[Alaaddin Yıldız] - Ufo'cuların gözü Sürmene'de
Nuriye Akman
Sabah Gazetesi
Alaaddin Yıldız, NASA için çalışan bir bilim adamı. NASA'nın, tanımlanamayan uçan isimler olarak bilinen UFO'cular için özel bir araştırma birimi oluşturduğunu belirten Yıldız, buradaki bilim adamlarına ninesi Meyveş Hanım'ı anlattığında karşılaştığı olağanüstü ilgiyi şöyle anlattı: "Meyveş ninemin yardımseverliğinden ve hayatından söz ettim. Çok ilgi çekti. Onun uzaydan geldiğine karar verdiler. İngiliz asıllı Derek Cooper, Meyveş ninenin mezarının bulunduğu Sürmene'de bir anıtmezar yapmak istedi. UFO'cular festivallerinden birini de Sürmene'de düzenlemek istiyor."
Neredeyse sevinçten ölecek
Sürmeneli Alaaddin Yıldız, dünyanın uzay tıbbı konusunda en önemli bilim adamlarından biri kabul ediliyor. İnternet kayıtları onu, "Yaptığı sistematik çalışmalarla mekanik güçler ve vücut yapıları arasındaki ilişkinin bir bilim haline gelmesine öncülük yapan ünlü Amerikalı bilim adamı" olarak tanıtıyor. Bilimsel çalışmalarının listesini versem bu sayfada söyleşimize yer kalmayacak. Hem zaten o kadar özel teknik terimlerle anlatılıyor ki kimse bir şey anlamayacak. Kendi adıyla anılan formülleri var. Ama Amerika onu sadece bilimsel çalışmalarıyla değil, ninesiyle de tanıyor. Yetişmesinde büyük katkısı olan Meyveş ninesi için ciddi gazete ve dergilerde yazılar çıkıyor, adına anıt mezar projeleri yapılıyor, "Türkiye'nin Rahibe Terasa'sı diye lanse ediliyor. Kimler tarafından? Dünyanın, evrendeki tek canlı barındıran gezegen olmadığına, uzaylıların dünyayı zaman azman ziyaret ettiğine inanan UFO'cular tarafından. UFO'cularher yıl düzenledikleri festivallerin birini de Sürmene'de yapmak, Meyveş nineyi kutsamak istiyorlar. Trabzon Valisi izin verirse, Sürmeneli Alaaddin, sevinçten ölecek. UFO'cular, izin alamasalar bil gelip ninenin mezarını ziyaret edecekler. Torun Yıldız şimdi tatil için geldiği Sürmene'de mezarın sağını solunu düzeltiyor. Yoksa çok ayıp olacak elaleme. "Biz Meyveş nineyi ‘universal mother' ilan ettik, sizin ona verdiğiniz öneme bakın" diyecekler.
Hayat hikâyenizden başlayalım mı?
1922 Sürmene doğumluyum. İlk ve ortayı Erzurum'da okudum, Trabzon Lisesi'nden mezun oldum. Sonra bir vapurun ambarında İstanbul'a gittim. Maksadım mühendis mektebine gitmek. Cebimde 5-10 kuruş vardı. Mektebe geldik ama utanıyoruz içeriye girip sormaya. Hademeyi kalemde memur sandık. O kadar taşralılıyız yani. Mühendis mektebi imtihanı bitmiş. Ben de tıbbiyeye girdim. Ama hala mühendis olmak, bir şeyler icat etmek, dünyaya açılmak, Avrupa'ya, Amerika'ya gitmek istiyorum.
Sürmeneli bir çocuğun ufkuna dış dünya nasıl giriyor?
Bilemiyorum. Gazete yok, televizyon yok, kitap yok. Yalnız Trabzon'da sinema var. Dedeme yalvarırdım "Trabzon'a gidelim, bir gece otelde kalalım da sinema göreyim" diye. Maddi durumumuz önceleri iyiydi. Babam Rusya'da fabrikatördü. Babamın babası Romanya Konsolos'uydu. Birinci Cihan Harbi'nde Rusya sınırı kapanınca dedem bir büyük vapur tutuyor. Rusya'daki Türklerden isteyenler vapura bedava buyursun, kurtulsun diyor. Zamanın padişahı güzel bir nişan gönderdi demdin bu iyiliğine karşı. Sınır kapanınca yegâne yeni çalışma sahası olan Erzurum'a taşınıyor aile. Erzurum'da da o zaman bir tek babamın içki fabrikası var. Ama teşkilat büyük. Şimdiki holding gibi. Büyük mağazaları var babamla dedemin. Rusya'dan mallar geliyor. Ayrıca bir göl var, kayıkçılık ve balıkçılık yapılıyor. Aynı zamanda kehribar madeni var. Kuyumcu mağazaları var. Meyve ticareti yapıyorlar.
