Doğru Olan
Taha Kıvanç
Zaman Gazetesi
01 Aralık 1995
Musevi 'işadamı' Nesim Malki'nin öldürülmesi ile ilgili haberleri izliyor musunuz? Bursa'da çapraz ateşe tutulan Malki'yi, yabancı ajanslar, 'İslâmi Cihad' örgütüne öldürttüler. İşin doğrusu ertesi gün bizim gazetelerde yazıldı.
Meğer Nesim Bey ülkemizin öndegelen tefecilerinden değil miymiş... Gazeteler, Nesim Malki'nin Kıbrıs'ta Tunca Bank'ın sahibi olduğunu, Sümerbank'ı satın alan Hayyam Garipoğlu'nun ardındaki kişi olarak tanındığını yazdılar... Anlaşılan, Nesim Malki'yi, canını yaktığı biri öldürmüş...
Adam 'tefeci', ama Türkiye'nin dış siyasetiyle de yakından ilgili. Geçen yılın son günlerinde Milliyet'e şunları söylemişti: "Bana Türkiye'de banka kurma izni versinler, tüm dünyadaki Musevi lobisinin Türkiye'yi desteklemesini sağlarım..." Bankacı değil, milletvekili yapılacak adammış müteveffa...
Nesim Malki için ailesinin verdiği vefat ilânında bir gariplik dikkatimi çekti. Meğer esas adı Nesim değil 'Niso' imiş... Zaten, içinde bulunduğu camiada da, 'tefeci Niso' lâkabıyla anılıyormuş Nesim Bey...
Benim aklım, böyle durumlarda, hemen paralellikler peşinde koşar. Sadece aynı cemaatin bir ferdi olduğu için değil, bu sütunda kendisinden söz ederken, adını 'Jefi' biçiminde yazmama itirazı yüzünden de Cefi Kamhi aklıma geliverdi. 'Niso' Nesim'in kısaltılmışı ise, acaba Cefi neyin kısaltılmışı?
Küçük bir araştırma sonucunda şu ortaya çıktı: Profilo Holding'in veliahtının adı, çeşitli yerlerde çeşitli biçimlerde yazılıyor. Kimi gazete, ondan bahsederken Jefi'yi, kimi ise Cefi'yi tercih ediyor... Hatta, yıllar içinde, bir gün Cefi diye yazarken, başka bir gün Jefi'yi uygun gören gazeteler bile var... Nitekim, benim yazımda Jefi biçimini kullanmam da, o yazıyı yazdıran sebep olan Nuriye Akman'ın röportajıydı. Akman da, röportaj boyunca, Jefi Kamhi deyip durmuş... "En son görüşen o, doğrusu onun yazdığı gibi Jefi olmalı" deyip Cefi Kamhi'nin pek kızdığı hatayı işlemişim...
Aslında, Profilo'nun veliahtının Cefi'liği yeni; herhalde o da, daha uzun olan ismini eş–dost arasında kullanılan 'Cefi' kısa ve sevimli biçimine sonradan çevirmiş... Hürriyet'te okumuştum bunun haberini: "Jak Kamhi'nin oğlu, nüfus kayıtlarında 'Josef' olan ismini Cefi olarak değiştirdi." (23 Nisan 1992)
Cefi Kamhi'nin, Profilo'yu Bosch'a sattıktan sonra da, 'tam–iş' sahibi olması beni gerçekten mutlu etti. Çünkü, her ne kadar, "Ben daha ziyade telekomünikasyon ve yüksek teknoloji ile ilgilenirim" dese de, silâh sanayiine, zırhlı araçlara meraklı biri olarak da tanınıyor o... Cefi Kamhi'nin işsiz ya da yarı–işsiz kalması bir çok kişiyi etkiler... Şimdi DYP'den İstanbul 2. bölge 3. sıra adayı; seçilince, asker–sivil bir çok dostu üzülecek demektir...
Hepimiz, "30 yıla yakın bir süredir Musevi cemaatinden biri Meclis'e girmemişti" diye yazıp duruyoruz. Bu doğru. Ama, bir başka doğru daha var. Yaklaşık 500 yıldır ülkemizde yaşayan Museviler, sayıca en az noktadalar bugün; bir ara yüzbinlerle ifade edilen sayıları İsrail'e göçlerle çok azaldı, 25 bine kadar düştü... "Listemde her kesim ve cemaatten biri olsun" dengesini güden DYP lideri, Cefi Bey'i, partisinin oyunu 25 bin artırmak için listeye koymadı herhalde... Sanıyorum, ilgi alanına giren konularda Cefi Kamhi'den yararlanmayı düşünüyor Tansu Hanım...
Tansu Çiller ile Cefi Kamhi eski dostlar. Aslında, 40 yaşına ermemiş işadamı ve kadınlarının üye olduğu Türkiye Genç İşadamları Derneği'nin, yaşı sınırın üstünde olmasına rağmen, üyesiydi Tansu Çiller. DYP'ye lider ve başbakan olduğunda, TÜGİAD Başkanı Cefi Kamhi,"Türkiye'nin en genç ve ilk kadın başbakanının üyelerimiz arasından çıkmasından büyük mutluluk duyuyoruz" demişti (Hürriyet, 20 Haziran 1993).
Ülkemizde yaşayan Museviler'in, Lozan'a göre 'azınlık' statüsünde olduklarını kabul ettiğine göre, Cefi Bey ile tek ihtilâfımız, masonluğu konusunda... "Üyeydim, sonra alâkam zayıfladı, devamım aksadı, dernek statüsündeki bu kuruluştan ayrıldım; yani alıntı yaptığınız röportaj sırasında da değildim, şu anda da mason değilim" diyor Cefi Bey...
Masonluk bir kişisel tercih sorunu; bu tercihi yapanı sorgulamam. Cefi Bey, İrem Locası'nın kayıtlarında gözüktüğü halde, "Değilim" demeseydi, o özelliğini sadece kaydeder geçerdim. Ancak, politikaya atılan bir kişinin, daha ilk gün yola yalan söyleyerek çıkması, seçmenleri kadar beni de ilgilendirir...
Masonluk, öyle keyfe göre girilip, istendiği zaman çıkılabilen derneklerden değildir. Teklifle olunur ve aday–üye asla ayrılanamayacağı konusunda iyice uyarılır. Mason olmak isteyenin önüne sürülen uzun belgede şu satırlar da bulunur: "Şu hususu da iyice düşününüz ki, topluluğumuza katıldıktan sonra çıkmak pek kolay değildir. Buna 'beklediğinizi bulamamak' gibi bir sebep ve bahane göstermeye kalkışırsanız, o zaman, 'defalarla ihtar ve tekrar ettiğimiz, esaslı bir tetkik ve teemmülde bulunmadınız ve bundan dolayı lâyık olmadığınız halde masonluğa girmeye kalkıştınız' gibi oldukça ağır bir cevapla karşılaşabilirsiniz." (İlhami Sosyal, s. 499)
Cefi Kamhi milletvekili adaylığına yalanla başlamamalıydı...