[Erkan Mumcu] - ‘Demirel'de uzlaşmak talihsizlik'
Nuriye Akman
Sabah Gazetesi
Turizm Bakanı Erkan Mumcu: İkiyüzlülük, siyaseti dayanılmaz hale getiriyor...
Beyanlarınızda "iddiaya girerim" kalıbını çok kullanıyorsunuz. "İddialı" olmak başınıza iş açmıyor mu?
Medya kendi haber formatına uygun olan ön plana çıkardığı için öyle görünüyorum. Kamuoyuna yansıdığı gibi değil, ama yine de iddialı, kendisiyle yarışan bir adamım. Çok keskin bir zaman duygusuna sahibim. Saatin tık tık tık işlediği, yelkovanın dönmekte olduğu uykuda bile aklımda.
Bu panik duygusu neden?
Panik değil. En çok önemsediğim şey, istikameti olan, nereye gitmek istediğini bilen, pusulası elinde bir insan olmak.
Acaba "İddia ediyorum ki, turizmde gelecek yıl Avrupa birincisi olacağız" şeklindeki beyanınızla pusulayı şaşırmadınız mı?
Bu tipik bir iletişim kazası. Habere yansıyan iddianın sahibi ben değilim. Ben bir numara olma iddiasını, büyümede bir numara olarak ifade ettim. Gelecek yıl bir numara olmak, bu işten azıcık anlayan bir adamın iddia edebileceği bir şey değil. İspanya'nın rakamı 70 milyon, Türkiye'nin 7 milyon. Ben yaptığı işten bu kadar bihaber bir adam değilim.
Genç yaşta önce milletvekili, sonra bakan olmak kişiliğinizi nasıl etkiledi?
33 yaşında milletvekili oldum. Şu anda 38 yaşındayım. Megalomani içinde değilim ama Türkiye bu "genç" kriterlerini gözden geçirmeli. Nüfusun yüzde 50'den fazlasının 20 yaşın altında olduğu bir ülkede, bu sosyal bir sorundur. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı'nı başlattığında 37 yaşında idi. Bugünkü cumhurbaşkanımız, ilk başbakan olduğunda kaç yaşında idi? 40 yıldır aynı politikacılarla olmaya alıştığımız için bunları kanıksadık. 55 yaşındaki Baykal'ı genç politikacı sayar olduk. Eğer ben gençsem, 25 yaşındaki bir adam çoluk çocuk sayılmalı. Hiç de böyle değil.
"50 kiloyu bir adam rahatlıkla taşıyorsa hemen sırtına 55 kilo yüklemeyin; çöker" diye bir laf vardır. Devlette bir gün bile çalışmadan sizi bakan atayarak iyi bir şey yaptılar mı?
Kesinlikle evet. Bana en çok iyi yıl süre verilsin, Türk turizminde ve ekonomisinde nelerin değişeceğini göstereyim. Şimdiden yeni dönemden söz etme imkânı vardır. Ve bu, öncelikle Erkan Mumcu inisiyatifidir.
ANAP'ın parti programına koymadığı "bakanlığı lağvetme" gibi bir konuyu önce basınla paylaşmanız, kendi imajının peşinde koşan bir lider adayı çizgisi çizmedi mi?
Hayır. Ben üretken bir beyne sahip olduğumu da sektörün nasıl yeniden yapılandırılacağı konusunda getirdiğim önerilerle ortaya koydum. Bunları benden çok, sektörün diğer unsurları ifade etmeliydi. Hasbelkader turizm bakanı olmuş bir adamın, geldiğinin sekizinci ayında böyle bir model getirmesi, ülke adına üzücüdür.
Mesut Yılmaz'ı politik kariyeriniz için her bakımdan örnek alır mısınız?
Bu tuzak bir soru. Cevap vermeyeyim. Mesut Bey bir politik figür olmaktan çok insan olarak benim için çok değerlidir. Çoğu kimse onu asık suratlı bulur ama aslında çok esprilidir.
Onun daha çok insani özelliklerini örnek almanız, "O gitsin de ben geleyim" umudunu size verdiği için mi?
Hayır. Böyle bir şey konuşulmuş değildir. Düşünülmüş de değildir. Bu işler böyle istemekle, pazarlıkla, atamayla olmaz.
Mesut Yılmaz başarılı bir lider mi?
...
Yanıt yok, peki.
Yanıt yok demiyorum; yani ben başarılı buluyorum.
Mesut Bey, "Hiçbir şekilde cumhurbaşkanı adayı olmayacağım" dedi. Sizce cumhurbaşkanlığı adaylığı düşüncesinden, anasından doğduğuna pişman olmamak için mi vazgeçti?
