Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Mehmet Ali Yılmaz 2] - ‘Kabadayılık erkekliktir'

Nuriye Akman
Sabah Gazetesi

"Öğrenciyken kontrgerillayı fark ettim" diyen Mehmet Ali Yılmaz şöyle söylüyor: "Kabadayılık, bizim lügatimizde erkekliktir, dürüstlüktür. Cinayet şebekesi başındaki insanlar kabadayı değildir. Devletin uzantısıdır. Bir insan bu kadar olayı yapıyorsa, bu, iyi düşünülmesi gereken bir güçtür."

Şu anda devletle işleriniz var mı?

Hayır. Siyasete karar verdiğim zaman bıraktım. Siyaseti bırakınca kendime bir tatil köyü yaptım Antalya'da. Şimdi çocuklar büyüdü. Onları yeni yeni ihalelere sokmaya çalışıyorum. Ben artık o şirkette fiilen yokum. Tecrübeli bir kişi olarak çocuklara yardımcı oluyorum.

İş hayatınızda kendinizi nasıl tanımlarsınız? Siz yırtıcı ve ürkünç biri misinizdir?

Bünyemde çalışanlar beni zaman zaman çok sert bulur, zor adamdır derler. Ancak çok severler. Bir patron-çalışan ilişkisinden ziyade bir aile ilişkisine girdiğimi söylerler. İş yaptığımız bazı kuruluşlar, devlet daireleri vs. onlar da benle çalışmaktan son derece memnundur. Çünkü ben dilekçe yazmasını bilmem. Konuşarak hallederim. Aldığım işi de istenilen kalitenin üstünde yapmaya çalışırım. Çünkü çok haysiyetliyim. Herhangi bir laf edilmesine tahammül edemem.

İş dünyasındaki kıran kırana mücadele kişiliğinizi nasıl etkiledi?

İnsanların karakter yapıları farklı farklı. Konuştuğunuzun kanun olması gerekirken, yani bir adam söz verdiği zaman kanundur, tutar sözünü ama iş hayatında bunlar geçersiz.

Yani siz de bu acımasızlıktan payınızı aldınız mı?

Acımasızlık yapmadım. Kimsenin elinden işini de almadım ama benim alacağım işi de kimseye vermedim. 94'te yaptığımız söyleşide bana "Size mafya diyorlar, doğru mu" diye sorduğunuz olay işte bu teslim olmamaktan geliyor. Ben haysiyetimi korumak zorundayım. Ona buna teslim olup veya ürkmek gibi bir anlayışım yok.

‘Dostunu iyi seç'

O söyleşide bana çok ilginç şeyler söylemiştiniz. O zaman pek kıymetini bilemedim herhalde. Mesela "Benim yoluma baş koyacak çok insan var" lafınız. O zaman sormamışım: Kimler sizin için ölebilecek olanlar ve niçin?

Bu tabii benim karakterimle ilgili bir söz. Yani çevrem, dostlarım, arkadaşlarım. Yani atalarımızın sözüdür dostunu iyi seç diye. Çok dost olmaz, sayılıdır dendiği için. Yani benim özveride bulunduğum, aile bağımız olan insanlardan söz etmeye çalışmıştım. Yoksa böyle bir çete düşüncesiyle söylememiştim.

Bir de şöyle demiştiniz 3 yıl önce: "Türkiye'de kimlerin mafya olduğunu ben bilirim. Türkiye'de mafya devlettir. Mafyayla işbirliği yapanlar mafyacık sayılır. Serserilikle mafyalığı karıştırmayalım. En baba, en kuvvetli devlettir. Devlete karşı gelinmez ama devletle işbirliği yapanlar da güçlenir." Buz sözleriniz şimdi çok daha anlam kazandı. Biraz açalım mı?