Annenizin durumu nedir?
Annem ev hanımı. Rusya'da okumuş. O günlerde Rusya'da Yahudiler ve Türkler ikinci derece insanlar. Babam, dedem büyük kapitalist. İkinci sınıf muamele görmemek için birçok şeyi finanse ediyor ama Bolşevik İhtilali'nden sonra dönmek zorunda kalıyorlar. İflaslar geliyor, her şey sıfırı iniyor. İşte bu yüzden ben de İstanbul'da okurken az buçuk bir parayla geçiniyorum.
Tıbbı bitirebildiniz mi?
Tıbbın 4'üncü sınıfını geçince geri kalan kısım gözümde büyüdü. Bir de bitirince şark hizmetin var. Ben Amerika'ya gitmek istiyorum. Son sınıfın yarısını okudum. Fakat çok bozuldu mali vaziyet. O kadar ki gündüzleri ada vapurunun altında yatıyorum. Geceleri yatacak yer yok. Soğukta bütün gece Taksim Meydanı'ndan Beyazıt Meydanı'na yaya gidip geliyoruz vakit geçsin diye. Sabah ilk vapura binip yatıyoruz. Çok sıkıntılı bir hayat. Okula gideceksin elbisen yok. Böyle yırtık elbiselerle, patlak pabuçlarla gidemezsin. Sonunda mecbur kaldım hamallığa başladım. Gündüz 8 saat yük taşıyıp başladık 5-10 kuruş yığmaya. Fakat yalnız parayla gidilmiyor. Muharebe zamanı pasaport çıkmıyor. Dediler Sümerbank yurtdışı imtihanı açıyor. Sınavı kazanınca pasaport çıktı. Talebe vizesi aldım. Param yettiği kadar bir bilet aldım. Çekoslavakya'ya kadar geldim. Trenler asker dolu. Ya herro ya merro dedim, devam etmeye kararlıyım. Bilet olmadığı için bir kömür vagonuna atladım. Bilmediğim bir yerde indim. Bir Alman şehriymiş. İstasyonda sızmışım. Izbandut gibi bir Alman askeri beni yakaladı. Beni bir işçi kampına götürdüler. Kamp bana cennet gibi geldi. Hiç olmazsa yatacak bir yerim, içecek bir çorbam var.
Amerika'ya gidiş
Bir hastanenin laboratuarında çalışmaya başladım. Savaş bitince tekrar Tıp Fakültesi'ne girdim diplomamı aldım. Yalnız Alman vatandaşı olmadığım için doktorluk yapamıyorum. Türkiye'ye dönmek istemiyorum. 6 yıl daha okuyup mühendis oldum. Bir müddet Paris'te çalıştım. Türkiye'ye dönüp askerliğimi yaptım. Devlet Su İşleri'nde, Sayın Demirel ile birlikte çalıştım. Tekrar Almanya'ya döndüm. Siemens'e girdim. Berlin Teknik Üniversitesi'nde profesör oldum. Simens'te büyük buluşlar yaptık. Sonra Amerika beni alıp götürdü. NASA'da çalıştım. NASA'yı çoğu insan yanlış anlıyor. NASA, merkezi idareye bağlı bir organizasyon. Yaptığı işin yüzde 90'ı askeridir. Projelerinin çeşitli parçalarını büyük müteahhitlere, üniversitelerin araştırma merkezlerine yaptırır. Ben hemen hemen bütün uzay projelerinde çalıştım.
Yani bütün bu uzaya gönderilen füzelerde sizin de mi emeğiniz var?
Tabii yalnız benim emeğim değil çok çalışan var. Benim dalım tıbbi mühendislik. Yani uzaya gönderilen insanların sağlık durumları. Kapsülün içinde hayat nasıl olmalı, vücut nasıl etkileniyor, yüksek hızda beyindeki labirentler nasıl etkileniyor, kan dolaşımı nasıl oluyor, denge nasıl korunur. Bunlar formüllerle ortaya konuyor. Bakın burada nasıl tanıtıyor beni: Sistemli teorik ve deneysel araştırmalarla mekanik güçler ve vücut yapıları arasındaki ilişkiler konusunda yeni bir ilim dalı kurulmasına öncülük eden Amerikan bilim adamı.
"Ninem, çok ilgi çekti"
Evet. Bu internet çıktısında sizin için bir yıldız numarasından söz ediliyor.
Tabii benim bir yıldızım var.
Sizin bir yıldızınız mı var, oysa bütün yıldızlar benim.