Vazgeçip geçmediği konusunda bir değerlendirme yapmak benim için değil. O aday olduğuna dair hiçbir açıklama yapmadı. Ama anasında doğduğuna da pişman olacağını zannetmiyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimi, tamamen demokratik hukuk platformu içinde düşünülmesi gereken bir iştir. Anasından doğduğuna pişman etmek gibi bir kavram bu evrende yoktur; duymamış olalım.
Mesut Bey, aradığınız cumhurbaşkanı profiline uyuyor mu?
Ben bir takım oyuncusuyum. Bana eğer Mesut Yılmaz cumhurbaşkanı olsun mu derseniz, evet derim.
10 Türk büyüğünden biri olarak, size yer açılsın diye mi?
Hayır. O 10 Türk büyüğü gibi şeylerle ben ancak dalga geçerim. Hiç öyle gazlara gelmedim.
Partinin büyükleri sizi engeller diye mi?
Hayır. Ben babasının, dedesinin anlattığı menkıbelerle de büyümüş bir adamım. Hepimizden büyük Allah var. Bakın Cumhurbaşkanlığı meselesinde kimse düşüncesini açık seçik söyleyemiyor. Genellikle şarklı ve baskıcı toplumlara özgü bir ikiyüzlülük, siyaseti tahammül edilmez hale getiriyor.
İkiyüzlülüğe ANAP da dahil mi?
Siyasetimize dedikten sonra... Yani inanılmaz bir biçimde baskı yaratıyoruz kişilerin üzerinde. Hiçbirimiz düşüncelerimizi açık açık söyleyemiyoruz. Türkiye keşke çağdaş demokrasilerde olduğu gibi yepyeni, taze bir cumhurbaşkanı profili üzerinde uzlaşabilseydi.
Taze tanımınıza uyan biri var mı?
Hayır yok. 1970'lerden bu yana siyaseti izliyorum. Almanya, İngiltere, Fransa'da kaç siyasi jenerasyonu gelip geçti. Biz niye yenilenemiyoruz? Biz niye daha çok Ortadoğu demokrasilerine benzer görünüm arz edelim? Bu doğru bir şey mi? Hayır. Ama yelpazenin sağından, solundan, ortasından üç parti bir araya gelmişler, son derece önemli işler yapıyorlar.
Türkiye, uzlaşmanın ve istikrarın bereketinden yararlanıyor. İstikrarı sürdürmek adına siyasi parti liderleri Demirel figüründe uzlaştılarsa buna itirazım yok. Ve memnuniyetle gider, 101. maddeye kabul oyu veririm.
Daha evvel vermeyeceğinizi söylediniz.
Hayır hayır. Ben 101. maddeye de, 69'uncu maddeye de, 85'inci maddeye de kabul oyu vereceğim.
Demirel ile ilgili görüşlerinizde yumuşama mı oldu?
Hayır. Benim itirazım 3 maddenin tek maddeymiş gibi oylanmasıdır. Türkiye'nin yeniden Demirel ile devam etmek yerine başka bir profilde uzlaşabilme imkânını bulabilmiş olmasını dilerim.
Yani şimdi Demirel'e kerhen mi oy vereceksiniz?
Uzlaşmanın Demirel üzerinde olması, Türkiye adına bir talihsizlik. Biz yeni uzlaşmalar yaratabilme yeteneğinden yoksun olduğumuz için statükonun devamından yanayız. Statükoyu sürdürerek istikrarı da sürdürmeye çalışıyoruz. Ama bir ülke, değişimi geciktirerek uluslararası rekabette hak ettiği yeri alamaz. Bu, değişimi geciktirme girişimidir.
5 artı 5'e imza vererek bu değişimi geciktirenlerden birisiniz.
Ben hükümetin mensubuyum. Bireysel davranmak, kendi imajını arayan ve yaratan bir adam olmak için önümde olağanüstü fırsatlar varken bunu reddediyorum. Toplumun hissiyatını seslendiren bir adam olarak, kişisel imajıma dönük son derece olumlu, boş bir kulvar görüyorum. Ama bir takım oyuncusu olmanın ahlakı içinde susuyorum.
Parti ahlakı adına, devletin başına onaylamadığınız birini geçirmekten de geri durmuyorsunuz.
Ama lütfedip siz bana Erkan Mumcu bu konuyu nasıl yorumluyor diye sorduğunuzda dürüstçe diyorum ki, Türkiye doğru yapmıyor.