Türkiye'de devletin zafiyetleri var. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan bu yana devletin kendi otoritesini halkına kabullendirmek için başvurduğu bir yöntem var. Daha sonra bu yöntem boyut değiştirmiş Türkiye'de. Örneğini 1960'da vermiş. O günkü üniversite gençliği ayaklandırılmıştı. Daha sonra da 67'de ama bu sefer Fransa'da başlayan gençlik eylemlerinin uzantısı olarak Türkiye'ye sıçradı gibi göründü. Gençlerin sağ-sol olarak ayrımı halen devam ediyor. O zamanlar bu kontrgerilla denilen bir sisteme başvuruldu. Resmi güçlerin dışında maşa güçler kullanılmaya başlandı. Ben bunu fark ettiğim zaman öğrenciydim. Sonradan boyut değiştirdi, sivil karakollar oluşturuldu. Yani işte duyuyorsunuz hukuk işlemiyor, yargı işlemiyor, ne yapalım işte biz de bunları yapıyoruz denir gibi bir hale dönüştü. Bu faili meçhul cinayetlerin de artma sebebidir. Devletle irtibatlı olmadan, devletin kayırmacılığı olmadan faili meçhul iş yapılmazdı.

Devletin mafya oluşu konusuna şu anda nasıl bakıyorsunuz?

Demokratik rejimler vatandaşın devletin sahibi olduğu rejimlerdir. Bizde henüz demokrasi tam gelememiştir. Halkımız henüz o boyuta bilinç bakımından. Bu halkın milli iradesi Meclis'e yansımıyor. Parti başkanlarının iradeleri Meclis'e yansıyor. Halkımızın tepkisi bunlara fazla olmuyor.

1997 yılında ne yapıyor devlet mafya olarak?

Devlet kendisi mafya değil. Devlet en kuvvetli organ. Elinde polis gücü, jandarma gücü, asker gücü olan bir devlet. Devletin içindeki bazı kesimlerin sivil örgütler adı altında kurdukları irtibatlar var. Bazı kişiler sivilleri koruyor, onlara suç işletiyor ve kimse onlara hesap sormuyor. Bazı aksilikler hariç.

Siz devlet bakanlığı yaptınız. Nelere şahit oldunuz?

Ben bunu hep biliyordum zaten.

Size nasıl yansıdı? Önünüze neler geldi?

Bana gelmez. Bana gelmemiştir.

Daha ben öğrenciyken kontrgerillayı fark ettim" dediniz ya, bu meseleyi siz devlet bakanıyken araştırma imkânı buldunuz mu?

Gerek yok. Ben hep bilirdim onları. Hepsinin kimler olduğunu, nasıl işlediğini aşağı yukarı biliyordum.

Nasıl işliyor?

Onları anlatmama gerek yok. Daha sonra belki anlatırım. Şunu diyeyim, oradan millet anlasın. Yani hiç kimse kabadayı değildir. Kabadayılık bizim lügatimizde mertliktir, erkekliktir, dürüstlüktür. Cinayet şebekesi başındaki insanlar kabadayı değildir. İşte onlar devletin uzantısıdır. Yani bir insan bu kadar olayı yapıyorsa, bunların çoğu faili meçhul kalıyorsa veya olayı yapmayan kişi yaptı diye karakola götürülüyorsa, hapse atılıyorsa, sonra hemen çıkıyorsa, bu güç iyi düşünülmesi gereken bir güçtür. Bunları, yetki verdiğiniz belli mevkilerdeki insanlar korumazsa bu olmaz.

Ve sizin de kurucusu olduğunuz DPT bugün hükümetin ortağı.

Ben ortak olmasına razı değilim. Çünkü yeni kurulan bir parti. Temel amaçları doğrultusunda halkına mesaj vermesi, inanan kitleyi artırması gerekirken hesap verir konumda olmamalıydı. Şu anda bir hükümet olunca bir hesap vermek durumundasınız. Biz daha henüz teşkilatlanmamızı tam bitirmedik. Millete tam daha ne yapmak istediğimizi anlatmadan hükümette hükümette ortak olunca iş biraz sakat gibi görünmeye başladı.

Faili meçhullerin şimdi de ortaya çıkamayacağı üç aşağı beş yukarı belli oldu. Dolayısıyla sizin sırtınızda bir vebal var.

