Horst Günther - [Otuz nehir birden olmak]
Nuriye Akman
Sabah Gazetesi
Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan yarı Budist, yarı Şintu, yarı Hıristiyan kökenli bir şifa tekniği olan "Reiki" hocalarından Horst Günther'le birlikte otuz kişiden oluşan bir halka yaptık. Hepimizin içinde bir şeyler akıyordu. Kimininki gürül gürül, kimininki usul usul. Kimse bunu tam olarak adlandıramıyordu ama bence biz otuz nehir birden olmuştuk.
* Geçen hafta sonu katıldığım bir seminerde, varlığa başka bir açıdan daha bakmayı öğrendim. Bilmem ki, Reiki diye bir sözcük duydunuz mu hiç? Japonca evrensel hayat enerjisi anlamına geliyor. Tarihi binlerce yıl öncesine dayanan, yarı Budist, yarı Şintu, yarı Hıristiyan kökenli bir şifa tekniği. El temasıyla hem kendini hem de başkalarını iyileştirebiliyorsun. İşte bu tekniği almak için bütün bir "Cumartesi-Pazar"ı, bir otelin salonunda, bir sandalyenin üstünde oturarak geçirdim. Hem de otuz kişiyle birlikte. Ama bu öyle bir oturuştu ki otuzumuzun içinden de nehirler akıyordu. Sandalyelerimiz halka halinde sıralanmıştı. Halkanın bir ucunda, dünyanın sayılı Reiki hocalarından Horst Günther vardı. Yanında Yaratıcı Zeka ve Zihinbilim Derneği kurucusu Nazmi Musal oturuyor, Alman üstadın İngilizce konuşmalarını cümle cümle Türkçe'ye aktarıyordu:
Kesintisiz güç...
* Reiki, kaynağı yaratıcı olan, kesintisiz bir güçtü. Herkes Reiki'yle doğar, ancak yaşadıkça bu gücün içinde aktığı kanalları tıkanırdı. Kanalı yeniden açmalıydı. Birazdan bu işlem yapılacaktı. Önce sistemin çalışma biçimini içimize sindirmeliydik. Reiki'yi kullanmak için önce Tanrı'dan izin istemeliydik. Bunu istediğimiz şekilde yapabilirdik. Önemli olan Kaynak'la aynı frekansa geçmemizdi. Kalbin ve bilincin O'nunla bir hale gelmesiydi.
* Kanal olduğumuzda, enerji bizim üzerimizden dokunduğumuz yere akıyordu. Biz sadece araçtık. Ama başkasını tedavi etsek dahi, bir miktar enerji bize de kalıyordu. Reiki'yi alan, derin dinlenişe geçiyor, Reiki'yi verene ise bir canlılık geliyordu. Bu, karşılıklı bir temizlenme prosesiydi. İki tarafın da fiziksel, ruhsal ve zihinsel alanı uyum içine giriyordu. Fiziksel problemlerin çoğunun ruhsal ve zihinsel kaynaklı olduğu hatırlanırsa, Reiki harika bir öğretmendi. Bize evrenin frekanslarıyla uyum içinde olmak için hayata şükran duymayı öğretiyordu.
Kalbe teşekkür...
* Horst Günther, soruyordu:
"En son ne zaman kalbinize teşekkür ettiniz? Belki de hiç etmediniz. Kalbiniz, gece gündüz, hiç ara vermeden yalnız sizin için çalışıyor. Bu otomatik olmuyor. 'Şey'lerin gerisinde olanları düşünün biraz. Siz şu anda sandalyede değil, dünya denilen küçük bir topun üstünde oturuyorsunuz. İnanılmaz büyüklükteki bir evrenin içinde bu küçük top. Hiç toprak ananın içine baktınız mı? Ben Hawai'deyken, aktif bir yanardağının üstünde 60 saniye kalabilen bir helikopterden aşağı baktım. O cehennemi saf ateşi gördüm. Ve siz işte bunun üstünde oturuyorsunuz. Bu hayatta hiçbir şey otomatik değil. Gerinin gerisini görmek ve göstermek... İşte Reiki bu. Şimdi kalbinizi açın, beyninizi tatile gönderin. İzah edilemeyen bir şeyi almaya hazırlanın."
Eller ve alkışlar
* Katılıcımların 28'i kadın, ikisi erkekti. Çoğu yüksek öğrenimliydi. 20'li yaşlarını sürenler de vardı, 80'ine merdiven dayayan da. Kimi, tıbbın olanaklarını sonuna kadar kullandığı halde çare bulamadığı fiziksel rahatsızlığını "dokunmatik yoldan" giderme umuduyla gelmişti. Kiminin hastalığı ruhsaldı. Hepsinde temel içgüdü kendine ve başkalarına yardım etmekti. Hepimiz varoluşun gizleri peşinde iz sürücülerdik. Beni cezbeden, eller ve akışlardı...