Özetle, "Biz ANAP grubu, kerhen Demirel'i seçeceğiz. Ağlayarak bağrımıza taş basacağız" mı diyorsunuz?
Kerhen ve taş basarak diye bir ifadem yok.
Peki, ama demin "Taze" bir adayınız olup olmadığını sorduğumda "yok" dediniz. Sonra Mesut Yılmaz'a cumhurbaşkanı olarak "Evet" dediniz. Taze bir adam olmamasına rağmen liderinizi cumhurbaşkanı yapma isteğinin neresi ahlaklılık?
Bir dakika! Öyle bir ilişki kuruyorsunuz ki aynı şeyler değil. Ben aday bulmak ve göstermek durumunda değilim.
Gönlünüzdeki gerçek aday kim?
Sembolik olarak söyledim daha önce de, Yılmaz Erdoğan.
Dalga mı geçiyorsunuz?
Dalga geçmek değil. Türkiye'nin değişmeye ve yenilenmeye ihtiyacı var.
Sizin gibi iddialı bir adamın aynı hamamda aynı tastan yıkanacağına, yırtacağı bir sayfa, ezeceği bir tabu yok muydu?
Burada inisiyatif sahibi değilim. Hariçten gazel okumanın bana bir yararı yok. Bunu Bülent Ecevit'e, Mesut Yılmaz'a, Devlet Bahçeli'ye niye sormuyorsunuz? Benim adıma da sorun.
Halka gidilse Demirel yeterince oy alır mı?
Sandıktan ne çıkacağını kimse bilemez.
Mesut Yılmaz, "Halka gidilse en fazla oyu Demirel alır" demişti.
Sandık sürprizlere gebedir. Kimin anasının ağlayacağı, kimin anasından doğduğuna pişman olacağı, kimin kimi anasından doğduğuna pişman edeceği belli olmaz.
Sezgileri güçlü biri misiniz?
Sezgilerim beni hiç yanıltmamıştır. Bazen de küçük tatlı armağanlar verir. Mesela üniversite sınavına girmeden önce, alacağım puanı bilirim. Ve bunu herkese duyururum. Söylediğim noktasına virgülüne kadar da olur. Mesela doğacak çocuklarımın cinsiyeti içime doğar.
ANAP'a başkan olacağınız da içinize doğuyor mu?
Bunları konuşmak için buluşmadık.
Bundan güzel yanıt olamazdı.
Hiçbir zaman bir şey olmak için mücadeleye girmedim. Hep bu ülkenin insanları için bir şeyler olsun diye mücadele ettim. Beni yakından tanıyanlar bilirler. Mütevazı ve mücadeleci bir kimliğe sahibim.
Mücadeleci olduğunuz açık ama pek mütevazı görünmüyorsunuz.
İddialarım egosantr değildir. Ülkenin dinamizmine işaret eden, pozitif düşünmeyi motive eden iddialardır. Rahmetli dedem derdi ki, ‘niyet hayır olunca akıbet hayır olur'. Hayatımın bir numaralı felsefesidir.
İmam Hatip'te okuduğunuz ve bunu gizlediğiniz doğru mu?
Hayır. Yalvaç Atatürk Lisesi'nden mezunum. 5 değişik okulda okudum. Bunlardan biri endüstri meslek, diğerleri normal düz liseydi. İmam Hatip'te okusaydım gizlemezdim. İma edilmeye çalışılan şey muhafazakâr değerlere sahip olduğum ise evet, milletinin hissiyatını paylaşan bir adamım.
Şalvarlı, tespihli, sakallı resimleriniz olduğu söyleniyor. Bunlar ne zaman ortaya çıkar?
Aman ne güzel. Hiç şalvarlı, tespihli bir resmim olmadı. İmse varsa da çıkarsın. Ha, 18 yaşımdan 30 yaşıma kadar, yani 12 yıl hep sakallıydım. Siyah üzüm gibi bir sakalım vardı.
Bu narsisist bir ifade değilse, ancak bir kadının tanımlaması olabilir.
Kayınvalidemin. Bana karabiber diyordu. Sakalın bana çok yakıştığını düşünüyordum.
Dinle alakalı olmayan bir sakal mıydı?
"Dinle alakası yoktu" gibi bir cevap vererek, inanç gereği sakal bırakmayı küçümsemek istemem. Dinin, bir aksesuara, bir biçime indirgenebilir bir şey olduğuna hiç inanmadım. Eğer kız arkadaşlarım yakışmadığını söyleselerdi keserdim ama çok yakıştığını söylüyorlardı.