Bu hükümetten çekilmemiz lazım. Bu ülkenin hükümete ihtiyacı vardı, özveride bulunuldu yapıldı ama artık biz çekilmeliyiz. Çünkü ülke günlük idare edilmez. Ülke, dünya durdukça yaşayacak. Dolayısıyla biz geleceğe çalışalım. Kendimizi anlatalım.

Bu hükümet neden çözemedi bu konuyu?

Demek ki hükümet olmak yetmiyor. Hükümet olunca devleti kontrol altında tutabilmek lazım. Demek ki hükümetler devleti kontrol edemiyor. O zaman tavsiyem olmamaları. Devleti kontrol altında tutabilecek, yürekli, cesur, bilgili, bayrağına sahip insanların vatandaşımız tarafından seçilmesi lazım. Reformcu, eksiklikleri giderecek yüreklilikte bir
siyasi heyete ihtiyaç var.

Hükümetler devlete hâkim olamıyor. Yeni gelecek olanın hâkim olacağı ne malum?

İşte olabilecek yani bugünkü arızaları çok iyi bilenler olmalı. Çünkü devlette çalışan insanların hepsi suçlu değil ki. Onların hepsi de bizim insanımız ama öyle bir avucunun içine alacak kitle yetiştirmeli ve Meclis'e gönderebilmeliyiz ki. Şimdi Meclis işleyip şekli şu: Hükümet ortağı olan partilerin milletvekili sayısı, eğer yarısından çok ise artık onun dediği oluyor yani Meclis tartışmayı bile çok iyi beceremiyor. Tartışmalarda kavgalar oluyor. Gensoruyu açan grup çok haklıysa bile reddedilebiliyor. Yani bu meclis sisteminin düzelmesi gerekiyor. Meclis, hükümetlere bağlı olmamalıdır. Hükümetlerin üstünde olmalıdır. Halk adına hükümetleri denetleyen organ demokraside Meclis'tir. Bu işlevini yapamıyorsa Meclis yok demektir.

Derin devlet nedir sizce?

‘Devletçilik var'

Derin devlet bizimki işte. Yani bizim nasıl olduğu anlaşılamayan bir devlet.

Bizim kaç devletimiz var?

Türkiye cumhuriyeti tek devlet ama içinde devletçikler var. Bunlar yine devletin içinde nüfuz etmiş insanlar. Siyasetçi bunlara hâkim olamıyor. O tür kesimde de siyasetçi kendi zafiyetini örtmeye çalıştırıyor.

Yer altı dünyasının adları arasında geçen Dündar Kılıç, Sedat Peker'le çok yakın arkadaş olduğunuzu söylerler hep. Bu tür insanlarla rahat, sıcak ilişkiler kurmanıza ilişkin siz neler söylersiniz?

Ben toplumun çok tanınmış bir insanıyım. Dündar Kılıç Trabzonludur, hemşerimdir. Sedat Peker Rizelidir. Gerçi çocuktur. Bizim bu insanları, onların bizi tanıması anormal değil. Cemiyette yaşayan insanların birbirini tanıması kadar doğal bir şeydir.

Bu insanların mafya babaları gibi nitelendirilmelerine karşı mısınız?

Karşıyım çünkü onların çoğu pırıl pırıl insanlardır ve hepsi de özünde vatanını, milletini seven insanlardır. O yüzden çok anormal, kahramanlık derecesinde fedakârlık edebilecek çocuklardır. Ama onları kim nasıl yönlendirir onu bilmem.

Bilmez misiniz?

Bilirim de bilmem. Devlet iterse kol gücünü kendi kullanır. Ve kimseyi vatandaşının başına bela etmez.

Yani şunu mu söylüyorsunuz: Bu tür insanları devlet kullanıyorsa, onları mafya babası diye nitelendirmek yerine asıl bu sistem nasıl işliyor onu çıkarmak lazım.

Gayet tabii. Bunu o zaman önlersiniz zaten.

1997 Yılı Röportajlar