(Kahkahalar)Benim soyadım tesadüfen yıldız. Yıldız number, benim bulduğum formüle verilen isimdir. Ama öyle bir formül ki bir kanun meydana getiriyor. Neyle ilgili "Aero-astronautics and space medicine" ile.
Kısaca uzay tıbbı diyelim. Gelelim ninenizin mezarına.
Bir gün öğretim üyeleriyle kafede oturuyoruz. Türkiye'den bahis açıldı. Hayatımı ve memleketimi anlatıyorum. Meyveş ninem, çok ilgi çekti. Rusya'daki hayatlarından, orada Yahudi cemaati içindeki yaşamlarından, ihtilalden sonra bir gemi ile nasıl kaçtıklarından, ninemin Rahibe Teresa gibi ahaliye nasıl yardım ettiğinden, sağlık dâhil herkesin her çeşit sorununu çözdüğünden bahsettim. Resmini gönderdim. Öldüğünde yaşı 100'ü geçmişti dedim. iç hastalanmadı, ölene kadar arı gibi çalıştı, sapasağlamdı, bir sabah ölü bulduk dedim. Nazarı dikkati celbediyor tabii. Çünkü orada yaşlılık üzerinde çok çalışıyorlar. Yaşlılık kürsüsü var. Kürsü başkanı, "Öldüğü gün ne yapıyordu?" dedi. "Tarladaydı" dedim. Ünlü bir mimar profesör de çok ilgilendi. İngiliz asıllı Derek Cooper. Çok görkemli yapıları var. Her kesitine bir mana yüklüyorlar falan. Böyle bir adam. Meyveş nine için bir anıtmezar yapmak istedi. Projeyi de çizdi ama o kadar geniş arazi bulunamadı Sürmene'de. Şimdi yeniden küçültülecek.
Uzayda hayat var mı?
Ninenizle neden bu kadar ilgilendiklerini tam anlayamadım.
Şimdi bunlar büyük bir grup Amerika'da, uçan dairelere inanıyorlar. UFO'ları matematik formüllerle kanıtlıyorlar kendilerince. Hesapları öyle bir noktaya geliyor ki, tamam deyip kabul ediyoruz. Milyarlarca yıldız var, yalnız dünyada mı hayat var yani? İhtimal hesaplarına vuracak olursak başka hayatlar da olması lazım. Belki birkaç milyon kişi var buna inanan. Bu, sadece Amerika'da. Dünyada da çok bunlar. O dünyalardaki insanların, yaratıkların bizlerden daha ileri olduklarına, tüm peygamberlerin uzaydan geldiğine, yalan söylemediğine inanıyorlar. Neyse benim Meyveş ninenin de uzaydan geldiğine karar verdiler. Ve ona "universal mother" lakabını verdiler.
Siz de inandınız mı buna?
Yahu adamlar inanmış buna, "Yok siz yalan söylüyorsunuz, Meyveş nine uzaylı değil" mi diyeyim? Sonra bu konuda Los Angeles Times'da "Karadeniz Üzerinde Çapraz Akıntılar" başlıklı bir makale çıkınca söylenecek bir şey kalmadı. İşte Karadeniz'e eskiden UFO'ların gelip gittikleri, buranın İpek Yolu olduğu söyleniyor. Başka dergilerde de çıktı. Çok büyük alaka uyandırdı. Bu grup 4 seneden beri çok büyük festivaller yapıyor. Sonuncusu Meksika San Diego'da oldu. Dünyanın her tarafından geliyorlar. Geçen sene yalnız 70 bin kişi Amerika'dan gitti. Belki bu sene daha çok gidecek. Şimdi bunlar Sürmene'de de böyle bir festival yapmak istiyor. Trabzon Valisi'ne yazı yazdılar. Festival için izin istiyorlar. Cevap bekliyorlar.
Daha cevap gelmemiş
Trabzon Valisi ne diyor bu işe?
Mezar için de çok müracaat etmişler. Bir sürü insan, "Bu mezar yapılsın, istediğiniz yardımı yapalım, para gönderelim" demiş. Vali de kaymakama göndermiş başvuruyu. Sürmene Kaymakamı'ndan daha cevap gelmemiş.
Siz UFO'lara inanıyor musunuz?
Ben müspet ilim yaptım. 2 çarpı 2 eşit 4 gibi matematiksel olarak inanıyorum ki dünyanın diğer taraflarında muhakkak hayat vardır. Belki bizden daha geri belki bizden daha ileri. Biz yalnız değiliz evrende. Matematik bunu gösteriyor. Fakat UFO'ların gelip gittiğini bilmiyorum. Yok da demiyorum. Hiçbir şeye yok diyemezsin. Diyebilmen için yokluğu ispat etmen lazım.