* Herkes bir an önce inisiye edilmeyi yani içindeki kanalların açılmasını bekliyordu. Bunun nasıl yapıldığı bir sırdı. Üstat, enerji transferini başlatmadan önce Reiki uygulamasını dernek yöneticisi Gülçin Musal'ın bedeninde bütün detaylarıyla anlattı. Horst Günther, önce Kaynak'tan izin aldı ve Gülçin Hanım'ın enerji alanıyla (aura) kendisininkini uyum haline getirdi. Sol eli göbeğinde, sağ eli alıcıdan 30 cm yüksekte tutarak ayaktan başa kadar üç kez gezdirdi. Sonra gözlerden başlayarak vücuda Reiki vermeye geçti. Vücudun ön ve arka tarafında bulunan bütün organlar, bütün bölgeler ellerin değişik dokunuş biçimleriyle üç-beşer dakika süreyle enerji aldılar. Her pozisyon ayrı bir hastalığın tedavi merkeziydi. Elleri, vericinin sezgileri yönlendiriyordu. Bütün organlar sanki, her istasyonda ne kadar duracağını ancak makinistin bildiği Reiki yüklü bir trenle geçiliyordu. Hoca sık sık uyarıyordu bizi: "Unutmayın siz sadece bir kanalsınız. Başlarken ve bitirirken şükretmeyi unutmayın. Reiki, tıbbın alternatifi değil, yalnızca destekleyicisi."
Şikayetler bitti
* Sıra işin en heyecanlı faslına gelmişti. İnisiye olacaktık. Ama nasıl? Kimse bilmiyordu. İşin tuhafı işlem bitince de bunun nasıl olduğu tam anlaşılamadı.
Dörderli gruplar halinde otelin başka bir odasına gittik. İçerde bizi dört sandalye, bir mum, bir buket çiçek, bir tütsü, bir Hz.İsa fotoğrafı, bir teyp bekliyordu. Üstat, fotoğraf için "Bu benim inancımın sembolü, sizin sembolünüz de olabilirdi burada. Önemli olan bir yaratıcıya inanmak" dedi. Gözlerimizi kapatmamızı ve içimize bakmamızı istedi. Ellerimizi kavuşturmuş ve kalbimizin üstünde tutuyorduk. Teypten hafif bir müzik sesi geliyordu. Horst Günther, 15 dakika içinde parmak uçlarımıza ve omuzumuza hafifçe dokunmak, göbeğimize doğru bir nefes üflemekten ibaret ritüelini tamamladı. Bu sırada hem onun, hem de bizim açımızdan neler olup bittiği, hepimizin içinde ne fırtınalar estiği birer sır. Aşırı etkilenip ağlayanlar da oldu, vücudu titremelerle sarsılanlar da, gülme krizine tutulanlar da gördüğü olağanüstü renk ve şekillerden dolayı çok mutlu olanlar da. Kimi ısındı, kimi soğudu. Başka bir boyuta kısa bir gidiş geliş oldu sanki. Bu olay iki gün içinde dört kez tekrarlandı. İlk ikisinden sonra katılımcıların çoğunda şiddetli baş, bel, sırt ağrıları görüldü. Hocaya göre bu, içimizdeki negatif enerji bloklarına çarpan Reiki'nin orayı delip geçme isteğindendi, iyileşme belirtisiydi. Nitekim ikinci günün sonunda bütün şikayetler bitmişti.
Acil yardım teknikleri
* Katılımcılar, başkasını tedavinin yanı sıra, kendilerini iyileştirme biçimlerini de öğrendiler. Vücuttaki çakraları yani ana enerji merkezlerini dengeleme pozisyonları, acil yardım teknikleri, bebeklere, hayvanlara ve bitkilere Reiki uygulaması da bunlara dahildi. Herkes herkese Reiki verdi, Reiki aldı. Katılımcılar duygularını şöyle aktardılar: (Çoğu isimlerinin yazılmasını istemedi.)
Cahit Soyluer: (ODTÜ ekonomi 4. sınıf öğr.) Buraya kendime ve çevreme yardımcı olma duygusunu tatmak için geldim. Beklentilerim fazlasıyla gerçekleşti. Reiki verirken ve alırken sıcaklık, rahatlık, titreşim hissettim. Özellikle alırken ellerim çok sıcaktı.
Bayan A: (öğretim üyesi, ekonomist.) Belimden rahatsızım. Bu iki günde çok şey aldığımı ve verdiğimi hissediyorum. Dokunmanın ötesini hissediyorum. Enerji şu anda da devamlı akıyor içime. Üçüncü inisiyasyonda bir volkanın dibini gördüm. Harika şekiller ve ışıklar vardı. Kendimi hafiflemiş hissettim.
Bayan B: (Endüstri tasarımcısı) Sinirlerimi bozan şeylere karşı dayanıklı olup, kendime daha az zarar vermeyi öğrenmek için geldim. Daha uyumlu bir insan olmama yardımcı olacak. Bu arada yardıma ihtiyacı olan insanlara da ulaşmış olacağım. İlk inisiyasyon sırasında tuhaf şeyler oldu, tam olarak anlatamam. Çok korktum, ağladım. Ellerim genelde soğuktur ama şimdi ısınıyor.
Ayfer Altınok: (Arkeolog.) Çevremdeki bazı kişilerin Reiki ile hastaları iyileştirmelerine şahit oldum. Ben de yapabilirim diye düşündüm. Şu anda çok mutluyum.
