Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

Sadece: Erol Aksoy

Oray Eğin
Akşam Gazetesi

09.04.2007

Dünkü Zaman gazetesinde Nuriye Akman'ın Erol Aksoy röportajında en ilgi çekici taraf, yıllardır kendi adının etrafında soğuk, erişilmez, snob bir hava inşa edilen bir işadamının belki de ilk defa insani taraflarını, hatta zaaflarını hiç korkmadan sergilemesiydi. Erol Aksoy, hızlı başladığı serüveninde büyük sekteye uğramış, başarıdan başarıya koştuğu iş hayatında birden İstanbul'un en güzel yalısı da dâhil her şeyini kaybetmişti.

Nuriye Akman, dün yeniden toparlanmaya çalışan bir adamı konuşturmuş. Servetine el konulduğu geceyi şöyle anlatıyor Aksoy: "Kızım, bizim evimize gelip giden bir arkadaşının evinde bizim evden çıkmış, müzayedede satın alınmış bir malı gördü. Düşünebiliyor musunuz o gencecik kızın üzerindeki tesiri? Oğlum, iki gün iki gece evine dönmedi. Akrabasına gitti. Oralarda eğleniyor zannediyorum, meğersem dönmek istiyormuş. Çünkü ufacık, eski bir televizyonu bile götürdüler odasından. (...) En büyük suçluluk duygum aileme karşı. Niye benim yüzümden bu hale düşmüş olsunlar? Bu çok ağır bir olay."

Erol Aksoy'un böylesine samimi bir şekilde açılması dikkat çekici... Zira bankacılık hayatında da, daha sonraki medya patronluğunda da onun en büyük sermayesi belki de serinkanlılığı, soğukluğu, hislerini belli etmemesiydi. "Cool killer" bile denebilirdi Aksoy için; bankacılık, ardından da medyada yaptığı operasyonlara bakılarak.

Ama bugün bir medya patronunun insanileşebildiğini görmek açısından da sevindirici...

Erol Aksoy tekrar gündemde, çünkü işletip borçlarını ödeme karşılığında geri aldığı Cine5'le medyaya girdi yeniden. Onun televizyonculuk tarihi açısından bir devrimci olduğunu bilenler de gözlerini dikmiş yapacağı hamleleri bekliyor. Kendisinin bu işte çok heyecanlı, bir o kadar da profesyonel olduğunu basında çıkan haberlerden okuyoruz. Tıpkı Show TV'yi kurduğu günlerde olduğu gibi büyük bir rapor hazırlatmış, işi kitabına göre yapmaya kararlı.

Aynı zamanda belki de en nev'i şahsına münhasır medya patronu. Pek çok kişi onunla çalışmanın imkânsızlığı söyler, şikâyet eder. Bazıları içinse gerçek bir öğreticidir. Dâhilik sınırlarında gezen bir IQ, dünyada bile pek az kişiye nasip olacak bir eğitim (MIT artı Harvard) onu temas edildiğinde bir şeyler öğrenilesi biri kılıyor zaten.

Aksoy'un en ilgi çekici taraflarından biri karakter özelliklerini iş hayatına yansıtabilmesi. Bunlar giderek birer şehir efsanesine dönüşüp medyada dolaşa dolaşa büyür ve mit'e dönüşür. Hakkında en fazla mit üretilen isimlerin başında gelir; Show TV'yi kurduğunda ilk genel müdür olarak bir o kadar efsane sahibi Güneri Cıvaoğlu'nu seçmesi tesadüf mü acaba?

Pek çoğu doğru olan bu mitlerden bazılarına ben de zamanında tanıklık ettim. Eskiden, 32.Gün'de Show TV'deki Erol Aksoy kanunlarıyla boğuşmak zorunda kalıyorduk. Programın tanıtımı için altyazı için sınırlar belirlemişti Erol Aksoy. Diyelim ki 15 kelime. 16 kelime yazdığınız zaman yayın yönetimle aranızda sorun oluyordu. Ve belli haber kalıpları, dilleri vardı. Altyazıların dilinin ortak olması gerekiyordu; belli cümle kalıplarının içinde gidip geliniyordu.

Gece yarıları yayın yönetimi arayıp bir hataya takıldığı, yanlış bir kelime gördüğü ve ortalığı ayağa kaldırdığını söylemeye gerek yok herhalde. İşinin bu kadar içinde olan bir başka patron var mı, bilinmez.

Bir gün Cine5'in logosunu beğenmeyip telefon açtığı ve ekrandan logoyu kaldırttığı konuşulur hep. İki hafta logosuz yayın yapan kanal, sonra bugün de kullanılan ‘emboss' logosuna kavuşmuştur.

O zamanki Show TV'de yine bizzat patronun karar verdiği renk ve grafik bütünlüğü, program jenerikleri ve sarsılmaz, oynanmaz, değiştirilmezdi. Hatta Maslak'taki Show TV binasında Erol Aksoy "Zaten kat düğmesine basınca kapanıyor" dediği için asansörde ayrıca kapama düğmesi bulunmuyordu.

Ancak belki de en ilginç takıntılarından biri Aksoy'un kahverengine duyduğu nefretti. Aksoy bu renkten o kadar haz etmiyordu ki, Show TV'de hiç kimse kahverengi takım giyemezdi...

Öte yandan şunu da söylemek gerek: Bire bir çalışanlar, Erol Aksoy'un kimi konulardaki yanlış ısrarlarını, onları kırmanın güçlüğünü ve direncini de eklemeden geçmezler.

Ancak Erol Aksoy, Türk medyası açısından bir zenginliktir, renktir. Kültürel birikimi, yaşam tecrübesi ve hattâ takıntılarıyla da. Zira bu karakter özellikleri yılların süzgecinden geçerek, pek çok eşiği atlatarak oluşmuştur sonuçta.

Bu bakımdan onun Cine5 macerası önemsenmeli.