Nineniz neden bu kadar önemli?
Önemi şu. Birisi gelse Sürmene'de tahkikat yapsa, Meyveş hanım hakikaten Sürmene'nin Mother Terasa'sı mıdır, değil midir, herkes "evet" der. Annemi pek tanımazlar ama Meyveş nineyi kime sorarsanız sorun, meziyetlerini anlata anlata bitiremezler. Buranın doktoruydu, ebesiydi, hocasıydı, şusuydu busuydu ve dini hakikaten anlayan bir insandı. Bakın o makalelerde neler yazıyor: "Tahsili yoktu fakat Amerika'da en büyük bilim adamlarımızdan olan Alaaddin Yıldız'a yardım etmişti. Yıldız onun teşvikleriyle okudu". Çok cesur bir kadındı. Ben Almanya'dayken bir sene memlekete haber gönderemedim. Zaten haberleşme imkânı yoktu. Savaş vardı. Beni tabii çok merak etmişler. İnönü, Sürmene'ye gelmiş. Tabii Milli Şef'in yanına kimse yanaşamaz biliyorsunuz o devirlerde. Meyveş nine birden çıkmış ahalinin ortasından İnönü'nün eline bir pusula vermiş ve beni bulmasını istemiş. Milli Şef, kısa zamanda benim izimi bulduruyor ve nineye bildiriyor. Ninemin, benim üzerimde çok emeği vardı.
NASA'dan özel tahsisat
İlginç bir öykü. Sürmeneli Meyveş, NASA ve UFO'cular. Ne alaka?
Şimdi NASA dedin mi Amerikan Hükümeti demektir. Bir seneden beri resmen NASA özel bir tahsisat ayırdı, bu UFO'lar için. Burada gazeteler de böyle yorumladılar. Şimdiye kadar uzay çalışmaları askeri amaçlara yönelikti. Bundan böyle uzayda hayat aranacak. Bir iki seneye kadar uzaya bu amaçla insanlı bir araç gidecek. Aracın maketi de hazır. Gazetelerde çıktı. Demek ki hükümet bu işe el koydu. Şimdi herkes büyük birleşim teorisinden konuşuyor. Kâinatı yeniden yorumluyorlar. Mezara dönersek, festival burada olursa mezar problem değil, dünyanın parası toplanacak. Mezar küçük çapta da olabilir. Çünkü Sürmene'de büyük anıt tipi bir mezar istenmiyor. Günahtır diyorlar.
UFO'cu dostlarınız mezarı bu haliyle gördüler mi?
Hayır, kimseyi göndermiyorum Sürmene'ye. Ayıp olur bu haliyle. Çiçekler dikeceğim, biraz düzenleyeceğim. O zaman görünce onlar da hakikaten bu hanıma bunlar da hürmet etmiş diyecekler. Eh, bunca Türk büyüğü içinde Amerikalıların Meyveş nineye iltifat etmesi gurur verici bir şey değil mi? Amerika'da iki Türk kadını tanınıyor. Biri Çiller, diğeri Meyveş nine. Çeşitli dergilerde çıkan yazılarda Meyveş nine ile ilgilenenlerin Mimar Derek ile bağlantı kurması için adresler, telefon numaraları yayınlanıyor.
"Sadece işimi yaptım"
Peki, hayatınız boyunca doğanın kanunlarıyla uğraştınız. Evrenin anlamını düşündünüz mü hiç?
Metafiziğe hiç yükselemedim. Ben sadece işimi yaptım.
Kendi biliminiz içinde kayıp mı oldunuz?
Kayıp değil zaten oradan hiç çıkamazsın ki. O kadar meşgulsün ki. Hayat hakkında benim felsefi bir görüşüm yok. Ben kendimi ilme adamışım.
Mars'ta hayat bulunması sizi heyecanlandırmadı mı?
Yok. Hiç alakadar olmadım.
Sokaktaki adamı bile heyecanlandırdı bu. Siz nasıl ilgilenmediniz?
Ben sadece kendi işimle ilgiliyim. 3 ay evvel büyük bir uçak Newyork civarında düşmüş, 200 kişi ölmüş. Bunu bile Türkiye'de öğrendim. O kadar alakasızım yani. Ama sosyal hayatım renklidir.
Peki, kafanıza takıp da sonuca ulaşamadığınız bilimsel bir problem var mı?
Yok. Şu anda istediğim noktaya geldim. Bu dünyada yapabileceğim her şeyi yaptım. Dünya kadar projede çalıştım. Yeter. Tek istediğim artık ninemin mezarını yaptırmak.
Sizin ve tüm UFO'cuların şansı açık olsun.