'Duam kabul oldu'
Naciye Hoşses: (79 yaşında, emekli öğretmen.) İnsanlara karşılıksız yardım etmek amacıyla geldim. Öğrendiklerim, iyi insan, iyi kul olmak için güzel bir fırsat olacak. Zaten hep böyle dua ederdim. Tanrım insanlara yardım etmek için bana fırsat ver derdim. Duam kabul olundu.
Didem Bozada: (Maliyeci) Agresifliğimi dengelemek için geldim. Hükmedici bir tipim. Egom çok büyük. Kolay öfkeleniyorum. Sürekli beklenti halindeyim. Reiki ile bunlardan kurtulacağım. Şu ana kadar yaşadıklarım, doğru yolda olduğumu gösteriyor.
Bayan C: (Çevre mühendisi.) Detaycı ve panik bir insanım. Rahatlamama yararı olur diye geldim. Ama bir enerjinin vücuduma girdiğini hissetmedim. Başım zaten ağrırdı. Yine ağrıdı. Çok bitkin hissettim kendimi. Saatlerce rahatsız bir iskemleye oturmaktan da olabilir. Ama bu tür çalışmaların kökeni eskilere dayandığı için bıkmadan uygulamak lazım.
Bayan D: (Bilgisayar prog.) Hep negatif enerji yüklü olduğumu düşünüyorum. Çantamda ilaçlarla geziyorum. Artık bu yoğun stresten kurtulmak istiyorum. Reiki hayvan ve bitkilere de uygulanıyor. Benim köpeklerim, balıklarım, kuşlarım var. Biraz da bu yüzden geldim.
Bayan E: (Mimar) Çocuğu büyütüp, aile ilişkileri belli bir noktaya gelince, işlerin azalıyor. Hayatın asıl amacını sorguluyorsun. Daha derin düşünmek, içe dönmek arzuma bu seminerin katkısı olacağını düşündüm. Şu anda çok büyük bir farklılık hissetmiyorum ama iyi şeyler olacak diye bekliyorum.
Bayan F: (Vergi memuru) 17 yıllık evliyim. Çocuğum olmuyor. Doktorlar psikolojik dedi. Beden-zihin rahatladığı zaman bebeğim olabilirmiş. Seminerden sonra kendimi huzurlu hissediyorum.
İçimizden akan şeyler
* Seminer, ikinci günün akşamında, sertifika dağıtımının ardından herkesin kucaklaşıp, teşekkürleşmesiyle bitti. Hepimiz dokunmanın müthiş gücünün ve organlarımızın farkına varmış, enerjimizin kaynağını yeniden keşfetmiştik. Kaynak birse, biz de birdik. Hepimizin içinde bir şeyler akıyordu.Kimininki gürül gürül, kimininki usul usul. Kimse bunu tam olarak adlandıramıyordu ama bence biz otuz nehir birden olmuştuk.
* Bu her saniyesi öğretici, sürpriz ve titreşim dolu iki günün sonunda Günther'e dedim ki "Hocam siz namaz nedir bilir misiniz?" Dedi ki "Hayır, anlatırsan dinlerim." Ona ta niyet aşamasından yani Kaynak'la temasa geçmekten başlayarak namazın abdest dahil bütün aşamalarını vücuda dokunulan bölgeler bazında anlattım ve sordum "Bu sizce nedir?" Dedi ki "İşte bu Reiki'dir."
Çok şaşırmıştı. Özellikle kadınların ellerini kalbin bulunduğu göğüsleri üstünde tutması onu çok heyecanlandırmıştı. Kalp çakrasının, koşulsuz sevgiyi ifade ettiğini, bunun kadının doğasına çok uygun olduğunu, Reiki yaparken de ana kaynaktan koşulsuz sevgi aldığımızı anlattıktan sonra şöyle devam etti:
"Namazın hareketlerini ilk kez sizden duyuyorum. Bu, Avrupa tipi Tanrı'ya saygı göstermekten daha ileri bir şey. Namaz kılarken hem ana çakralarla temas kuruyorsunuz, hem dizlerdeki alt çakralara kadar iniyor, hem de avuçdaki çakraları tedavi ediyorsunuz. Bu çok heyecan verici bir bilgi benim için."
Günther'e, bizi inisiye ederken yüzümüze üflediğini hatırlatarak ninelerimizin dualar okuyup yüzümüze üflemesi, bu sırada başta sırtımız olmak üzere vücudumuzu sıvazlamasından da söz ettim. Bir Reiki üstadı, dokunma kültürünün değişik versiyonları olduğunu bilmeliydi. Şöyle yanıtladı beni:
"İnançların derinlerine indiğinizde göreceğiniz şey, yalnız bir Kaynak olduğudur. Bu nedenle dinsavaşlarını anlamakta güçlük çekmişimdir. Bana bu bilgileri verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Bunlar benim öğretimi daha saygın yapar ve birbirimize ne kadar yakın olduğumuzu insanlara anlatmak için çok önemli bir fırsattır."
Yaratıcı Zeka ve Zihinbilim Derneği:(312) 427 77 37