, çok daha kültürel, çok daha değişik kesimden gelen insanları birleştirici bir çalışma. Türkiye'de böyle bir çalışma yapıldığını zannetmiyorum. Türkiye'de daha kapalı kutular içerisindeler.
Kapalılıktan kastınız, çekingenlik mi, başka bir şey mi?
Çekinecek bir yanları olduğunu zannetmiyorum ama daha fazla topluma yönelik çalışmalar yapabilirler, fakat göremiyoruz. Benim bildiğim kadarıyla kendi aralarında toplanıyorlar, kültürel çalışmalarını yapıyorlar, olay orada kalıyor. Hâlbuki bir ulvi amaçtan toplanmış olduğunu söyleyen ve herkesimden insanı bünyesinde barındıran bu toplumun, topluma daha katkıda bulunması, daha dışa dönük olması lazım. Kendi içyapısı bilinmediği vakit dışarıdan çirkin yorumlara meydan verebiliyor. Bence onların daha açık bir şekilde bilinmeleri faaliyetlerini daha net bir şekilde topluma gösterebilmeleri gerekir.
Masonların Türkiye'ye daha yararlı işler yapmaları açısından bir politikacı olarak size de bir görev düştüğünü düşünüyor musunuz?
Yok, herkes kendi görevinin sınırları içerisinde çalışması lazım, bence o kesimin yapacağı faaliyetlerin herhangi bir başka bir kesime tesir etmesi çok yanlış.